Mon 21 Jm2 1435 - 21 April 2014
12277

KARISINA KARŞI CİNSEL GÖREVLERİNİ YERİNE GETİREMEYECEĞİNİ BİLEN BİR KİMSENİN ELLE BOŞALMASI (MASTURBASYON YAPMASI) CÂİZ OLUR MU?

İslâm şeriatına göre, evlenmeye gücü yeten bir kimsenin, meşrû olmayan cinsel davranışlara düşmemek için en yakın bir zamanda evlenmesi gerekir. Bu meşrû olmayan yollardan birisi de elle boşalmak (masturbasyon yapmak)tır. Fakat bir erkek, hanımının kendisinin üzerindeki haklardan birisi olan cinsel haklarını yerine getiremeyeceğnden emin ise, ne yapmalıdır?
Bu kimsenin hemen evlenmesi gerekir mi?
Yoksa bu kimsenin elle boşalması (masturbasyon yapması) câiz midir?

Hamd, Allah Teâlâ'yadır.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ! مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ، وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ؛ فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاءٌ.)) [رواه البخاري]

"Ey gençler topluluğu! Sizden kim, evlenme imkânına sahip olur ve buna gücü yeterse, evlensin. Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruç tutsun. Çünkü oruç,(harama düşmekten) bir himâyedir." (Buhârî; nikah babı, hadis no: 4677).

İbn-i Hacer -Allah ona rahmet etsin- "Fethu'l-Bârî" adlı eserinde şöyle demiştir:

"İslâm âlimleri, erkeği evlenme konusunda kısımlara ayırmışlardır:

Bunlardan birincisi: Evlenmeyi arzulayan, evlenme masraflarına güç yetiren ve zinâya düşmekten korkan kimsedir. Bütün âlimlere göre bu kimsenin evlenmesi mendubdur. Hanbelîler, bir rivâyette bu kimsenin evlenmesinin farz olduğu görüşündedirler.Fakat İmam Ahmed'in meşhur olan görüşü, evlenmeye gücü yeten ve evlenmeyi arzulayan kimsenin evlenmesinin farz olmadığıdır. Ancak zinâya düşmekten korkması, bunun dışındadır.

İbn-i Dakîk el-Îyd şöyle demiştir: 'Fakihler, nikahı (evlenmeyi) beş fıkhî hükme (farz, haram, mekruh, mübah, mendup) ayırmışlardır:

Bir kimse zinâya düşmekten korkar, nikaha (evlenmeye) gücü yeter ve endişeden kurtulup rahatlaması imkânsızlaşırsa, bu takdirde onun evlenmesi farzdır.

Yine İmam Kurtubî bazı âlimlerinden -ki o, el-Mâzirî'dir- şöyle dediğini anlatmıştır:

'Evlilik olmadan, zinâdan geri duramayan kimsenin evlenmesi, farzdır.'

Yine şöyle demiştir:

'İmkanı ve isteği olmamakla birlikte eşiyle cinsel ilişkiye girmek ve ona infakta bulunmak konusunda kusur eden kimsenin evlenmesi, haramdır.'

es-Seffârînî de şöyle demiştir:

'Eşine infakta bulunamayacak kadar fakir olan, çalışıp onun geçimini temin edemeyecek durumda olan ve şehveti de olmayan kimsenin, evlenme masraflarına gücü yetmeyeceği, hanımının şehvetini gideremeyeceği ve evliliğe de ihtiyacı olmayacağı için evlenmesi mekruhtur."  Bkz: (Ğizâu'l-Elbâb; c: 2, s: 434).

İyâz şöyle demiştir:

"Kendisinden zürriyet (nesil) yapması beklenen herkesin, -cinsel ilişkiye girmek için şehveti olmasa bile- evlenmesi mendubdur.

Nitekim Rasûlullah -sallallau aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( تَزَوَّجُوا الْوَلُودَ الْوَدُودَ فَإِنِّي مُكَاثِرٌ بِكُمْ.)) [ رواه أبو داود والنسائي وابن ماجه]

"Kocasını çok seven ve çok doğuran kadınla evlenin.Zirâ ben, (kıyâmet günü diğer peygamberlere karşı) sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim." (Ebu Davud, Nesâî ve İbn-i Mâce).

Ayrıca Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- evlenmeye teşvik etmiş ve bunu açıkça emretmiştir.

Yine, cinsel ilişkiye girmenin dışında kadınlardan faydanlanmak istemeyen kimsenin de evlenmesi mendubdur.Zürriyet sahibi olma gücüne sahip olmayan (kısır olan) ve kadınlarla evlenip onlardan faydalanma isteği ve arzusu olmayan kimseye gelince, -kadın onun bu durumda olduğunu bilir ve buna râzı olursa- bu takdirde bu kimsenin evlenmesi mübahtır."

Yukarıda zikredilen hadiste, elle boşalmanın (masturbasyonun) haram olduğuna bir delil vardır. Çünkü elle boşalmak meşrû olsaydı, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- mutlaka ona yönlendirir ve onu teşvik ederdi.

Bu konuda (329) nolu sorunun cevabına bakabilirsiniz.

Bir insan, Allah rızâsı için, Allah Teâlâ'nın kendisine haram kıldığı şeye sabreder de onu terkederse, hiç şüphe yok ki, Allah Teâlâ kıyâmet günü mutlaka ona ecrini ve mükafatını verecektir. Zirâ Allah Teâlâ için bir şeyi terkeden kimseyi, Allah Teâlâ onun daha hayırlısıyla mükafatlandırır.

Allah Teâlâ'nın, mü'minlerin vasıflarını belirtirken şu âyetlerde buyurduğu gibi, evlenmek mendubdur:

(( وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (5) إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (6) فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاء ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (7)) [سورة المؤمنون الآيات:5-7]

"Onlar ki iffetlerini (edep yerlerini, Allah'ın haram kıldığı zinâ, eşcinsellik ve her türlü fuhşiyattan) korurlar. Yalnız eşleri ve cariyeleri bunun dışındadır. (Bunlarla cinsel ilişkiye girmelerinden dolayı) kınanmış değillerdir.Şu halde kim, bu sınırın ötesine geçmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir!" (Mü'minûn Sûresi: 5-7).

Buna göre, (evlenemeyen) her müslümanın, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yönlendirdiği ve teşvik ettiği şer'î yola girmesi yani oruç tutması gerekir.

Allah Teâlâ bizi ve seni harama düşmekten korusun.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.

Muhammed b. Salih el-Muneccid
Create Comments