Çocuk Terbiyesi

Çocuk Terbiyesi

Gece namazlarında kıraatın sesli, gündüz namazlarında da gizli (sessiz) olmasının hikmeti. Çocuklara öğretmek ve onları davet etmek için doğru yöntem nedir?. İki erkek çocuğun birbirine avret yerini göstermesi. Rüşdüne ermeyen bir çocuğun amelleri kime yazılır, ona mı. Çocuklarda hırsızlık problemi. Çocukları eğitmek. Çocukları önünde isyan yapmak açıktan günaha girer mi?.

Gece namazlarında kıraatın sesli, gündüz namazlarında da gizli (sessiz) olmasının hikmeti
Akşam ve yatsı namazlarında kıraatın sesli olmasının hikmeti nedir?
Yine yatsı namazının dört rekatının sadece ilk iki rekatında kıraatın sesli olmasının hikmeti nedir?

Cevap:

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Birincisi:

Müslüman,yerine getirmekle emrolunduğu bir ibâdetin hikmetini bilsin veya bilmesin, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e uymak ve O'nu örnek almakla emrolunmuştur.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً )) [ سورة الأحزاب الآية: 21]

"Andolsun ki sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı ümit eden ve Allah'ı çok zikreden kimseler için Allah'ın elçisinde güzel bir örnek vardır."[1]

Bununla birlikte bilinmelidir ki İslâm şeriatı, insanı etkileyen, pek büyük hikmetler üzerine kuruludur. Fakat bu hikmeti bilebilir veya bilmeyeyebiliriz veyahut da bir kısmını bilebilir, bir kısmını da bilmeyebiliriz.

Bilinmesinde ilim yönünden insanın bilgisini arttıran, kalbini mutmain kılan ve gönlünü ferahlatan bir şeyin hikmeti hakkında sormasında ve onun hikmetini araştırmasında bir sakınca yoktur.

İkincisi:

Bazı âlimler, gece namazında (akşam, yatsı ve sabah namazında) kıraatın sesli, gündüz (öğle ve ikindi) namazlarında kıraatın sessiz olmasının hikmetini araştırdıktan sonra şu sonuca varmışlardır:

Şüphesiz gece, sükûnet ve halvet vaktidir. Kalp, bu vakitte dünyalık işlerden arınmış bir halde olur. Bu sebeple kalp, dil ve kulakların, kıraata mutabık olması sebebiyle kulun, bu vakitte Rabbine yakarışından, O'na seslenişinden haz duyduğunu göstermesi meşrû kılınmıştır.

Nitekim şu âyet-i kerimeler bu anlama işâret etmişlerdir:

(( إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْئًا وَأَقْوَمُ قِيلا * إِنَّ لَكَ فِي اَلنَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلا )) [ سورة المزمل الآيات: 6-7 ]

"Şüphesiz gece ibâdeti, (kalpteki) etkisi daha fazla ve (bu ibadetteki) sözler (okunan Kur'an) ise daha düzgün ve açıktır. Çünkü gündüz sana uzun bir meşguliyet vardır. (Bu sebeple nefsini Rabbine ibâdete adamalısın.)"[2]

İbn-i Kesir -Allah ona rahmet etsin- âyetin tefsirinde şöyle demiştir: 

"'Nâşiete'l-Leyl'den maksat; gecenin saatleri ve vakitleridir. Gecenin her saatine "nâşie" adı verilir. Burada maksat şudur: Geceleyin kalkmak, hem kalp ile dil arasında uyumun sağlanması bakımın­dan daha elverişli ve daha etkili, hem de okuma bakımından daha birleştiricidir. Bunun içindir ki Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz gece ibâdeti, (kalpteki) etkisi daha fazla ve (bu ibadetteki) sözler (okunan Kur'an) ise daha düzgün ve açıktır." Yani gündüz kalkıp okumaktansa, geceleyin okumak hem zihne iyi yerleşir, hem de daha iyi an­lamaya vesile olur. Çünkü gündüz; halkın dışarı çıktığı, seslerin yüksel­diği ve geçimlerin temîn edildiği vakittir."[3]

