Sevgililer Günü'nü kutlamanın hükmü nedir?
Hamd, Allah'adır.
Birincisi:
Sevgililer Günü, câhilî eski Roma bayramıdır.
Romalılar hıristiyan oluncaya kadar bu günü kutlamaya devam
etmişlerdir. Sevgililer Günü, milattan sonra 14 Şubat 270
yılında hakkında idam kararı verilen Saint Valentine (Aziz
Valentin)[1] adıyla bilinen papaz ile
bağlantılıdır. Kâfirler bu günü hâlâ kutlamaya ve bu günde
her türlü fuhuş ve çirkinlikleri yaymaya devam etmektedirler.
Sevgililer Günü hakkında detaylı bilgi edinmek
için aşağıdaki linke bakabilirsiniz:
http://63.175.194.25/topics/hobb/hobb_ara.html
İkincisi:
Müslümanın, kâfirlerin
bayramlarından bir şeyi kutlaması asla câiz değildir.
Çünkü bayram, onda, nassa (Kur'an ve sünnete) bağlı
kalınması gereken şeriat kabilindendir.
Şeyhu'l-İslâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
"Bayramlar, şeriat ve yol kabilindendir.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
((...لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ
شِرْعَةً وَمِنْهَاجاً ...)) [سورة المائدة من الآية: 48 ]
"Sizden
her biriniz (her ümmet) için bir
şeriat ve apaçık bir yol koyduk." (Mâide Sûresi: 48)
((... لِكُلِّ
أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكاً هُمْ نَاسِكُوهُ...)
[
سورة الحج من الآية: ٦٧]
"(Geçmişte) her ümmete, ona göre hareket
ederek yerine getirmeleri gereken şeriat (ve ibadetler) koyduk."
(Hac Sûresi: 67).
Örneğin kıble, namaz ve oruç gibi...
Bu sebeple onların bayramlarına iştirak etmekle
onların izlemiş oldukları diğer yollara iştirak etmek
arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü bayramın hepsini kabul
etmek, onların küfrünü kabul etmek demektir. Onların
bayramlarından bir kısmını kabul etmek, onların
küfürlerinden bir kısmını kabul etmek demektir. Hatta bayramlar,
şeriatleri (dînleri) birbirinden ayıran en belirgin bir
özelliklerinden ve en açık sembollerinden birisidir. Bayramı
kabul etmek, küfrün en belirgin özelliğini ve onun en açık
sembolünü kabul etmek demektir.Bunu kabul etmenin küfürle son bulan bir
davranış olduğunda da şüphe yoktur.
Kâfirlerin bayramlara iştirak etmenin en hafif derecesi,
ma'siyettir (günahtır).
Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu özelliğe
işâret ederek şöyle buyurmuştur:
(( إِنَّ لِكُلِّ قَوْمٍ
عِيدًا، وَهَذَا عِيدُنَا.)) [ رواه البخاري ومسلم ]
"Şüphesiz
her toplumun bir bayramı vardır. Bu (gün de)
bizim bayramımızdır." (Buhârî ve Müslim).
Kâfirlerin bayramlarına iştirak etmek, onların
alâmetlerinden olan Zünnâr[2] ve
benzeri bir giysiyi giymekten daha çirkin ve iğrençtir. Çünkü bu
alâmet (zünnâr), dînden olmayıp beşer tarafından uydurulan
şeydir. Bu alâmetin hedef ve amacı; müslümanı kâfirden
ayırt etmektir. Bu bayram ve onunla ilgili olan şeylere gelince,
bunlar, mensupları lânetlenmiş dîndendir.Dolayısıyla bu
bayramı kabul edip kutlamak, Allah Teâlâ'nın gazabına sebep olan
şeyleri kabul etmek demektir." (İktidâu's-Sırâti'l-Mustakîm; c: 1, s: 207)
Yine, Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- şöyle
demiştir:
"Müslümanların, yemek, giysi, yıkanma, ateş yakma ve
bir yaşam geleneğini veya ibâdeti ortadan kaldırmak gibi,
bayramlarına âit olan bir şeyde, kâfirlere benzemeleri helâl değildir.
Yine, yemek ziyâfeti vermek, hediyeleşmek, bu konularda (maddî
açıdan) yardımcı olması (kalkınması) için
kâfirden alış-veriş yapmak ve çocukların bu bayramlarda
oynamalarına ve zînetlerini göstermelerine imkân tanımak da
helâl değildir.
