Thu 17 Jm2 1435 - 17 April 2014
97827

Batı İnsan Hakları Örgütleri ve Onların Hükümlerine Başvurmanın Hükmü

Uluslar arası insan hakları örgütleri eşitlik ve adalete, ırkı, rengi, türü nedeniyle insanlara zulüm ve düşmanlık yapmanın yasaklanmasına ve diğer yüce değerlere davet ediyor.. Onlarla yardımlaşmakta bir engel var mı? Eğer varsa: bu yüce değerlerin üzerine bir itiraz mı var?

Bütün övgüler Allah’adır.

Birincisi:

Müslüman bir kişiye düşen Avrupa ve batı eğilimli “İnsan Hakları” adıyla bilinen örgütlere aldanmamalı. Onlar dış görünüş olarak mustazafların yardımına, gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde insan şerefini düşüren. İşkenceye karşı duran örgütler gibi durmaktadır. Hepsine bakıldığında iyi durumlar olduğudur. Ancak onları başka görevleri vardır. Bu süreçle birlikte aile yıkımını gerçekleştiren prensiplerle hareket etmektedir. İslam’a ve peygamberimize ve diğer Peygamberlere vurmak için alan açmaktadır. Mürted olanın öldürülmesine, zina edene had uygulanmasına, hırsızlık edenin elinin kesilmesine karar veren şer’i hükümleri- kanun açısından, az veya nadir olmasına rağmen tatbiki açısından karalamak istemektedir. Bu örgütler aynı zamanda kadının velisi kararıyla evlenmesine, kadının örtünme emrine, karma olma durumunu yasaklamasına ve diğer prensipleri ilgilendiren şer’i ahkâma savaş açmaktadır.  Bunu da insanın bu şer’i yükümlülüklerden kurtulması, insanın yaptıklarında hiçbir faziletli inanca veya yüce şeriatın ahkâmına bağlı kalmadan özgür olması şeklinde gerçekleştirmektir.

Bu örgütlerin özetle çağırdığı: insan ahlakı sapıklıktan istediğini yapmalıdır. Homoseksüeller, lezbiyenler ve travestiler, sapık dinler yanında yer alırlar. İnsanın dinlerden istediğini inkâr etmesinin hakkı olduğunu telkin ederler. Peygamberlerle ilgili yorum da olsa görüşünü korkusuzca ve patavatlı bir biçimde açıklamalıdır. Aynı şekilde kadının babanın, kocanın ve dinin kurallarından kurtulmasına yardımcı olmaktadırlar.

İşte insan hakları hakkında uluslararası açıklamanın dayandığı bazı maddeler bunlardır. 10.12.1982 yılında Birleşmiş Milletlerin kararlaştırdığı durumları kendi sitelerinden naklettik:

1-                      Madde 2:

“Bu açıklamada adı geçen özgürlükler ve bütün haklardan her insanın kullanma hakkı vardır. Bu durum, hiçbir uyruğu ayırt etmeksizin, özellikle de ırk, renk, uyruk, dil, din, siyasi ve siyasi olmayan görüş, asli vatan, sosyal, servet, doğum veya herhangi bir durum nedeniyle ayrım yapılmayacaktır. Bitti.

Madde 18:

Her şahsın düşünce, vicdan ve din hürriyeti hakkı vardır. Bu hak şunları kapsar: dinini veya inancını değiştirmede hürriyeti, dinini veya inancını ibadetle, şiarlarını, pratiğini, eğitimini ister tek başına veya toplu olarak topluma açık veya kapalı bir biçimde uygulamasını açıklamada ki hürriyeti vardır.” Bitti.

Madde 19:

Her şahsın görüş ve yorum hürriyetini koruma hakkı vardır. Bu hak şunları kapsar: bazı görüşleri haberlerin ve düşüncelerin etkisinde zorlamaksızın benimsemede, bu görüşleri başkalarına herhangi bir yöntemle ve hiçbir sınır tanımadan taşımada ki özgürlüğünü içerir.” Bitti.

Bu haklar ve iddia edilen özgürlükler dinini göz ardı ederek bunlardan her insanın yaşamasına çağırıyorlar: burada Allah’ı birleyen ile O’na ortak koşan bu haklar ve özgürlükler önünde eşittir. Allah’ın kulu ile şeytanın kulunu aynı kefeye koymaktadır. Her taşa, puta, şahsa tapanın tam hakkını ve hürriyetini vererek kâfirliğinde ve ateistliğinde yaşamasına kefil olmaktadır. Bu Allah’ın şeriatında hem dünya hem de ahiret için kabul edilemeyen b,ir durumdur.

