39474: Sigortadan yararlanmak


1996 yılında bana bir araç çarpmıştı. Ben, (sigortalı olduğum için) sigorta şirketine belgelerimi sunacaktım ama sunmadım.Nihayet 2001 yılında başka bir kaza geçirdim ama bu defa da sigortalı değildim.Bu kaza sonrası vücudumda felçlik geçirdim ve tedâvi olma ihtiyacı duydum. Fakat ben, -Allah'a hamdolsun- gerçekten çok fakirim ve başvurmadığım yol, çalmadığım kapı bırakmadım.
Şimdi ben, sigorta şirketine belgelerimi sunabilir miyim?  
Benim gerçekten çok sıkıntılı ve zor bir durumda olduğumu Allah Teâlâ çok iyi bilmektedir.
Benim için Allah Teâlâ'ya duâ eder misiniz?

Published Date: 2014-11-15

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Allah Teâlâ'nın sana şifâ vermesini, seni âfiyete kavuşturmasını, senin keder ve sıkıntını gidermesini dileriz.

Eğer sigortaya belgelerinizi sunmaktan kastınız, sağlık sigortası diye adlandırılan sigorta yaptırmışsanız (sağlık sigortasına iştirak etmişseniz) veya sağlık sigortası yaptırma niyetiniz varsa,bilmelisiniz ki bu sigorta haramdır.Aynı şekilde hayat sigortası da haramdır. Çünkü her iki sigorta aldatma, sahtekârlık ve kumar içermektedir. İlim ehli bu şekilde fetvâ vermişlerdir.

İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi'nin fetvâlarında şöyle belirtilmiştir:

1.                    Bir müslümanın, kendisini hastalığa karşı sigortalatması, câiz değildir. Bu durum, ister İslâm ülkelerinde olsun, isterse kâfir ülkelerde olsun, farketmez. Çünkü bu işte, açık bir sahtekârlık ve kumar vardır.

2.                    Bir müslümanın, kendisini veya bedeninin bütün azalarını veyahut da bazı azalarını veya malını veyahut da araç ve buna benzer sahip olduğu şeyleri sigortalatması, câiz değildir.Bu durum, ister İslâm ülkelerinde olsun, isterse kâfir ülkelerde olsun, farketmez. Çünkü bu sigorta, ticârî sigorta türlerinden birisidir.Ticârî sigorta ise, aldatma, sahtekârlık ve kumar içerdiğinden dolayı haramdır. (İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi Fetvâları, c: 15, s: 297).

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

"Sigortanın anlamı; bir kimsenin bir şirkete aylık veya yıllık olarak bir miktar para ödemesi, şirketin de o sigortalanmış şeyin başına bir kaza geldiğinde o zararı tazmin etmesidir.

Bilindiği gibi, sigorta için para ödeyen kimse, her hâlükârda borçludur.Şirket ise kimi zaman alacaklı, kimi zaman da borçlu olur.Yani kaza, sigorta için ödeyen kimsenin ödediği miktardan daha büyük ise, bu takdirde şirket borçlu olur.Yok eğer kaza, sigorta için ödeyen kimsenin ödediği miktardan daha az ise veya hiçbir kaza yapmamışsa, bu takdirde şirket alacaklı, sigortalanmış kimse ise borçlu olur.

Bu tür sözleşmeler, yani insanın alacaklı ve borçlu olma durumu arasındaki sözleşme türü, Allah Teâlâ'nın kitabı Kur'an-ı Kerim'de haram kıldığı ve bu işi, içki ve putlara ibâdet etmekle birlikte zikretmiş olduğu kumardan sayılmaktadır.

Buna göre, bu sigorta türü haramdır.Aldatma ve sahtekârlık üzerine kurulu olan sigorta türünden herhangi birisinin câiz olduğuna dâir bir şey bilmiyorum.Aksine sigortanın hepsi, Ebu Hureyre'nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği şu hadis gereği haramdır:

 (( نَهَى رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهِ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ بَيْعِ الْـحَصَاةِ وَعَنْ بَيْعِ الْغَرَرِ. )) [ رواه مسلم ]

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, çakıl taşının alış-verişini[1] ve (denizdeki balıkları, havadaki kuşları, hayvanın memesindeki sütü satmak gibi) riskli (tehlikeli) alış-verişleri yasakladı."(Müslim).

