Fri 25 Jm2 1435 - 25 April 2014
83997

Bütün sıkıntıların sebebi namazı terk etmektir

Ben 23 yaşında genç bir kızım. Açıkça söyleyeyim ki namaz kılmıyorum.
Namazı kılsam bile bütün farzlarını kılmıyorum. Açıkçası ben müzik de dinliyorum. Ancak Allah şahidim ki bu konu bende psikolojik bir durum yaratıyor. Namaz kılmak istiyorum, Allah'a itaat etmek istiyorum, O'ndan da korkuyorum. Müslüman biri olduğum için de övünüyorum. Rabbim ortağı olmayan tek Allah'tır. Sevgili Mustafa s ve siretini seviyorum.
Kıssalarını dinlediğimde etkileniyorum. Allah'a hamd olsun. Bu yıl Umre'ye gitmemi Allah nasip etti. Bunun için çok sevinçliydim. Buna rağmen kendimi inkârcı hissediyorum. Ya da benimle kâfirler arasında bir fark göremiyorum. Çünkü namaz kılmıyorum. Namaza devam etmek için çok uğraştım.
Ancak bu duruma nasıl geldiğini bilmiyorum. Bilmeniz gereken bir durum da ben uzun bir müddet hiç namaz kılmadım. Din hakkında çoğu durumları bilmediğimi hissediyorum. İslam dinine ait işlerden namaz veya zekât yâda umre vb. hiçbir ameli Allah'ın benden kabul etmeyeceği hissine kapıldım.
Gideceğim yer kuşkusuz cehennemdir. Elimden tutacak ve bana nasihat edecek, bu kayboluş durumumdan çıkaracak birine muhtacım. Bu durumda oluşuma da nefret ediyorum!!
Bütün bunların yanında başka bir problem daha var. Ramazan'da çoğu günler oruç tutmadığımı da hissediyorum. Ben herhangi bir hastalıktan da şikâyetçi değilim. Yani oruç tutmama engel bir durum yok.
Açıkçası ramazandan mı yoksa Şevval ayından mı altı gün oruç tuttuğumdan bile emin değilim. Bu durumları karıştırdım. Bu probleme Allah'tan uzak kaldığım dönemlerde karşılaştım. Ben Allah'ın sebebsiz yere orucu bozandan kabul etmeyeceğini ve kefaret gerektiğini de biliyorum. Ne yapmalıyım?
Lütfen bana yardım edin ve bilgilendirin. Lütfen. Ben çok umutsuzum.
Allah'ın izniyle vereceğin cevabı iyilikler tartısında kılmasını Allah'tan dilerim. Sizin ve bütün Müslümanların mükâfatını hayırla versin.

Bütün övgüler Allah'adır.

İlkin:

Değerli kız kardeşim, önce problemin yerini belirlemen ve sonra tedavisine başlaman gerekir. Problemin sınırlaması konusunda bizden yardım etmemizi istiyorsan sana şunu diyoruz: problem senin kendinde ve başka hiçbir şeyde değildir. Başkalarının sana yaptıkları yardımın hiçbir faydası olmaz ta ki sen kurtuluşu kendinde bulmadıkça.

Sorunda açıkladığın duygular, senin istikamet ve salah değerlerinin varlığını göstermektedir. Mü'min o kimsedir ki kendini hesaba çeker ve kınar. Görünen o ki sen de bunu yapıyorsun.

Mü'min görevi yapmamaktan günahlarından korkar. Onları büyük bir dağ gibi üstüne düşeceğini görür. Görünen şu ki sen de bunu hissediyorsun.

Mü'min İslam'ıyla ve imanıyla yücelir. Bu büyük dine mensup olmakla şeref duyar. Değerli Peygamberi Muhammed'i s ve risaletini sever.  Bu açıkça sende var!!?

Bütün bu saydıklarımıza rağmen dini farzlardan en büyüğü namaz gibi bir görev nasıl aksatılır?

Bizim şu açıklamaktan başka bir yolumuz yoktur. Nefsi idare ve kontrolde kötü yönetmektir. Yoksa namazı eda etmek ne çok vakit ne de çok gayret ister. Kişinin dakikalarca rabbi ile baş başa kalıp O'na yalvarması ve yakarmasıdır, dünyanın ağırlığını ona bildirmesidir, O'nun rahmetine ve O'na olan şevkini yine O'na şikâyet etmesidir. Eğer nefislerimiz bu belirli dakikalarda buna bağlanmaya tahammül edemiyorsa hayatta asla başarılı olacağımızı sanmıyorum. Nefsi yönetmek biraz da inatçı ve azimli olmakla alakalıdır. Biz Müslümanları rabbimiz gücümüzün dışındaki ile sorumlu tutmamıştır. Bilakis bize sıkıntı verecek bir sorumluluk da yüklememiştir. Allah bizim tevbe etmemizi ve bizden hafifletmemizi ister.