Allah şöyle buyurmaktadır: “Müslümanları mücrim kâfirler gibi mi eşit kılalım? Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?” (el-Qalem, 35–36)

Ve ayette: “Yoksa iman ed(ip tasdik ed)enleri, Salih ameller yapanları yeryüzünde bozgunculuk edenlerle bir mi tutacağız? Yoksa muttakiler ile facirleri de bir mi tutacağız.” (Sad, 28)

Ve ayette: “Mü’min olan kimse fasık olan bir kimse ile eşit olur mu?” (es-Secdeh, 18)

İşte bu mürted hükmünü ilga etmeye çalışmaktadır, küfür ve ilhad şiarlarını açıklamaya çağrıdır, İslam’ı veya İslam peygamberi Muhammed’i-sallallahu aleyhi ve selem- eleştirmek isteyenlerin önlerini açmak isteyen bir çağrıdır. Yasaklanmadan sıkıştırmadan onun yorum yapma ve eleştirme özgürlüğünü vermektedir.

İşte bunlar fasid prensiplerdir. Bunlar onların yaşamlarına, değerlerine ve dinlerine uyum sağlasa da bize uymuyor. Onlar mutahhar şeriatımıza ters durumlardır. Bu İslami hükümler ferdin ve toplumların hayatlarını ıslah etmek, faziletli ahlakı kurmak için gelmiştir. Akılları, ırzları, bedenleri ve malları korumak için gelmiştir. Allah’ın sevdiği ve O’nun onlardan razı olduğu dine insanları yönlendirmektedir.

2-     Madde: 3

“Her ferdin hayatı, hürriyeti, kendini güvende hissetmesi hakkı vardır.” Bitti.

Bu maddeden hareketle bu örgütler mucrimleri idamdan korumaya çağırmaktadırlar. Bu örgütler, evli olanlara uygulanan zina haddini uygulayan, yeryüzünde bozgunculuk eden ve savaşanları öldüren devletlere karşı kılıcını çekmiştir. Bu örgütler, çoğu devletleri katiller, tecavüzcüler ve suç işleyenler hakkında idam cezasını kaldırmakla övünmektedir. Bu fıtrata, akıla ve şeriata aykırıdır. Bu suçlulara yaptıklarından dolayı hayatlarına mal olmayacak bir güvence veren bir mesajdır. Bu durum da yeryüzünde ifsad demektir.

3-                      Madde 16:

1-                     Erkek ve kadın ne zaman kendilerinin buluğ çağına erdiğini fark ederse bir dine, bir uyruğa veya bir ırka bakmaksızın evlenme, aile kurma hakkı vardır. O ikisi evlilik anında, evliliği uygulama sürecinde veya onun bozulmasında haklarda eşittirler.” Bitti.

Bu maddede kadının evlilik hakkını koruyan kızının veya bacısının güzel seçiminde katkısı olan, evlenmek için gelenin dinini ve ahlakını soran ve kadının velisinin rolünü ortadan kaldırıyor. Allah’ın bu konuda şer’i hikmetidir. Eğer evlilik kadının velisinin muvafakati alınmadan gerçekleşmiş olsaydı: çoğu kızların kendileriyle aşk ve flört yaşayan günahkârlarla evlenmiş olacaktı. Onlar ise onun iffetini aldıktan sonra en yakın sokak çöplüğüne atacaktır!

Aynı biçimde boşanma erkeğin hakkı olmasına rağmen kadına boşanmada bu hakkı verdiler. Bu da kadınların kocalarına karşı fesat göstermesine sebeb oldu. Evlerinin yıkımına katkıda bulundu. Erkeklerin ve kadınların tabiatını bilenler böylesi bir hezeyanı işlemezler. Aslında onların evleri gerçekten kurulmuş değil ki onların evlerini nasıl yıkıyorlar diyelim! Kim de mükemmel bir evliliğe davet ediyorsa kadınların erkeklere bu hakta arkadaşlık etsinler. Boşanma ve evlilikte ki hakkı istesinler: hangi ev böylesi içi boş prensipler üzerine kurulabilir? Böylesi bir aile nasıl oluşturulur?

Bilinmeli ki bu örgütler, fazileti, ihtişamı, ahlakı gözeten, İslam şeriatını veya onun bir kısmını uygulayan İslam devletlerini bu biçimde sıkıştırmak istiyor! Bazı İslam devletleri idam hükmünü kaldırdılar. Her iki insan için erken evliliği engelleyen kanunları çıkarttılar. Boşama ve nafaka konusunda kadından yana karar verdiler. Buna benzer kanunlar hayatın çoğu alanlarında derin bir kötülüğe, bir bozulmaya sebep oldu.

Islam Q&A
Create Comments