Hamd, yalnızca Allah'adır.
Hac; en
fazîletli ibâdetlerden ve en önemli amellerdendir.
Hac; Allah
Teâlâ'nın, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ile göndermiş
olduğu İslâm'ın
rükünlerinden (esaslarından) birisidir. O rükün olmadan bir kulun dîni
tamam olmaz.
Şu iki
şey olmadan bir ibâdeti vesile kılarak Allah Teâlâ'ya
yakınlaşmak ve o ibâdetin kabul olunması mümkün değildir:
Birincisi:
Allah -azze
ve celle-'ye ihlastır. Yani; o ibâdet ile Allah Teâlâ'nın vech-i
kerimini (rızâsını) ve âhiret yurdunu istemek, onunla
gösteriş (riyâ), şöhret ve dünyadan bir nasip elde etmeyi
arzulamamaktır.
İkincisi:
Söz olsun,
fiil olsun, o ibâdette Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'e uymaktır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetini bilip
öğrenmeden O'na uymak, mümkün değildir.
Bunun
içindir ki hac veya başka bir ibâdet olsun, onunla Allah Teâlâ'ya ibâdet
etmek isteyen bir kimsenin, bilgisi
sünnete uygun olabilmesi için, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in o
ibâdetteki sünnetini bilip öğrenmesi gerekir.
Bu
satırlarımızda, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetinde geldiği şekilde haccın
yapılışını özetlemeye çalışacağız.
(31819)
nolu sorunun cevabında umrenin yapılışının
açıklaması daha önce geçmişti. Umrenin
yapılışı konusunda bu sorunun cevabına bakabilirsiniz.
Haccın
çeşitleri:
Haccın
çeşitleri üçtür: Temettu', İfrad ve Kıran.
Temettu'
haccı: Bir kimsenin hac aylarında sadece umre için ihrama girmesidir.
(Hac ayları: Şevvâl, Zilkâde ve Zilhicce'dir. Bkz:
"eş-Şerhu'l-Mumti'"; c: 7, s: 62).
Temettu'
hacısı, Mekke'ye vardığında umrenin tavaf ve
sa'yını yapar, kökünden kazıtmak veya kısaltmak
sûretiyle saçını tıraş eder. Sonra da ihramından çıkar.
Zilhicce'nin sekizinci günü olan Terviye günü olunca da sadece hac için ihrama
girer ve haccın bütün amellerini yerine getirir Buna göre Temettu'
hacısı (Mutemetti'), umreyi ve haccı ayrı ayrı tam
olarak yapar.
İfrad
haccı: Bir kimsenin sadece hac için ihrama girmesidir. Mekke'ye
vardığında önce Kudûm tavafını, sonra haccın
sa'yını yapar. Fakat kökünden kazıtmak veya kısaltmak
sûretiyle saçını tıraş etmez ve ihramından
çıkmaz. Aksine bayramın birinci günü Akabe cemresine
taşları atıncaya kadar ihramlı olarak kalır. İfrad
hacısı, haccın sa'yını, haccın tavafından
(farz tavaftan) sonraya ertelerse, bunda
bir sakınca yoktur.
Kıran
haccı: Bir kimsenin, umre ve hac için birlikte ihrama girmesi (ikisine
birden niyet etmesi) veya umre için ihrama girdikten sonra umrenin
tavafına başlamadan önce haccı umreyle
birleştirmesidir. (Bu ise; Tavaf ve sa'yının, hem haccı,
hem de umresi için olduğuna niyet etmesidir.)
Kıran
hacısı ile İfrad hacısının hacdaki amelleri
birbirinin aynısıdır. Ancak kıran hacısının
kurban kesmesi gerekir. İfrad hacısının ise kurban kesmesi
gerekmez.