Kurtubi -Allah ona rahmet etsin- âyetin tefsirinde şöyle demiştir: 

"Âyetin anlamı şudur:Gece ibâdeti ve Kur'an tilâveti; seslerin kesilmesi ve hareketsiz olması sebebiyle kalp, göz, kulak ve dil arasında daha fazla uyum vardır."[4]

Abdurrahman es-Sa'dî -Allah ona rahmet etsin- âyetin tefsirinde şöyle demiştir: 

"Geceleyin kalkmak ve Kur'an okumak, Kur'an'ın maksadının gerçekleşmesine daha yakındır. Kalp ile dil üzerinde uyum sağlar. Dünya meşguliyetleri azalır, dediğini anlar ve işi düzelir.

Gündüz vakti bunun tersidir. Zirâ gündüz vaktinde okunan Kur'ân ile maksatlar elde edilemez. Bunun içindir ki Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "...Çünkü gündüz sana uzun bir meşguliyet vardır. Yani senin, kalbini meşgul edecek ve onu tam olarak Rabbine ibâdet etmekten alıkoyacak ihtiyaç ve geçimi temin etmek gibi meşguliyetlerin olacaktır."[5]

İbn-i Hacer el-Heytemî -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir: 

"Namazlarda kıraatın açıktan (sesli) olmasının hikmeti kalır ki, o da şu olabilir:

Gece vakti; halvet yeri, gece sohbeti de hoş olunca, kulun, bu vakitte Rabbine yakarışından, O'na seslenişinden haz duyduğunu göstermesi meşrû kılınmıştır. Açıktan (sesli) kıraatın, namazın sadece ilk iki rekatıyla sınırlı tutulması; namaz kılanın, bu iki rekatta daha dinç ve zinde olması sebebiyledir. Gündüz vakti de meşguliyet yeri ve insanlarla içiçe olunca, kulun, bu vakitte Rabbine yakarmaya, O'na seslenmeye fırsat bulamaması sebebiyle ondan kıraatın gizli (sessiz) olması istenmiştir. Vaktinin, Cuma günü gibi, iş ve meşguliyet vakti olmaması sebebiyle sabah namazı da gece namazına ilhak edilmiştir (gece namazından sayılmıştır)."[6]

İbn-i Kayyim -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir: 

"Gece namazı ile gündüz namazının kıraatının sesli ve sessiz olarak birbirinden ayrılmasına gelince, bu da son derece yerinde ve hikmete uygundur. Şöyle ki; gece, seslerin, gürültülerin, hareketlerin sukûn bulduğu, kalplerin dünya meşgalesinden arındığı; gündüzün dağınık vaziyetteki yöneliş ve kasıtlarının bir araya gelip toparlandığı bir zamandır.Gündüz ise, uzun meşguliyetlerin kalbi ve bedeni işgal ettiği bir zamandır. Gece kalbin dile, dilin de kulağa baskın geldiği bir zamandır. İşte bu sebepten dolayı sabah namazındaki kıraatı, diğer namazlardaki kiraatlara nispetle daha fazla uzatmak sünnet sayılmıştır. Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, sabah namazının farzında altmış ilâ yüz âyet arasında okurdu. Ebu Bekir -Allah ondan râzı olsun-, sabah namazının farzında Bakara sûresini okurdu. Ömer -Allah ondan râzı olsun-, sabah namazının farzında Nahl, Hûd, Benî İsrail (İsrâ), Yunus ve benzeri sûreleri okurdu. Çünkü uykudan yeni uyandığında kalp, meşguliyetlerden arınmış bir vaziyette olur. Bu esnada duyduğu ilk sözler, hepsi hayırlı sözler olan Allah'ın kelamı olunca, onları tam olarak telakki eder ve hiç zahmet çekmeksizin onları idrâk eder. Gündüze gelince o, geceye zıt olduğundan dolayı, gündüz kılınan namazın kıraatının sessiz olmalıdır. Ancak bazı geçici sebeplerden dolayı bu süre içinde kılınan namazların kıraatları sesli olabilir. Meselâ bayram, Cuma, İstiskâ, Küsûf (güneş ve ay tutulması) namazlarında büyük cemaatler teşekkül ettiği için bu namazlarda kıraatın sesli olması gerekir. Bu tür namazlarda kıraatın sesli olması, maksadın gerçekleşmesi ve cemaate daha faydalı olması açısından daha güzel ve daha mükemmeldir.Bu namazlarda Allah'ın kelâmını yüksek sesle okuyarak cemaate ilâhî mesajı ulaştırmak, risaletin en büyük amaçlarından birisidir."[7]

