Thu 24 Jm2 1435 - 24 April 2014
106461

Terâvih namazında uzun okumak sûretiyle namazı uzatmak

Bir mescidin imamı, insanlara Terâvih namazını kıldırırken her rekâtta bir tam sayfa yani yaklaşık 15 âyet okumaktadır.Fakat bazı insanlar, bundan dolayı imam kıraatı uzun tutuyor, demekte diğer bazıları ise bunun tersini söylemektedirler.
Terâvih namazında sünnet olan kıraat nasıldır (kıraat miktarı ne kadardır)?
Kıraatın uzun olup-olmadığını bildiren, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den bu konuda herhangi bir sınır var mıdır?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

"Sahih-i Buhârî'de sâbit olduğuna göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Ramazan ve Ramazan dışındaki gecelerde 11 rekât namaz kılardı. Fakat Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kıraatı ve namazın rükünlerini uzun tutardı. Öyle ki bir rekâtta tertilli ve yavaş bir şekilde beş cüz bile okumuştur.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- gece yarısı olunca veya gece yarısından biraz önce veya sonra kalkar ve fecir vaktinin doğuşuna yakın bir zamana kadar namaz kılmaya devam ederdi. Yaklaşık beş saatlik bu süre içerisinde 13 rekât namaz kılardı. Bu ise, kıraatı ve namazın rükünlerini gerektirir.

Ömer -Allah ondan râzı olsun-, insanları Terâvih namazında biraraya getirdiği zaman sahâbe namazı yirmi rekât olarak kılıyorlardı. Sahâbe, bir rekâtta Bakara sûresinden 30 âyete, yani yaklaşık 4 veya 5 sayfaya yakın okuyorlardı. Örneğin Bakara sûresi ile 8 rekât kılıyorlardı. İmam, Bakara sûresi ile 12 rekât kıldırdığı zaman namazı hafifletmiş sayıyorlardı.

İşte Terâvih namazındaki sünnet olan kıraat şekli budur. İmam, -bazı imamların dedikleri gibi-, kıraatı hafifletir ve rekâtların sayısını 41 rekâta kadar arttırırsa, bunda bir sakınca yoktur. Eğer 11 veya 13 rekât ile yetinir de namazın kıraat ve rükünlerini uzun tutarsa, bunda da bir sakınca yoktur. Terâvih namazı için belirli bir rekât sınırı yoktur. Senden istenen şey; gönül rahatlığı ile ve yavaş bir şekilde namazını kılmandır.Bu ise, bir saat veya buna yakın bir süreden aşağı olmamalıdır.Her kim, bunu, namazı uzatmak olarak görüyorsa, sünnete aykırı davranmış olur ki, onun da sözüne itibar edilmez."

Abdullah b. Abdurrahman el-Cibrîn; "Fetâvâ İslâmiyye"; c: 2, s: 157-158
Create Comments