Kısaca söylemek gerekirse; kâfirlerin, bayramlarını,
kendi sembollerinden olan bir şeyle tahsis etme hakları yoktur.
Aksine onların, müslümanların yanında kutlayacakları bayram
günleri, diğer normal günler gibi olmalıdır. Müslümanlar da
kâfirleri kendilerine âit hasletlerden herhangi bir şeyle tahsis
etmemeleri gerekir." (Mecmû'u'l-Fetâvâ; c: 25, s: 329)
Hâfız Zehebî -Allah ona rahmet etsin- de bu konuda şöyle demiştir:
"Hristiyanların bir bayramı, yahudîlerin
bir bayramı var olduğuna ve bu bayram da onlara âit olduğuna
göre, müslüman, onlara iştirak edemez. Aynı şekilde onların yollarına
(şeriatlerine) ve kıblelerine de iştirak edemez." (Hikmet
Dergisi'nin yayınlarından 'Teşebbuhu'l-Hasîs bi Ehli'l-Hamîs';
c:4, s:193)
Şeyhulislâm İbn-i
Teymiyye'nin -Allah ona rahmet etsin- işâret ettiği hadisi, Buhârî ve
Müslim rivâyet etmiştir.
Âişe'den -Allah
ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o
şöyle demiştir:
(( دَخَلَ أَبُو بَكْرٍ
وَعِنْدِي جَارِيَتَانِ مِنْ جَوَارِي الْأَنْصَارِ تُغَنِّيَانِ بِمَـا
تَقَاوَلَتِ الْأَنْصَارُ يَوْمَ بُعَاثَ. قَالَتْ: وَلَيْسَتَا بِمُغَنِّيَتَيْنِ.
فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ: أَمَزَامِيرُ الشَّيْطَانِ فِي بَيْتِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى
اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟ وَذَلِكَ فِي يَوْمِ عِيدٍ. فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى
اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَا أَبَا بَكْرٍ! إِنَّ لِكُلِّ قَوْمٍ عِيدًا وَهَذَا
عِيدُنَا.)) [ رواه البخاري ومسلم ]
"(Bir gün babam)
Ebu Bekir -Allah ondan râzı olsun- yanıma girdi. Ensardan iki kız, yanımda Buâs gününde (savaşında)
Ensar'ın söyledigi mersiyelerden
söylüyorlardı.
Âişe
-Allah ondan râzı
olsun- dedi ki:
- Fakat bu iki kız,
şarkıcı değillerdi.
(Babam) Ebu Bekir -Allah ona rahmet etsin- onları görünce:
- Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in evinde şeytan çalgısını
mı çalıyorsunuz? diye çıkıştı. O gün, bayram
günüydü.
Bunun üzerine
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
- Ey Ebu Bekir! Her
kavmin (topluluğun) bir bayramı
vardır. Bu da (bu gün de) bizim bayramımızdır."
(Buhârî,
hadis no: 952. Müslim,
hadis no: 892)
Enes b. Mâlik'ten
-Allah ona rahmet etsin- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:
((قَدِمَ رَسُولُ اللهِ
صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْـمَدِينَةَ وَلَـهُمْ يَوْمَانِ يَلْعَبُونَ
فِيهِمَـا ، فَقَالَ : مَا هَذَانِ الْيَوْمَانِ؟ قَالُوا: كُنَّا نَلْعَبُ
فِيهِمَـا فِي الْـجَاهِلِيَّةِ. فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ قَدْ أَبْدَلَكُمْ بِهِمَـا خَيْرًا مِنْهُمَـا : يَوْمَ
الأَضْحَى ، وَيَوْمَ الْفِطْرِ.)) [ رواه أبو داود وصححه الألباني في صحيح أبي
داود
]
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
Medine'ye geldiğinde, Medine halkının eğlenip
oynadıkları iki günleri vardı.
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-:
- Bu iki gün nedir?
Diye sordu.
Onlar
(sahâbe):
-Biz, câhiliye
döneminden beri bu iki günde oynuyoruz, dediler.
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-:
- Şüphesiz
Allah o iki günü, sizin için daha hayırlısıyla
değiştirdi. Kurban bayramı ve Ramazan
bayramıdır." (Ebu Davud; hadis
no: 1134. Elbânî, Sahih-i Ebî Davud'da hadisin sahih olduğunu
belirtmiştir.)