Haccın
bu çeşitlerinin en fazîletlisi; Temettu'dur. Çünkü
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-,
ashâbına bu haccı emretmiş ve buna teşvik etmiştir. Hatta
bir kimse Kıran veya İfrad haccı için ihrama girmişse, Kudûm
tavafını ve haccın sa'yını yapmış olsa bile,
niyetini umreye çevirmesi, sonra da ihramından çıkarak Temettu'
hacısı olması zorunludur. Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Vedâ
haccı yılında ashâbıyla birlikte tavaf ve sa'yını
bitirdikten sonra onlara, beraberinde kurbanını getirmeyenin niyetini
umreye çevirmesini, saçını kısaltmasını ve ihramdan
çıkmasını emretmiş ve şöyle buyurmuştur:
"Şayet
ben, yanımda kurbanımı getirmiş olmasaydım, size
emretmiş olduğum şeyi ben de yapardım."
İhram:
Burada,
daha önce işaret edilen (31819 nolu) soruda geçen yıkanmak,
güzel koku sürünmek ve namaz kılmak gibi ihramın sünnetlerini yapar.
-
Namazını bitirdikten veya bineğine
bindikten sonra ihrama niyet eder.
-
Sonra Temettu' hacısı ise şöyle der:
"Lebbeykellahumme biumratin".
-
Kıran hacısı ise şöyle der:
"Lebbeykellahumme bihaccetin ve umratin".
-
İfrad hacısı ise şöyle der:
"Lebbeykellahumme haccen".
-
Sonra şöyle der:
(( اَللَّهُمَّ هَذِهِ
حَجَّةٌ، لا رِيَاءَ فِيهَا، وَلا سُمْعَةَ.))
"Allahumme hezihi
haccetun lâ riyâe fihâ velâ sum'ah".
"Allahım! Bunu, içerisinde riyâ
(gösteriş) ve
şöhret olmayan bir hac eyle!"
-
Sonra
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiği
şekilde Telbiye getirir. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- telbiyesi şöyle
idi:
((
لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لا
شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ، إِنَّ الْـحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْـمـُلْكَ، لا
شَرِيكَ لَكَ.))
"Lebbeykellahummu
lebbeyk.Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk.İnnel-hamde ve'n-ni'mete leke
ve'l-mulk.Lâ şerîke lek. (Buyur
Allahım! Buyur.Buyur! Senin hiçbir ortağın yoktur. Buyur! Hiç
şüphe yok ki hamd, sanadır.Nimet sanadır.Mülk de senindir.Senin
hiçbir ortağın yoktur.)"
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Telbiyesinden birisi de şöyleydi:
(( لَبَّيْكَ إِلَهَ الْحَقِّ. ))
"Buyur
hak
ilah,
emrine geldim..."
Abdullah
b. Ömer -Allah ondan ve babasından râzı olsun- Telbiye
getirirken şu fazlalığı da eklerdi:
(( لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ وَالْخَيْرُ بِيَدَيْكَ، لَبَّيْكَ
وَالرَّغْبَاءُ إِلَيْكَ وَالْعَمَلُ.))
"Emret,
emrine hazırım, emret! Senden saadetler dilerim, hayır(lar) senin elindedir, dilek(ler)
sana (arzedilir), amel(ler) de sanadır."
Erkek, telbiye getirirken sesini yükseltir. Kadın ise, yanındaki
işitecek kadar telbiye getirir.Ancak yanında mahremlerinden olmayan
bir erkek olursa, bu takdirde gizlice telbiye getirir.
- İhrama girmek isteyen kimse, hastalık, düşman korkusu,
engellenme veya başka bir sebepten dolayı (hac veya umre) ibâdetini
tamamlamaktan endişe ediyorsa, bu takdirde ihrama girerken şöyle
diyerek şart koşar:
((فَإِنْ حَبَسَنِي حَابِسٌ فَمَحِلِّي حَيْثُ حَبَسْتَنِي.))