Allah şöyle buyurmaktadır: "Allah size kolaylığı ister ve size zorluğu istemez." el-Baqarah, 185

Başka ayette ise: " Allah size (bilmediklerinizi) açıklamak ve sizi, sizden öncekilerin (iyilerin) yollarına iletmek ve sizin günahlarınızı bağışlamak istiyor. Sınırsız bilen, yegâne hikmet sahibi Allah ’dır.  Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; şehvetlere tabi olanlar ise büyük bir yamuklukla tamamen yoldan çıkmanızı isterler. Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan (kadınlara ve cinsel ilişkiye karşı) zayıf yaratılmıştır.

 " en-Nisa, 26-28

Namaz Allah'ın bizlere kereminden ve ikramından yazılan bir farzdır. Kim onu korur ve gerçek anlamda ikame ederse Allah'ın üzerimizdeki fazlını görür. Bunu bizim için yazdığında mahrum olan insanın aslında Allah ile sıla lezzetini kendine yasaklayan bilmektedir.

Ebu Hureyre'den(r.a.) Peygamber şöyle buyurdu: "Namaz en hayırlı konudur. Kim onu kılmayı çoğaltabilirse çoğaltsın." Tabarani 1/84'te rivayet etti, el-Elbani ise Sahihut-Terğib'in 390'da sahih olduğunu belirtti.

Bakın Allah namaz için temizlenmeyi nasıl farz kıldığını şu ayetlerde belirtiyor: " Allah size bir zorluk çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister ki; belki şükredersiniz." el-Maideh, 6

Sevdiğin ve hayatını sevdiğin Peygamber Mustafa s şöyle buyurmaktadır: "Göz aydınlığım namazda kılındı." en- Nisai rivayet etti. Hafız İbn-i Hacer et-Telhısul-Habir'in 3/116'da hasen olduğunu belirtti. el-Elbani ise es-Sahihun-Nesai'de sahih olduğunu belirtti.

Mü'min bir kişi bütün bu bereketlerin ve hayırların kendisi için kaçmasına nasıl rıza gösterir?

İbn-il-Qayyim- rahimehu Allah- şunu belirtir:

Zaman nasıl geçer, ömür biter hala kalp bu kokuyu koklamamışsa yazıklar ve pişmanlıklar onun olsun! Dünyaya geldiği gibi gitmiştir. Onda en güzel olan tatmamıştır. Bilakis orada hayvanlar gibi yaşamıştır. Oradan müflisler gibi ayrılmıştır. Hayatı bir acizlik ölümü ise bir sıkıntıdır. Dönüşü pişmanlık ve üzüntüdür. Allah'ım, Sana hamdolsun, şikayet Sana'dır, yardım Sen'dendir, kurtuluş Sen'inledir, tevekkül Sana'dır, güç ve kuvvet ancak Sen'inledir." Tariqul-Hicreteyn, sayfa 327

Bu sözleri daha çok umutsuzluğa düşesin diye sana anlatmıyorum. Oysa bundan bir an evvel kurtulman için gayret göstermeni istiyorum. başına gelen aslında en kolay farzları yapmaktan aciz olduğunu ve bunun dışında ki ibadetlerden daha da aciz olduğunu bilmen içindir.

Hayatında umutsuzluğa yer olmadığını Allah'ın katında kılman gerekir. Umutsuzluğa düşenlerden Allah'ın nefret ettiğini de bilmelisin. "Rabbinin rahmetinden ancak sapıtanlar ümitlerini keserler." El-Hıcr, 56. rahmetiyle ve fazlıya müjdelenenlerin ibadetini yapmalısın. O'nun kereminin genişliğinden ki kötülükleri bağışlıyor, zellatı affediyor. Bilakis Allah şöyle buyurmaktadır: "Ancak kim tevbe ederse, iman ederse, Salih amel işlerse işte o kimselerin kötülüklerini iyiliklerle değiştirir. Çokça bağışlayan ve merhamet eden Allah'tır. Kim de tevbe eder, Salih amel işlerse Allah'a tevbesi kabul olan gibi tevbe etmiştir." El-Furqan, 70-71. Bazı filozoflar "Umutla ancak çalışma gelir" demişlerdir. Şeytanın seni içine düşürdüğü bu umutsuzluk durumundan ancak işe başlaman ile çıkabilirsin. İstikamete tabi olmakla başarabilirsin.

Başlangıçta belki eksikler olabilir.

Allah şöyle buyurmaktadır: "Allah'ın rahmetinden umutsuzluğa düşmeyin. Allah'ın rahmetinden umutsuzluğa ancak kâfirler toplumu düşer." Rica etmek kula istediği yolunda gayret ve çaba sarf etmesini gerektirir. Umutsuzluk ise ağırdan almayı ve yavaşlatmayı emreder. Kulların istediklerinin en güzeli ise Allah'ın fazlı, ihsanı, rahmeti ve umududur. 