Bu iki hadis,
bayramın, her milleti birbirinden ayıran
en belirgin özelliklerinden birisi olduğuna ve câhilî toplumlar ile
müşriklerin bayramlarını kutlamanın câiz
olmadığına delâlet etmiştir.
Nitekim
ilim ehli (âlimler) de Sevgililer Günü'nü kutlamanın haram olduğu
kosounda fetvâ vermişlerdir.
1.
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn'e -Allah ona rahmet etsin-
şöyle sorulmuştur:
"Son zamanlarda kız öğrenciler
arasında -Hristiyanların bayramlarından olan- Sevgililer
Günü'nün (Valentine Day) kutlanması yaygınlaşmaya
başladı. Bu günde giyilen elbise ve ayakkabıların hepsi,
kırmızı renkte olmakta ve kız öğrenciler
birbirlerine kırmızı çiçekler (güller) vermektedirler.
Siz değerli hocamızdan bu gibi
bayramları kutlamanın hükmünü açıklamanızı ricâ
ediyoruz.
Yine, bu gibi işlerde müslümanlara neyi tavsiye
edersiniz?
Değerli
âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu soruya
şöyle cevap vermiştir:
"Şu sebeplerden dolayı Sevgililer
Günü'nü kutlamak, câiz değildir:
Birincisi:
Sevgililer Günü (Valentine Day), İslâm
şeriatında temeli (kaynağı) olmayan bid'at bir
bayramdır.
İkincisi:
Sevgililer Günü, aşka, sevgiye, tutkuya ve
şehvete çağırmaktadır.
Üçüncüsü:
Sevgililer Günü, kalbi, bu gibi boş ve
faydasız işlerle meşgul etmeye ve Selef-i Sâlih'in (ümmetin ilk
müslümanlarının) -Allah onlardan râzı olsun- izlemiş
oldukları yola aykırı hareket etmeye
çağırmaktadır.
Bu sebeple, Sevgililer Günü'nde, bayramın
şiârından olan yiyecek ve içecek hazırlamak, bu güne özel
elbise giymek veya bu günde karşılıklı hediye
alıp-vermek gibi davranışların vuku bulması, helâl
değildir.
Müslümanın, dîni ile gurur duyması ve
karga gibi öten her insana dalkavukluk ve uşaklık yapmaması
gerekir.
Allah Teâlâ'dan, müslümanları, görünen (âşikâr) ve görünmeyen
(gizli) her türlü fitnelerden korumasını, yardım ve tevfiki ile
bize yardım etmesini dilerim." (Mecmû'u
Fetâvâ İbn-i Useymîn; c: 16, s: 199)
2. İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî
Komitesi'ne şöyle sorulmuştur:
"Bazı insanlar, her yıl, 14
Şubat gününü Sevgililer Günü (Valentine Day) olarak kutlamaktadırlar.
Bu insanlar, birbirlerine kırmızı güller hediye etmekte, kırmızı
giysiler giymekte ve bu gün dolayısıyla birbirlerini tebrik
etmektedirler. Bazı pastaneler bu gün dolayısıyla
kırmızı renkte pasta ve şekerlemeler imal etmekte ve
bunların üzerine de kalp resimleri yapmaktadırlar. Bazı
işyerleri de bu gün için imal edilen mallarını (satmak için)
ilanlar vermektedirler.
Buna göre şu konulardaki
görüşünüz nedir?
Birincisi:
Bu günü (Sevgililer Günü'nü) kutlamanın hükmü
nedir?
İkincisi:
Sevgililer Günü'nde bu işyerlerinden
alış-veriş yapmanın hükmü nedir?
Üçüncüsü:
Sevgililer Günü'nü kutlamadıkları halde,
bu gün için imal edilen hediyelik eşyalar satan işyeri sahiplerinin
hükmü nedir?
Allah Teâlâ mükâfatınızı en güzel bir şekilde versin.
İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi,
fetvâ vermek için araştırmalarını yaptıktan sonra bu
sorulara şöyle cevap vermiştir:
Kitap ve Sünnet'ten gelen açık deliller,
-İslâm ümmetinin ilk âlimleri bunun üzerinde ittifak etmişlerdir-
İslâm'da bayramların iki tane olduğuna, bunların da Ramazan
bayramı ile Kurban bayramı olduğuna delâlet etmiştir. Bu
bayramların dışında, ister herhangi bir şahıs ile
ilgili olsun, ister bir cemaat (topluluk) ile ilgili olsun, ister bir olay ile
ilgili olsun veya isterse herhangi bir anlam ifâde eden bir bayram olsun, bütün
bunlar, dînde sonradan çıkarılan bayramlardır.Müslümanın bu
bayramları kutlaması,kabul etmesi,bu bayramlarla sevinç duyması,
bu bayramların kutlanmasına herhangi bir yolla yardımcı
olması, asla câiz değildir.Çünkü bu davranış,
Allah Teâlâ'nın çizdiği sınırları aşmaktır. Kim
de
Allah Teâlâ'nın çizdiği sınırları
aşarsa, nefsine zulmetmiş olur.Eğer kâfirlerin
bayramlarından olması sebebiyle sonradan çıkarılan bir
bayrama iştirak ederse (katılırsa), günah üstüne günah
kazanmış olur. Çünkü bu davranışta onlara benzeme,
onlara sevgi ve dostluk besleme sözkonusudur. Oysa
Allah Teâlâ, azîz kitabı Kur'an-ı Kerîm'de mü'minleri, kâfirlere
benzemekten, onlara sevgi ve dostluk beslemekten şiddetle
yasaklamıştır.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den de sâbit
olduğuna göre o şöyle buyurmuştur:
(( مَنْ
تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ.)) [ رواه أبو داود وأحمد ]
"Her
kim, bir topluluğa
(kavme)
benzerse (onların giyindiği
gibi giyinirse, gittiği yolda giderse ve onların işlediği
fiilleri işlerse, günah ve sevap bakımından) o da
onlardandır." (Ebu Davud ve Ahmed)
Sevgililer Günü, yukarıda
zikredilen cinstendir. Çünkü bu bayram, putperest
hristiyanlığın bayramlarından birisidir. Bu sebeple Allah
Teâlâ'ya ve âhiret gününe îmân eden bir müslümanın, Sevgililer Günü'nü
kutlaması veya onu kabul etmesi veyahut da bu gün dolayısıyla
birisini tebrik etmesi kendisine helâl olmaz. Aksine müslümanın,
Allah Teâlâ ve Elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emirlerine icâbet ederek bu günü
kutlamayı bırakması, Allah Teâlâ'nın
gazabını ve cehennem azabını gerektiren sebeplerden uzak
durması gerekir.
Aynı şekilde
müslümanın, bu gün için yiyecek ve içecek hazırlaması,
alış-veriş yapması, bir şey üretmesi, hediye vermesi,
mesaj veya mektup yollaması veyahut da ilan vermesi gibi şeylerle bu
veya buna benzer, dînen haram kılınmış olan
bayramların kutlanmasına yardımcı olması
haramdır. Çünkü bütün bunlar, günah, düşmanlık,Allah
-azze ve celle- ve Elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve
sellem-'e isyan
üzerinde yardımlaşmak ve işbirliği yapmak demektir. Oysa Allah Teâlâ bu konuda şöyle
buyurmuştur:
((... وَتَعَاوَنُواْ
عَلَى الْبرِّ وَالتَّقْوَى وَلاَ تَعَاوَنُواْ عَلَى الْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ
وَاتَّقُواْ اللهَ إِنَّ اللهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ ))
[ سورة المائدة من
الآية: ٢]
"(Ey mü'minler! Aranızda) iyilik ve takva üzerinde
yardımlaşın. (İçerisinde) günah ve (Allah'ın
sınırlarını aşmak olan) düşmanlık
üzerinde yardımlaşmayın. Allah'(ın emrine
aykırı davranmak)tan sakının. Zirâ Allah'ın
azabı çetindir." (Mâide Sûresi: 2.)
Müslümanın,
her durum ve şartlarda, özellikle de fitne ve fesadın çok olduğu zamanlarda, Allah Teâlâ'nın
Kitabı'na ve
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetine sıkı sıkıya
bağlanması gerekir.
Yine, müslümanın, kendilerine gazap olunan
Yahudilerin, sapıklığa uğramış
hristiyanların, Allah
Teâlâ'nın azamet ve gücünden korkmayan ve İslâm ile
iftihar etmeyen fâsıkların sapıklıklarına
düşmemek için zeki ve dikkatli olması gerekir.
Yine, müslümanın, hidâyet talep etmesi ve bu hidâyet
üzerinde sâbit kılması için Allah Teâlâ'ya
sığınması gerekir.Zirâ Allah Teâlâ'dan başka hidâyete erdirecek ve O'ndan başka hidâyet üzerinde
sâbit kılacak hiç kimse yoktur.