"(Allahım!) Eğer (bu
ibâdeti edâ etmeme hastalık veya gecikme gibi) bir şey engel olursa, beni bu ibâdeti yerine getirmeme
engel olduğun yer, ihramdan çıkacağım yer olsun."
Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Zübeyr'in kızı Dubâa, hasta olduğu halde
ihrama girmek istediğinde ona şart koşmasını ve
şöyle söylemesini emretmiştir:
"Zirâ senin, Rabbine şart
koşma hakkın vardır." (Buhârî; hadis no: 5089. Müslim; hadis no: 1207)
Bir kimse, (ihrama girerken)
şart koşar da (hac veya umre) ibâdetini yerine getirmesine bir
şey engel olursa, bu takdirde ihramından çıkar ve kendisine de
bir şey gerekmez. Fakat bir kimse, (hac veya umre) ibâdetini edâ etmesine
bir şeyin engel olmasından endişe etmiyorsa, (ihrama girerken)
şart koşması gerekmez.Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem- ihrama girerken şart koşmamış, hiç kimseye de
şart koşmasını emretmemiştir. Sadece hasta
olmasından dolayı Zubeyr'in kızı Dubâa'ya şart koşmasını
emretmiştir.
İhramlı kimsenin,
özellikle hal ve zaman değişimi anında, örneğin
(yolculuk sırasında) yüksek yere geldiğinde veya alçak bir yere
indiğinde ya da gece veya gündüze girdiğinde çokça telbiye getirmesi
ve telbiye'den sonra Allah Teâlâ'nın rızâsını ve cennetini istemesi ve O'ndan, rahmetiyle
cehennemden korumasını istemesi gerekir.
Umrede, ihramdan tavafa
başlayıncaya kadar, hacda ise, ihramdan bayramın birinci günü
Akabe cemresine taş atıncaya kadar Telbiye getirmek meşrûdur.
Mekke'ye girerken yıkanmak
(boy abdesti almak):
Bir kimsenin, Mekke'ye
yaklaştığında mümkünse yıkanması gerekir.
Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Mekke'ye girerken
yıkanmıştır. (Müslim; hadis no: 1259)
- Sonra Mescid-i Haram'a girerken
önce sağ ayağını içeri atar ve şöyle duâ
eder:
(( بِسْمِ اللهِ
وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلىَ رَسُولِ اللهِ، اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ ذُنُوبِي
وَافْتَحْ ليِ أَبْواَبَ رَحْمَتِكَ، أَعُوذُ بِاللهِ الْعَظِيمِ وَبِوَجْهِهِ
الْكَرِيمِ وَسُلْطاَنِهِ الْقَدِيمِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ.))
"Bismillah. Salât ve selâm, Rasûlullah'ın
üzerine olsun. Allahım! Günahlarımı bağışla ve bana, rahmetinin kapılarını aç.
(Allah'ın rahmetinden)
kovulmuş şeytandan, Yüce Allah'a, O'nun kerîm vechine ve (bütün
mahlûkâta gâlip) ezelî hükümrânlığına
sığınırım."
- Sonra
tavafa başlamak için Hacer-i Esved'e doğru ilerler.
Tavafın
yapılışı hakkındaki açıklama, (31819)
nolu sorunun cevabında geçmişti.
-
Tavafı bitirdikten ve iki rekât tavaf namazını
kıldıktan sonra sa'y yapılan alana (Mes'a'ya) gelir. Safa ve
Merve arasında sa'y yapar.
Sa'y'ın
yapılışı hakkındaki açıklama, (31819)
nolu sorunun cevabında geçmişti.
Temettu'
hacısı (Mutemetti'), umrenin sa'yını yapar. İfrad ve
Kıran hacısı ise, haccın sa'yını yaparlar.
İfrad ve Kıran hacısı, bu sa'yı, İfâda
tavafından (Farz tavaftan) sonraya da erteleyebilirler.