Allah Teâlâ, bize ve size faydalı ilim ve salih amel nasip etsin.

Allah Teâlâ en iyi bilendir. 


[1]  Ahzab Sûresi: 21

[2]  Müzzemmil Sûresi: 67

[3]  İbn-i Kesir Tefsiri, c: 4, s: 435

[4]  Kurtubi Tefsiri, c: 19, s: 40

[5]  Sa'dî Tefsiri, s: 1058

[6]  Tuhfetu'l-Muhtac Fî Şerhi'l-Minhac.

[7]  İ'lâmu'l-Muvakkıîn, c: 2, s: 91

 

Islam Q&A


Çocuklara öğretmek ve onları davet etmek için doğru yöntem nedir?
Küçük çocuk kardeşlerimi on yaşına vardıklarında dindar olmaları için nasıl bir yöntemle onları davet etmeliyim, onlarla hangi metodu takip etmeliyim?

Bütün övgüler Allah’adır.

Sana onlara Kur’an-ı Kerim ve sahih Nebevi Sünnet öğretmeni ve o ikisinde ki İslam ahlakından ihsan etmeyi, sıla-i rahimde bulunmayı, doğru olmayı, emaneti korumayı ve vb. öğretmeni tavsiye ediyoruz. Cemaatle namazları birlikte kılmaya alıştırmalısın. Aynı şekilde yeme, ,içme, konuşma vb. durumlardaki adabı öğretmelisin. Eğer onlar bu ahlak ve büyük adab üzerine yetişirlerse hidayet bulurlar ve Allah’ın izniyle istikamette olurlar. İyi nebat veren kendilerine ve ümmetlerine fayda veren bir ağaç gibidirler. Senin bunda büyük bir ecrin vardır.

Daimi Konsey Fetvalarından, 261–262/12


İki erkek çocuğun birbirine avret yerini göstermesi
Ben çok daralmaktan çeken bir babayım. Yedi yaşında oğlum ile beş yaşında kızımın her biri diğerine avret yerlerini gösterirken yakaladım ve şok oldum. Kendimi tutamayıp acıtacak bir biçimde her ikisine vurdum. Doğru bir davranış sergiledim mi bilmiyorum. Ben ve eşim bu durumdan stresteyiz. Bu problemi çözmek için en iyi yöntem hangisidir? Ben sizlerin nasihatine ve yardımına ihtiyacımız vardır.

Bütün övgüler Allah’adır.

Babaya düşen çocuklarının yanlışlarına karşı hikmetle ve ölçülü bir şekilde muamele temesi evladır. Bu hırsını hatayı tedavi etmeye götürmekten daha büyük bir hataya düşmesine telafi etmekten sakınmalısın.

Bu yaşta ki çocuklar bu tür davranışları anlamazlar ve nereye varacağını bilmezler. Onları bu davranışa sürükleyen televizyonda gördükleri bazı sahnelerden etkilenmelidir. Bu davranışın kaynağına ulaşmak gerekir. Bunu nerden öğrendiler ve nasıl kaptılar? Bu davranışların kaynağından onları uzaklaştırmak ve himaye etmek gerekir.

Bir müddet sonra çocuklarında olan bu hisler kaybolacaktır. Eğer onlara özellikle iyi davranırsan ve sevgi-şefkatle muamele edersen bu daha kolay olacaktır.

