106544: Umrenin tavafını, Hicr'in içinden yapan kimse


Bir kadın ile kocası umre yaptıklarında tavafın yedinci şavtında Kâbe ile Hicr'in arasına girerek yedinci şavtı yaptıktan sonra beldelerine döndüler.
Bu durumda hüküm nedir?

Published Date: 2014-03-05

Hamd, yalnızca Allah'adır.

"İnsanın, Kâbe ile Hicr'in arasına girerek yapmış olduğu tavaf, noksan tavaftır. Çünkü Hicr ile birlikte Kâbe'nin tamamını tavaf etmek gerekir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَتِيقِ )) [ سورة الحج الآية: 29 ]

"Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve o Beyt-i Atik'i (Eski Ev'i/Kâbe'yi) tavaf etsinler." (Hac Sûresi: 29)

Tavaf noksan olunca, bu iş, Allah Teâlâ ve elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emri üzere olmamış olur.

Oysa Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

 (( مَنْ عَمِلَ عَمَلاً لَيْسَ عَلَيْهِ أَمْرُنَا فَهُوَ رَدٌّ.)) [ رواه مسلم ]

"Kim,  işimiz (dînimiz) üzere olmayan bir iş işlerse, o işlediği şey reddolunmuştur (yani kendisine iâde olunur)." (Müslim, hadis no:1718)

Böylelikle bu iki şahsın -karı ile kocanın- yapmış oldukları tavaf, geçerli sayılmaz. Dolayısıyla şimdi hemen ihram elbisesi giymeleri ve Mekke'ye gidip umre niyetiyle tavaf etmeleri, (Safâ ve Merve arasında) sa'y yapmaları ve saçlarını kısaltmaları veyahut da erkeğin saçını kökünden kazıtmak sûretiyle tıraş olması, kadının da saçlarının ucundan bir parmak boğumu miktarı kısaltması gerekir. Böyle yapmakla ihramdan çıkmış olurlar. İşte her ikisinin yapması gereken şey budur.

Bilmedikleri için işlemiş oldukları sakıncalı durumdan dolayı onlara bir günah yoktur, fidye vermeleri de gerekmez.

Çünkü Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

((... رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا...)) [ سورة البقرة من الآية: 286 ]

"Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!.." (Bakara Sûresi: 286)

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in haber verdiğine göre Allah Teâlâ  (bu söz üzerine) şöyle buyurmuştur:

"Nitekim öyle yaptım (sorumlu tutmadım)."

"Mecmû' Fetâvâ İbn-i Useymîn", c: 22, s: 352-353
Create Comments