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- devamla şöyle demiştir:

"Hayat sigortas yaptırmak, câiz değildir.Çünkü hayat sigortası yaptıran kimseye ölüm meleği geldiği zaman, onu sigorta şirketine havâle etmeye gücü yetmez. Hayat sigortası yaptırmak, hata, akılsızlık, dalâlet ve Allah Teâlâ'ya değil de sigorta şirketine dayanmak ve güvenmek (tevekkül etmek)tir.Hayat sigortası yaptıran kimse, eğer ölürse, sigorta şirketinin, kendisinin vârislerine (âilesine) nafaka sağlamayı garanti edeceğine güvenmektedir. Bu ise, Allah Teâlâ'dan başkasına dayanmak ve güvenmektir.

Bu meselenin temeli, kumardan alınmadır.Hatta gerçekte bizzat sigortanın kendisi kumardır. Nitekim Allah Teâlâ, kumarı, kitabı Kur'an-ı Kerim'de şirk, fal okları ve içki ile birlikte zikretmiş ve kumarı bunlarla aynı mesabede tutmuştur.

Sigortada bir kimse, uzun yıllar ödeyerek sürekli borçlu olur. Eğer hemen ölürse, bu defa da şirket borçlu olur. Alacaklı ve borçlu olma hâli arasında cerayan eden her akit (sözleşme), kumardır." (Fetâvâ Ulemâi'l-Beledi'l-Harâm; s: 652-653).

Bu konuda (10805) ve (8889) nolu soruların cevaplarına bakabilirsiniz.

İkincisi:

Sigorta için ödemek zorunda kalır, daha sonra da kaza geçirirseniz, bu takdirde sigorta şirketinden ödediğiniz taksitler miktarı nakit para almanız câizdir. Alacağınız nakit para miktarı, ödediğiniz taksitlerden fazla olursa, bu tardirde onu almazsınız. Eğer almak zorunda bırakılırsanız,o zaman o nakit parayı bağışta bulunmak sûretiyle hayır yollarına harcarsınız.

Size, Allah Teâlâ'dan korkmanızı, yalnızca O'na sığınmanızı ve O'na çokça yalvarıp yakararak duâ etmenizi tavsiye ederiz. Zirâ cömert olan Allah Teâlâ'nın kapısını çalan hiç kimse eli boş dönmez ve hüsrana uğramaz.

Yine, size Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözünü hatırlatırız:

(( مَنْ نَزَلَتْ بِهِ فَاقَةٌ فَأَنْزَلَهَا بِالنَّاسِ، لَمْ تُسَدَّ فَاقَتُهُ. وَمَنْ نَزَلَتْ بِهِ فَاقَةٌ فَأَنْزَلَهَا بِاللَّهِ فَيُوشِكُ اللَّهُ لَهُ بِرِزْقٍ عَاجِلٍ أَوْ آجِلٍ.)) [ رواه الترمذي وأبو داود وصححه الألباني في صحيح الترمذي ]

"Kim ihtiyaç içine (çok muhtaç duruma) düşer de onu insanlara açarsa (şikâyet yoluyla onlara arzeder ve ihtiyacının giderilmesini onlardan isterse yani ihtiyacının giderilmesinde onlara dayanırsa), ihtiyacı kapanmaz (giderilmez veya ihtiyacı giderildikçe her defasında başka bir şeye ihtiyacı olur).Kim de ihtiyacını Allah’a arz ederse (O'na dayanırsa), Allah’ın, hemen veya gelecekte o kimseye rızık (zenginlik) vermesi yakındır." (Tirmizî; hadis no: 2326. Ebû Dâvûd; hadis no:1645. Elbânî, 'Sahîhu'lt-Tirmizî'de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)

Allah Teâlâ en iyi bilendir.

[1] Çakıl taşı alış-verişi; âlimler tarafından üç şekilde yorumlanmıştır:

Birincisi:Satıcının alıcıya şöyle demesidir:"Bu çakıl taşını yukarıya attığımda şu elbiselerden hangisinin üzerine düşerse, o elbiseyi sana satmışım demektir. Veya bu çakıl taşını attığımda onun ulaşacağı yere kadar bu tarla veya arsayı sana satmışım demektir."

İkincisi: Satıcının alıcıya şöyle demesidir: "Ben, çakıl taşını atıncaya kadar sen bu malı alıp-almamakta hürsün, attıktan sonra bu malı sana satmışım demektir."

Üçüncüsü: Satıcı ile alıcının, çakıl taşının atılışını alış-veriş olarak kabul etmeleridir.Örneğin alıcının satıcıya şöyle demesidir: "Ben, bu elbiseyi, şu çakıl taşıyla birlikte atarsam, elbise senden şu fiyata satın alınmış demektir." "Müslim'in Şerhi" (Çeviren)

Islam Q&A
Create Comments