Faziletli Şeyh Muhammed ed-Duveyş

Peygamber sallallahu aleyhi ve selem’in hadisini uygulamayı da unutma: “kız ve erkek kardeşlerin yatakları arasını ayırın” Ebu Davud rivayet etti ve el-Elbani Sahihi Sünen Ebi Davud 97/1’de sahih olduğunu belirtti.

O ikisinin bu yaptığının çirkinliğini onlara açıkla ve şeytan da Allah’ın belirttiği gibi bunu istemektedir: “o ikisine avret yerlerini göstermek için elbiselerini çıkarttı..” Behez bin Hâkim’den, babam dedemden bana şunu anlattı: dedim ki Ey Allah’ın Resulü avretlerimizden neyi getireceğimizi neyi yapmayacağımızı söyler misin? Avretini koru ancak hanımın veya elinin altında bulunanlar müstesnadır. Erkek erkek ile birlikte olursa ne olur? Eğer yapabilirsen hiç kimse görmeden yap. Eğer erkek tek başına ise ne yapsın? Haya duyulmaya en layık olan Allah var, buyurdu. Ebu Davud rivayet etti, el-Elbani ise Sahih Sünen Ebi Davud’da 3391 sayılı hadisin hasen olduğunu belirtti.

Bu tür çirkin bir eylemi kötülük ve fuhuş ehli yapmaktadır. Onlar rablerini kızdırıyorlar. Allah zürriyetini Salih kılsın ve Peygamberimiz Muhammed’e salât ve selam olsun.

 Allah en iyi bilendir.

Şeyh Muhammed Salih el-Muneccid


Rüşdüne ermeyen bir çocuğun amelleri kime yazılır, ona mı
Rüşdüne ermeyen bir çocuğun amelleri kime yazılır, ona mı? Akil-baliğ olmayan bir çocuğun namazı, haccı, Kur’an tilaveti gibi amellerin sevabı anne-babasına mı yoksa ona mı yazılır?

Bütün övgüler Allah’adır.

Akil-baliğ olmayan çocuğun yaptıklarının- yani Salih amelleri- sevabı onadır, ne anne-babasının ne de başkasınındır. Ancak babası ona öğrettiği, hayra yönelttiği, ona yardım ettiği için ona da sevap yazılır. Müslim’in sahihinde, İbn-i Abbas(r.a.) dedi: bir kadın çocuğunu kaldırdı ve sordu: ey Allah’ın peygamberi bunun için hac var mıdır? Evet, dedi ve senin için de sevap vardır.  Müslim 2378 hadiste rivayet etti.

Peygamber sallallahu aleyhi ve selem çocuk için haccın olduğunu ve annesinin de onun haccından sevap kazandığını haber verdi. Aynı şekilde baba eli altındaki yetimleri, akrabaları ve hizmetçileri ve diğer insanlar için eğitim gibi hayırlar yaparak da ecir kazanır. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurdu: “Kim bir hayra önayak olursa onu yapanın sevabı kadar ona da sevab yazılır..” Müslim sahihinde 3509 nolu hadiste rivayet etti. Çünkü bu takva ve ihsan üzerine yardımlaşma babına girmektedir. Allah bunun karşılığını verecektir.

Fetava useymin, İbn-i Useymin/526


Çocuklarda hırsızlık problemi
Çocuklarımdan birinin bir şeyi çaldığını keşfettiğimde çok rahatsız oldum. Gelecekte bir hırsıza dönüşmesinden korkuyorum.
Bana ne tavsiye edersiniz?

Bütün övgüler Allah’adır.

Küçük çocuk şu sebeplerden dolayı hırsızlık yapar:

1- Hırsızlık ile ödünç alma arasında ki farkı bilmediği için veya özel mülkiyet anlamı onda açığa kavuşmamıştır.

2- Başkaları için bulunan eşyalardan kendisine yasaklandığı için hırsızlık eder.

3- Anne-babadan intikam almak veya onların dikkatini çekmek için hırsızlık yapar.

Ne yapmalıyız?