Saçları
kökünden kazıtmak veya kısaltmak:
Temettu'
hacısı (Mütemetti') yedi şavtlık sa'yını
bitirdikten sonra erkek ise, saçlarını kökünden kazıtmak
veya kısaltmak sûretiyle tıraş olur. Saçlarını kazıtma
veya kısaltma işi, başın tamamını kapsaması
gerekir. Saçları kökünden kazıtmak, kısaltmaktan daha
fazîletlidir. "Zirâ Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-,
saçlarını kökünden kazıtanlara üç defa, kısaltanlara
ise bir defa duâ etmiştir." (Müslim, hadis no: 1303)
Ancak
baştaki saçlar bitmeyecek (çıkmayacak) kadar haccın vakti
yakın ise, bu takdirde hacda (bayramın birinci günü) kökünden
kazıtacak kadar başta saç kalması için saçları kısaltmak
daha fazîletlidir. Bunun delili; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Vedâ
haccında ashâbına umrede saçlarını
kısaltmalarını emretmiştir. Çünkü Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashâbı, Zilhicce'nin dördüncü günü
sabahleyin Mekke'ye ulaşmışlardı.
Kadın
ise, saçlarının ucundan bir parmak boğumu kadarını
keser.
Bu
amellerle Temettu hacısının (Mütemetti'in) umresi bitmiş ve
ihramdan tamamen çıkmış olur.Artık ihramlı olmayan
kimselerin yaptıkları dikişli elbise giymek, güzel koku sürünmek
ve eşiyle cinsel ilişkiye girmek gibi her türlü ameller kendisine
helal olur.
İfrad
hacısı (Müfrid) ile Kıran hacısı (Kârin) ise,
saçlarını kazıtamaz ve kısaltamazlar.
İhramlarından da çıkamazlar. Aksine bayramın birinci günü
Akabe cemresine taşları atıp tıraş oluncaya kadar
ihramda kalırlar.
Sonra
Zilhicce'nin sekizinci günü olan Terviye günü olunca Temettu' hacısı (Mütemetti')
hac için kuşluk (duhâ) vaktinde Mekke'de bulunduğu yerden ihrama
girer.
Temettu'
hacısı, umre için ihrama girerken yaptığı
yıkanmak, güzel koku sürünmek ve namaz kılmak gibi şeyleri, hac
için ihrama girerken de yapması müstehaptır. Ardından hac için
ihrama niyet edip şöyle telbiye getirir:
"Lebbeykellâhumme
haccen."
Hac ibâdetini tamamlamasına bir şeyin engel olmasından
endişe ederse, şart koşarak (hac için ihrama girerken)
şöyle diyerek şart koşar:
((وَإِنْ حَبَسَنِي حَابِسٌ فَمَحِلِّي حَيْثُ
حَبَسْتَنِي.))
"(Allahım!) Eğer (haccı
edâ etmeme) bir şey engel olursa, beni bu
ibâdeti yerine getirmeme engel olduğun yer, ihramdan
çıkacağım yer olsun."
Eğer herhangi bir engelden
endişe etmiyorsa, (hac için ihrama girerken) şart koşmaz. (Hac
için ihrama girdikten) bayramın birinci günü Akabe cemresine
taşları atmaya başlayıncaya kadar Telbiye getirmesi
müstehaptır.
Minâ'ya gitmek:
Daha sonra (Zilhicce'nin sekizinci günü)
Minâ'ya gider ve öğle, ikindi, akşam, yatsı namazları
ile (Arefe gününün) sabah namazını orada kılar. Dört
rekâtlı namazları, cem' etmeden (birleştirmeden) ikişer
rekât olarak kılar.Çünkü "Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem- Minâ'da namazları kasrederdi (dört rekâtlı olanları
ikişer rekât olarak kılardı), fakat cem' etmezdi."
