Hamd, yalnızca Allah'adır.
Birincisi:
Hayızdan önceki sarılık veya
bulanıklık: Eğer bu sarılık veya bulanıklık,
hayız zamanında ise veya hayızdan kısa bir süre önce
gelmişse, bu akıntıyla birlikte hayızın elem ve
sancısı varsa ve hayız kanı bu akıntıyla
birleşmişse yani bu akıntının hemen akabinde
hayız kanı gelmişse, bu durum, kadın için onun âdetinden
bir bölüm sayılır. Bu süre içerisinde namaz kılmaktan ve
oruç tutmaktan uzak durur.
Örneğin bir veya iki gün bulanıklıkla
birlikte hayızın elem ve sancısının olması,
ardından üçüncü günde hayız kanının gelmesidir. Bu sebeple
bu üç günlük sürenin hepsi hayız sayılır. Bu meselede
doğruya en yakın olan âlimlerin görüşü bu şekildedir.
Nitekim değerli âlim Abdulaziz b. Baz -Allah ona rahmet etsin- bu
görüştedir. Fakat Abdulaziz b. Baz, bulanıklıkla birlikte
hayızın elem ve sancısının olmasını
şart koşmamış, aksine sadece bulanıklıktan sonra
hayız kanının gelmesini şart koşmuştur. Muhammed
b. Salih el-Useymîn'in -Allah ona rahmet etsin- ilk görüşü de bu
doğrultudadır. Fakat son görüşüne göre
sarılık ve bulanıklığa, kesinlikle hayız
kanı olarak itbar edilmemesi gerektiği yönündedir.
(131869), (50430), (37840)
ve (171945) nolu soruların cevaplarında iki değerli
âlim Abdulaziz b. Baz ve Muhammed b. Salih el-Useymîn'den bu meselede
birtakım nakiller mevcuttur.
Bu meselede Muhammed b. Salih el-Useymîn'in -Allah ona
rahmet etsin- "Semerâtu't-Tedvîn"; s: 24'de bulunan şu
görüşüne bakabilirsiniz:
"Son olarak bana görünen ve gönlümün
mutmain olduğu görüş o ki, hayız, sadece kanın gelmesi
ile olur. Sarılık ve bulanıklık meselesine gelince, beyaz
akıntıdan önce olsa bile bu hayız değildir (âdetten
sayılmaz).
Yine de en doğrusunu
Allah Teâlâ
bilir."
Yine aynı kitapta şöyle geçmiştir:
"7 gün bulanıklık gören,
ardından ay boyunca devam eden açık kan gelen, daha sonra da 3 aya
kadar devam eden bir temizlik süresi gören bir kadında bu kanın
ve bulanıklığın hükmü nedir?"
Diye sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap
vermiştir:
"Bu kadından gelen kanın hepsi hayız
kanıdır. Bulanıklık ise bir şey değildir (âdet
kanı sayılmaz)." ("Semerâtu't-Tedvîn"; s: 24-25)
Sarılık ve bulanıklığı,
hayızdan önce hayız kanı diye tercih etmemizin sebebi;
sarılık ve bulanıklığın âdet (hayız)
zamanında olması, hayız kanıyla birleşmesi (yani hemen
akabinde hayız kanının gelmesi) ve hayız
sancısının olmasıdır. Sarılık ve
bulanıklık, fakihlerin çoğunluğuna göre âdet
kanının renklerinden sayılmaktadır. Zirâ hayız
kanı, içinde kan ve bezelerin bulunduğu rahim duvarının
çökmesi, bunun akabinde farklı renklerdeki kanın, genel olarak
güçlü bir şekilde siyah renkte veyahut da koyu renkte gelmeye
başlaması, sonra da bulanık veya sarıya yakın bir
renkte hafifçe gelmesidir. Bunun tersi bir durum da sözkonusu olabilir. Örneğin
kan, sarı ve bulanık bir hâlde başlar, sonra âdet kanı
olur. Nitekim sarılık ve bulanıklığın âdetten
temizlenmeden önce hayız sayıldığına dâir Âişe'nin
-Allah ondan râzı olsun- hadisi gelecektir. Hakikatte sarılık ve
bulanıklığın, âdetten temizlenmeden önce gelmesi ile
âdet zamanında, hayızın elem ve sancı belirtileriyle
birlikte âdet kanından önce gelmesi arasında hiçbir fark yoktur.