Başarı,
Allah Teâlâ'dandır.
3. Değerli âlim Abdullah b. Abdurrahman el-Cibrîn'e
şöyle sorulmuştur:
"Genç erkeklerle kızlar arasında
Sevgililer Günü (Valentine Day) olarak adlandırılan
günü kutlama geleneği yaygınlaşmaya başladı.
Valentine, Hristiyanların tazim duydukları rahibin (azizin)
adıdır. Her yıl 14 Şubat günü bu günü kutlamakta, bu günde
birbirlerine hediyeler ve kırmızı güller vermekte ve
kırmızı renkli elbiseler giymektedirler.
Sevgililer Günü'nü kutlamanın, bu günde
karşılıklı hediyeler vermenin ve bu günü bir bayram olarak
görmenin hükmü nedir?"
Değerli âlim Abdullah b. Abdurrahman el-Cibrîn'e bu
soruya şöyle cevap vermiştir:
Birincisi:
Bu gibi sonradan çıkarılan bayramları
kutlamak, câiz değildir.Çünkü bu bayram, İslâm
şeriatında aslı olmayan ve sonradan çıkarılan bir
bid'attır.Bu sebeple bu bayram, Âişe'den -Allah ondan ve
babasından râzı olsun- rivâyet olunan hadisin hükmüne girer. Bu
hadiste Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:
((
مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ )) [ متفق عليه
]
İkincisi:
Bu bayramda kâfirlere benzeme, yüceltmiş
oldukları şeyleri yüceltme konusunda onları taklit etme,
onların bayramlarına ve törenlerine saygı gösterme ve
onların dînlerinden olan şeylerde onlara benzeme sözkonusudur. Oysa
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle
buyurmuştur:
(( مَنْ
تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ.)) [ رواه أبو داود وأحمد ]
Üçüncüsü:
Oyun, eğlence,
türkü-şarkı, (ud ve ney gibi müzik âletlerine) üfleme, nimete
nankörlük, kadınların açılıp saçılması,
erkeklerin kadınlarla biraraya gelip birbirlerine karışması
veya kadınların, mahremleri olmayan erkeklerin önüne çıkması gibi, dînen haram sayılan
birtakım kötü sonuçlara ve sakıncalı durumlara yol
açmakta veya bu durum, zinâya veya zinânın başlangıcı olan
şeylere vesile olmaktadır. Bunun
teselli ve eğlence olduğunu gerekçe göstermek, onu helâl
kılmaz. Bazı kimselerin, bu kutlamada haram ve helâle dikkat
ettiklerini iddiâ etmelerine gelince, bu iddiâ doğru değildir. Bu sebeple kendisine nasihat eden kimsenin günahlardan
ve gübahlara vesile olan şeylerden uzak durması gerekir."
Değerli âlim Abdullah b. Abdurrahman el-Cibrîn'e
yine şöyle demiştir:
"Buna göre, işyeri sahibinin,
alıcının (Sevgililer Günü gibi) bayramları
kutladığını bilir veya
anlarsa, bu hediye ve gülleri ona satması veya ona hediye etmesi ve bu
hediye ve güllerle bu günlere saygı duyması ve onları
yüceltmesi, câiz değildir. Yoksa satıcı da bu bid'atı
işleyenin günahına ortak olur.
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
[1]
Her yıl
14 Şubat
günü,birçok ülkede Sevgililer Günü olarak kutlanır.Kökeni,Roma Katolik
Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün,
Valentine
ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya
çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin
Günü" (İngilizce: St. Valentine's Day) olarak bilinir.
Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında
da kullanılır. Valentine adlı Azizin -Rahibin- yaşadığı aşka sevgilisinin
karşılık vermemesi üzerine intihar etmiş ve kalbinin sevgilisine
gönderilmesini vasiyet etmiştir.Bu olay üzerine bu aşk hristiyanlıkta bayram
olarak kutlanmıştır. Noel Bayramı gibi tüm dünyaya yayılmıştır.Aziz Valentin
Günü'nün
romantik aşk ile bağlantısı, Orta Çağ'ın
sonlarına doğru, o zamanki akımlardan kaynaklanmış ve bu gün, zamanla dinsel
özelliğini yitirmiştir.1969 yılında dini takvimden
de çıkarılarak dini anlamda kutlanması sona ermiştir.
(Kaynak: www.wikipedia.org)