Mekke halkı ve diğer insanlar,
Minâ, Arafat ve Müzdelife'de namazları kasrederler. Çünkü Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-, Vedâ haccında beraberinde Mekke halkı
olduğu halde insanlara namazları kasrederek kıldırır
ve namazlarını (dört rekâta) tamamlamalarını onlara
emretmemiştir. Şayet namazları tam kılmaları gerekli
olsaydı, Mekke'nin fethinde (Kâbe'de insanlara namaz kıldırırken)
emrettiği gibi, namazlarını tamamlamalarını onlara
emrederdi.Fakat Mekke'nin binalarının genişlemesi ve
Minâ'yı da içine alması sebebiyle, Minâ, Mekke'nin bir semti haline
gelmiştir. Bundan dolayı Mekke halkı, namazlarını
Minâ'da kasretmezler (ama Arafat ve Müzdelife'de kasrederler).
Arafat'a gitmek:
Arefe günü
güneş doğunca Minâ'dan Arafat'a doğru gider. Eğer mümkünse
öğle vaktine kadar Nemire'de konaklar. (Nemire, Arafat'tan hemen
önceki bir yerdir.) Mümkün değilse Nemire'de konaklamamasında
bir sakınca yoktur.Çünkü Nemire'de konaklamak, sünnettir, vâcip
değildir. Güneş zevâli aşınca (yani öğle
namazı vakti girince), öğle ve ikindi namazlarını
birleştirerek ikişer rekât cem'i tekdim olarak kılar. Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- Arafat'ta vakfe ve duânın vaktinin uzun
sürmesi için böyle yapmıştır.
Namazdan
sonra bütün vaktini zikir, duâ ve Allah -azze ve celle-'ye zelil bir
şekilde yakarmaya vermeye ayırır. Arafat dağı
arkasına gelmiş olsa bile, ona değil de kıbleye
yönelerek ellerini kaldırıp hoşuna gidecek duâlarla duâ
eder.
Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- Arafat dağının yanında
vakfeye durmuş ve buyurmuştur:
"Ben,
işte burada vakfeye durdum. Arafat'ın her tarafı vakfe yeridir."
Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu büyük vakfe yerinde en çok
yaptığı duâ şu idi:
"Lâ
ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh.Lehu'l-Mulku ve lehu'l-hamdu ve huve
alâ kulli şey'in kadir."
Eğer
arkadaşlarıyla faydalı şeyler konuşmak veya bu günde
özellikle mü'minin ümidini kuvvetlendirmesi için Allah'ın keremi ve sonsuz
bağışları ile ilgili şeylerden bahseden faydalı
kitaplardan okuyarak dinlenmek isterse, bu güzel olur. Bu şekilde
dinlendikten sonra tekrar Allah Teâlâ'ya yalvarıp yakarmaya ve O'na duâ
etmeye başlar. Vaktini, günün son anına kadar duâ ile
değerlendirmeye çalışır. Çünkü duâların en
hayırlısı; Arefe günü yapılan duâdır.
Müzdelife'ye
gitmek:
(Arefe
günü) güneş batınca Müzdelife'ye doğru hareket eder.
Müzdelife'ye varınca akşam ve yatsı namazlarını, bir
ezân ve iki kametle kılar.
Eğer Müzdelife'ye
gece yarısından sonra ancak varabileceğinden endişe ederse,
namazlarını yolda kılar. Namazı, gece yarısından
sonraya bırakması câiz değildir.
O geceyi
Müzdelife'de geçirir. Fecrin doğduğu belli olunca sabah
namazını bir ezân ve bir kametle erkenden kılar. Sonra
Meş'ar-i Haram'a doğru yola çıkar. (Meş'ar-i Haram, Müzdelife'deki
mescidin bulunduğu yerdir).Burada Allah'ı birleyerek tekbir getirir
ve ortalık tamamen aydınlanıncaya kadar (güneşin
doğmasından önceki vakte kadar) hoşuna gidecek duâlarla duâ
eder. Meş'ar-i Haram'a gitme imkânı bulamazsa, bulunduğu yerde
duâ eder. Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:
"Ben,
işte burada vakfeye durdum. Müzdelife'nin her tarafı vakfe
yeridir."