Denilse ki:
Sarılık ve bulanıklığın
âdet zamanında olması şartıyla, âdet kanından hemen
önce veya sonra gelmesi şart olmasa bile bu, güçlü bir
görüş olurdu. Nitekim Abdulaziz b. Baz'ın -Allah ona rahmet
etsin- görüşü böyledir.
Hanefî ve Hanbelî fakihlerinin görüşleri
şöyledir:
"Âdet zamanındaki sarılık ve
bulanıklık, âdet kanıdır. Bu zikredilen durum, yani
sarı ve bulanık akıntının gelmesi -yine de en doğrusunu
Allah Teâlâ bilir- hayızın başlangıcını da
kapsar."
Mâlikîler ve Şâfiîler gibi başka âlimlerin
görüşleri ise şöyledir:
"Sarılık ve bulanıklık, mutlak
olarak hayız sayılır veyahut da hayız vukû bulduğu
zamanda sarılık ve bulanıklık hayızdan
sayılır. Sarı ve bulanık akıntının gelmesi,
açıkça belli olduğu üzere hayızdan önceki durumu da kapsar.
"
Daha faydalı bilgi edinmek için bkz: "Ebu Umer
ed-Dubeyyân; "Mevsûatu Ahkâmi't-Tahâra"; c: 6, s: 281-299. "el-Mevsûatu'l-Fıkhiyye";
c: 18, s: 296. "el-Muğnî"; c: 1, s: 202. "el-Mecmû'";
c: 2, s: 422)
İkincisi:
Âdet kanından sonra ve temizlenmeden önce
gelen sarılık ve bulanıklık, hayızdır.
Nitekim Ümmü Alkame'den rivâyet olunduğuna göre o
şöyle demiştir:
(( كَانَ النِّسَاءُ
يَبْعَثْنَ إِلَى عَائِشَةَ أُمِّ الْـمُؤْمِنِينَ بِالدُّرْجَةِ فِيهَا
الْكُرْسُفُ فِيهِ الصُّفْرَةُ مِنْ دَمِ الْـحَيْضَةِ يَسْأَلْنَهَا عَنِ
الصَّلاةِ فَتَقُولُ لَهُنَّ: لاَ تَعْجَلْنَ حَتَّى تَرَيْنَ الْقَصَّةَ
الْبَيْضَاءَ، تُرِيدُ بِذَلِكَ الطُّهْرَ مِنَ الْـحَيْضَةِ.)) [ رواه مالك وصححه
الألباني في إرواء الغليل ورواه البخاري معلقًا ]
"Sahâbe kadınları, (âdet zamanında) ferclerine
sıkıştırdıkları, üzerinde hayız
kanından sarılık bulunan pamuğu küçük bir kabın içinde
mü'minlerin annesi Âişe'ye gönderirler ve ona namaz
hakkında sorarlardı.
Âişe de
onlara:
-Beyaz
akıntıyı görünceye kadar namaz kılmak için acele
etmeyin' derdi.
Âişe
-Allah ondan râzı olsun- beyaz akıntı ile hayızdan temizlenmeyi
kast ederdi." (Mâlik rivâyet etmiş ve
Elbânî, "İrvâu'l-Ğalîl"de hadisin sahih olduğunu
belirtmiştir.Buhârî' de hadisi muallak olarak rivâyet etmiştir.
Hayız kitabı; hayızın başlangıcı ve
bitişi bâbı)
Üçüncüsü:
Âdetten sonra görülen sarılık ve
bulanıklık bir şey sayılmaz.
Nitekim Ümmü Atiyye'den -Allah ondan râzı
olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:
(( كُنَّا لاَ نَعُدُّ الْكُدْرَةَ وَالصُّفْرَةَ
بَعْدَ الطُّهْرِ شَيْئًا. )) [ رواه البخاري وأبو داود والنسائي وابن ماجه واللفظ
لأبي داود ]
Allah Teâlâ en iyi bilendir.