" Allah'ın rahmetinden umutsuzluğa ancak kâfirler toplumu düşer." Çünkü onlar kâfirliklerinden Allah'ın rahmetini uzak buluyorlar, rahmeti onlardan uzaktır. Öyle ise kâfirlere benzemeyin. Bu da gösteriyor ki kulun imanına göre Allah'ın rahmetinden ve umudundan beklentisi vardır. İbn-i Sa'di Tefsiri.

Kendinde ilk başlayacağın durum namazı korumak için büyük bir düşünce ve azim bir gayret olgusuyla başlamalısın. Bu düşünce yemek, içmek, eğitim ve evlilik gibi başka dünya işlerinde düşündüğün gibi olmalıdır. Çünkü her işe bir önem ve düşünce önceden oluşur. Bazı selef kendilerini nafile namaz kılmaları için çok çaba sarf ederlerdi. Öyle ki Sabit el-Bennati rahimehu Allah şunu söyledi: Namazla(gece namazını kastetmektedir) tam yirmi sene uğraştım. Yirmi sene de onunla zevklendim.

Ta ki namazı koruma yöntemlerini düşünme ve önemseme olmadıkça bu düşünce ve önem de yeterli değildir. Senin yapmakla görevli olduğun Allah'ın farzlarını nasıl kendini aldatabilirsin? İnsan istediği duruma yardımcı olacak yöntemlerin en iyisini seçmede büyük bir güce sahiptir. Müezzinin Allahu Ekber sesini duyduğunda hemen kalkmaya özen göster. Senin meşgul olduğun şu dünyanın hepsinden Allah'ın daha büyük olduğunu hisset. Sonra Allah'ın sana farz kıldığını eda etmen için mihrabına yönel. Her namazdan sonra Peygamberimizin bize öğrettiği şu duayı da unutma:" Allah'ım, Seni zikretmem, Sana şükretmem, Sana güzel ibadet etmem için bana yardım et."

Ev halkı olarak Şevval ayının altı günlük orucunu tutmaya gayret ettiğinizi söylemiştin. Bu da namazı vaktinde kılman için sana yardımcı olacak güzel ve Salih bir izdir. Annenin ve kardeşlerinin namaza vaktinde kalktıklarını gördüğünde bunun için Allah'a hamd et. Namazı ve başörtüsünü bıraktıkları için aileleri tarafından dövülen çocukların şikâyetleri ne kadar da çok. Oysa sen Allah'a takva yolunda sana yardım eden bir ailen var. Namaz kılan, istikamet sahibi genç kızlarla arkadaşlık et. Onlardan namaz kılma konusunda yardım etmelerini iste. Bu senin için en hayırlı bir yardımcıdır.

Son olarak da kötülüklerden sakın çünkü bütün hastalıkların temelidir. Kötülük beraberinde başka kötülüğü getirmektedir. Öyle ki bir insanda toplanır ve onu helak eder. Namazı ağırdan alır, onun nurundan ve bereketinden onu alıkoyar. Allah'tan selamet dileriz.

İbn-il-Qayyim rahimehu Allah şöyle açıkladı:

Kötülükler emsalini dikerler. Biri birlerini doğururlar. Öyle kulu kendinden ayırır ve insan olmaktan çıkarır. Bazı selefin dediği gibi: kötülüğün cezası ondan sonra gelen bir kötülüktür. İyiliğin sevabı ondan sonra gelen bir sevaptır. el-Cevabul- Kafi, sayfa 36.

İkincisi: Ramazan orucuna gelince; sen ondan bazılarını özür olmaksızın tutmadığını belirtiyorsun. Sana şunu diyoruz: bu şüpheler için fetva verme. Görünen şu ki sen ailen ile birlikte bu ibadeti yerine getirdin. Zimmetten beri olmak için galip zann yeterlidir. Bundan sonra şüpheye yer yoktur.

Daimi Konsey Fetvalarının 7/143'te:

Tavaf, Sa'y ve namaz bittikten sonra şüpheye dönüp bakılmaz. Çünkü zahir olan ibadetin selametidir. Bitti.

Şeyh İbn-i Useymin rahimehu Allah açıkladı:

İbadet bittikten sonra şüphe edilirse durumdan tam emin olunmazsa ona tekrar geri dönülmez. Mecmuu Fetava Şeyh Useymin, 14/ soru sayı 746.

Özürsüz orucu bırakmak ne kaza ne de kefaret gerektirir. Oysa tevbe ve af dilemeyi gerektirir. Bunun açıklaması 50067 sorunun cevabında verilmiştir.

Allah'tan sana ecrini vermesini, kalbini hak ve din üzerine sabit kılmasını, taşlanmış şeytandan seni korumasını dilerim.

Allah her şeyi en iyi bilendir.

Islam Q&A
Create Comments