Zikir ve
duâ sırasında kıbleye yönelmiş ve elleri
kaldırmış bir halde olmalıdır.
Minâ'ya
gitmek:
Güneş
doğmadan önce ortalık iyice aydınlanınca Minâ'ya
gider. Vadi Muhassir denilen yere geldiğinde adımlarını
hızlandırır. (Vadi Muhassir, Müzdelife ile Minâ arasında
bir yerdir.) Minâ'ya ulaştığında, Mekke'ye yakın ve
son cemre olan Akabe cemresine (ki Akabe cemresi, cemrelerin Mekke'ye en
yakın olanıdır) birbiri ardınca yedi taş atar. Her
taşın büyüklüğü, yaklaşık olarak bakla tanesi kadar
olmalı ve her taşı atarken tekbir getirilmelidir. (Akabe
cemresine taşları atarken sünnet olan; Mekke soluna ve Minâ
sağına gelecek şekilde Akabe cemresine yönelmelidir.) Akabe
cemresine taşları attıktan sonra kurbanını keser,
erkek ise, saçlarını kökünden kazıtır veya
kısaltır. Kadın ise, saçlarının ucundan bir parmak
boğumu kadarını keser. (Böylelikle ihramlı kimse,
birinci helalliğe girmiş olur ve eşiyle cinsel ilişkiye
girmenin dışında ihramın bütün yasakları kendisine
helal olur.) Daha sonra Mekke'ye gider, haccın tavaf ve sa'yını
edâ eder. (Böylelikle de ikinci helaliğe de girmiş olur.
Artık ihram sebebiyle kendisine haram olan her şey helâl olur.)
Akabe
cemresine taşları atıp tıraş olduktan sonra farz
tavafı edâ etmek için Mekke'ye (Kâbe'ye) gitmeden önce güzel koku
sürünmesi sünnettir.
Nitekim
Âişe -Allah ondan râzı olsun- bu konuda şöyle
demiştir:
"Ben,
ihrama girerken ve ihramdan çıktıktan sonra Beytullah'ı henüz tavaf
etmeden önce Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e güzel koku
sürerdim." (Buhârî; hadis no: 1539. Müslim; hadis no: 1189)
Tavaf ve
sa'ydan sonra Minâ'ya geri döner ve onbirinci ve onikinci geceleri orada
geçirir. Onbirinci ve onikinci günleri üç cemreye taşları zevâlden
sonra atar. Cemrelere taşları atmaya giderken yaya gitmesi daha
fazîletlidir. Bir bineğe binerse de bir sakıncası yoktur.
Cemrelere taşları atmaya, önce Mekke'ye en uzak ve Hayf
mescidine yakın olan İlk Cemre (Küçük Cemre)'den başlar. Her
taşla birlikte tekbir getirerek birbiri ardınca yedi taş atar.
Taşları attıktan sonra sonra biraz ileriye geçip hoşuna
giden uzunca bir duâ ile duâ eder. Eğer uzun süre ayakta durarak duâ etmek
kendisine zor gelirse, -az da olsa sünneti yerine getirmek için- kolayına
gelecek şekilde duâ eder.
Sonra her
taşla birlikte tekbir getirerek birbiri ardınca orta cemreye yedi
taş atar. Ardından cemrenin sol tarafına geçip ellerini
kaldırarak kıbleye yönelir, hoşuna giden uzunca bir duâ ile
duâ eder. Eğer uzun süre ayakta durarak duâ etmek kendisine zor gelirse,
kolayına gelecek kadar ayakta bekler.Duâ için bu beklemeyi
bırakmaması gerekir. Çünkü bu, sünnettir.Birçok insan, ya
bilmeyerek ya da hafife alarak bunu ihmal etmektedir. Bir sünnet kaybedildikçe,
terk edilmemesi ve yok olmaması için insanlar arasında
yapılması ve yayılması daha müekked hâle gelir.
Daha sonra
her taşla birlikte tekbir getirerek birbiri ardınca Akabe cemresine
yedi taş atar. Sonra duâ için beklemeden oradan ayrılır.
Onikinci
gün cemrelere taşları atma işini bitirdikten sonra acele etmek
isterse, Minâ sınırlarından çıkar. Acele etmek istemeyip
kalmak isterse, onüçüncü geceyi de Minâ'da geçirir ve daha önce
geçtiği üzere zevâlden sonra üç cemreye taşları atar.Acele
etmeyip kalmak daha fazîletlidir. Bir kimse, onikinci günün sonunda Minâ'da iken
güneş batarsa, o gece Minâ'da kalması ve ertesi gün de zevâlden sonra
üç cemreye taşları atması gerekir. Fakat bulunduğu yerden
ayrılıp bineğe bindikten sonra araçların izdihamı
sebebiyle kendi irâdesi
dışında onikinci gün Minâ'da olduğu halde güneş
batarsa, onüçüncü gün için o gece orada kalması gerekmez.Çünkü
güneş batıncaya kadar Minâ'da kalması kendi irâdesi
dışında olmuştur.
Ülkesine
veya beldesine dönmek istediği zaman Vedâ tavafını yapmadan
Mekke'den çıkamaz.
Nitekim
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Vedâ tavafı hakkında
şöyle buyurmuştur:
(( لا يَنْفِرَنَّ أَحَدٌ حَتَّى يَكُونَ
آخِرُ عَهْدِهِ بِالْبَيْتِ.)) [ رواه مسلم ]
"Hiç kimse, son
işi Kâbe ile olmadıkça
(Kâbe'yi tavaf etmedikçe, Mekke'den)
çıkmasın (ayrılmasın)."
(Müslim; hadis no: 1327).
Başka bir rivâyet ise şöyledir:
((
أُمِرَ النَّاسُ أَنْ يَكُونَ آخِرُ عَهْدِهِمْ بِالْبَيْتِ، إِلا أَنَّهُ خُفِّفَ
عَنِ الْمَرْأَةِ الْحَائِضِ.)) [ متفق عليه ]
"İnsanlar, (Mekke'den ayrılmadan
önce) son işleri Beytullah'ı tavaf etmekle emrolundular. Ancak
bu tavaf (Vedâ tavafı), âdetli kadından hafifletildi (kaldırıldı)."
(Buhârî; hadis: 1755. Müslim; hadis no: 1328)
Bu sebeple
hayız ve nifas olan kadınlara Vedâ tavafı gerekmez. Vedâ etmek
için Mescid-i Haram'ın kapısının önünde durmaları
da gerekmez.Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den böyle
bir şey gelmemiştir.
Yolculuğa
çıkmak istediği zaman, son işi Beytullah'ı tavaf etmek
olmalıdır. Arkadaşlarını beklemek veya
eşyalarını yüklemek veyahut da yol ihtiyacı için bir
şeyler satın almak gibi, Vedâ tavafından sonra kalırsa,
bunda bir sakınca yoktur ve Vedâ tavafını tekrar yapmasına
gerek yoktur. Fakat yolculuğunu ertelemeyi niyet ederse, örneğin
günün ilk vaktinde yolculuğa çıkmak isteyip Vedâ tavafını
yaptıktan sonra yolculuğunu günün sonuna ertelemesi gibi, bu takdirde
son işi Beytullah'ı tavaf olması için Vedâ tavafını
tekrar yapması gerekir.
NOT:
Hac veya
umre için ihrama giren kimsenin yapması gereken şeyler:
1.
Namazları vaktinde ve cemaatle
kılmak gibi, Allah Teâlâ'nın kendisine dîninde farz
kıldığı ibâdetleri yerine getirmeye sıkı
sıkıya bağlı kalmalıdır.
2.
Allah Teâlâ'nın kendisine
yasakladığı eşine yaklaşmak, günah işlemek ve
isyan gibi günahlardan sakınmalıdır.
Nitekim Allah Teâlâ
bu konuda şöyle buyurmuştur:
(( الْحَجُّ أَشْهُرٌ مَّعْلُومَاتٌ
فَمَنْ فَرَضَ فِيهِنَّ الْحَجَّ فَلاَ رَفَثَ وَلاَ فُسُوقَ وَلاَ جِدَالَ فِي
الْحَجِّ ...)) [ سورة البقرة من الآية: 197 ]
"Haccın vakti, bilinen aylardır.
Her kim bu aylarda ihrama girerek hacca niyet ederse, (eşiyle) cinsel ilişkiye girmek, (günah
işleyerek) Allah itaatten çıkmak ve (hiddete ve nefrete ileten
tartışmaya girmek yoktur." (Bakara Sûresi: 197)
3.
Söz ve fiille müslümanlara eziyet etmekten uzak durmalıdır.
4.
İhramın bütün yasaklarından uzak durmalıdır.
a). Saçlarından veya tırnaklarından bir
şey kesmemelidir. Diken gibi bir şeyin kan çıkmış olsa
bile bunda bir sakınca yoktur.
b). İhrama girdikten sonra bedeninde, elbisesinde,
yiyeceğinde ve içeceğinde güzel koku kullanamaz. Güzel kokulu sabun
ile temizlenmemelidir.İhramdan önce vücuduna sürdüğü güzel
kokunun izi kalırsa bunun bir zararı yoktur.
c). Av avlayamaz.
d). Hanımıyla cinsel ilişkiye giremez.
e). Şehvetle hanımına dokunamaz veya onu
öpemez.
f) Kendisi veya başkası için nikah
kıyamaz. Kendisi veya başkası için bir kadını
nişanlayamaz.
g) Ellerine eldiven giyemez. Ellere bez bağlamakta
bir sakınca yoktur.
Bu yedi yasak, hem erkek, hem de kadın içindir.
Yalnızca erkeklere has olan yasaklara gelince
bunlar:
-
(Takke gibi) başa yapışan bir şeyle başı
örtemez. Şemsiye, arabanın tavanı, çadırın
kubbesi gölgelenmekte veya eşyayı başının
üzerinde taşımakta bir sakınca yoktur.
-
Gömlek giyemez, başını imâme ile örtemez, bornoz, şalvar
ve ayakkabı giyemez. İzar bulamazsa, şalvar giyebilir, terlik
bulamazsa, ayakkabı giyebilir.
-
Abaye, şapka, takiyye ve fanila gibi elbise hükmünde olan şeyleri
giyemez.
-
Terlik giymesi, yüzük, gözlük, kulaklık eline veya boynuna kolye
şeklindeki saat takması câizdir. Hac masrafını içinde
sakladığı kemeri takması da câizdir.
-
İçinde güzel koku olmayan şeyle temizlenmesi,
başını kaşıması, başını ve
bedenini yıkaması câizdir. Bu sırada kasıtsız olarak
vücudundan kıl düşerse, bunda bir sakınca yoktur.
-
Kadının, yüzünü örten ve sadece iki gözünü
gösteren burka ve peçe takamaz.
-
Kadının ihramlı iken yüzünü açması sünnettir. Ancak
mahremi olmayan yabancı erkeklerin yanında yüzünü örtmelidir.
(Bkz: Elbânî; "Hac ve Umre Menâsiki", Muhammed
b. Salih el-Useymîn; "Hac ve Umrenin Yapılışı" ve
" Hac ve Umre Yapmak İsteyenler İçin el-Menhec".