1- Sakinliği korumak: kınamak ve azarlamak yerine sakinliğini koru oğluna öğretmek için bu bir fırsattır.

2-Çocuğa vaaz edilmeli: İslam’da hırsızlığın hükmünü ona açıkla. Allah aziz kitabında şunu belirtir: “Erkek hırsızın ve kadın hırsızın ikisinin de ellerini kesin…” peygamber sallallahu aleyhi ve selem kadınlardan biat alırken onların hırsızlık yapmamasını istiyordu ve aynı şekilde Allah da şunu emretti: “o kadınlar hırsızlık yapmasınlar…” çocuğuna Allah’ın gözetlediğini hatırlat. Ayette: “Nerede olursanız olun O sizinle birliktedir..” ve yine “yaptıklarınızı gören Allah’tır” ona de ki Allah seni görüyor ve insanların görmediği bir yerde gizlice çalsan da Allah “sırrı ve en gizliyi bilendir..”

3- Çocukla yüzleş: çocukla bu hırsızlığı yapmaya sevk eden ve sebep olan durum ile yüzleşmen gerekir. Ben biliyorum ki merkez çarşıdan bu tatlıyı aldığını biliyorum. Sen bunu aldın çünkü ona ihtiyacın vardı. Onu çalmak çözüm değildir. Gelecek defa eğer bir şeye ihtiyacın olursa ilk önce benimle konuş. Ben senin güvenilir olmanı sevdiğini biliyorum. Çocuğu başkalarının yerine koymaya çalış ve tatlısı çalınan filan adamın yerinde olsaydın nasıl hissederdin?

4- Cezaları arttır: Mesela çalınan şeyi özürle birlikte geri iade etmesini çocuktan istemelidir. Veya itlafı halinde değerini ödemeli ve evdeki imtiyazlardan yasaklanmalıdır.

5- çocuğu gözetmeli ve uzun süre ondan habersiz olmamalıdır.

Dr. Hamid Nehar el-Mutayri’

“Tenvirul-İbad bituruqit-Teamulu maal-Evlad” kitabının 27.sayfasına bakınız.


Çocukları eğitmek
Babaların eğitimde İslami açıdan sorumlulukları nedir, eğitim türünün özel mi yoksa resmi mi olması gerekir?

Bütün övgüler Allah’adır.

Çocuğun eğitilmesi şüphesiz hayatın kaçınılmazlarından biridir.Eğer hayatın kaçınılmazlarından biriyse nafaka vermek zaruridir. Buna göre ona öğretmelidir ancak bütün merhaleleri değil. Çünkü o orta veya lise merhalesinde yaşayabilir.

Özel okullar ve genel okulların hangisinin şer’i yönden daha faziletli olduğuna gelince belirli bir prensibin olduğunu sanmıyorum. Belki özel eğitim daha iyi olabilir. Belki de resmi okullar daha iyi olabilir. Bu müfredata ve eğitim ekibine ve takip edilen sisteme göre değişir.

Allah en iyi bilendir.

Islam Q&A


Çocukları önünde isyan yapmak açıktan günaha girer mi?
Çocukları önünde isyan yapmak açıktan günaha girer mi?

Bütün övgüler Allah’adır.

Bu soruyu Şeyhimiz Muhammed bin Salih el-Useymin –Allah ona rahmet etsin- şöyle cevap verdi:

Euzu billâh. Bu açık günahtan daha büyüktür (açıktan günah, ayrıca) kötü terbiyedir.

Soru: Bunu insanlar önünde değil evinin içinde yapmanın açıktan günah işleme sayılır mı?

Cevap: evet, çünkü tek başına odasında yapsaydı dediğimiz gibi o açıktan bir günah işlemektir. Ancak bunu çocuklarının gözü önünde yapıyorsa (bunda da kötü terbiye vardır). Bu nedenle sigara içenler çocuklarının önünde sigara içmemelidirler. Çünkü bunda onları sigaraya alıştırmak vardır.

Allah en iyi bilendir.

Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin
Çocuk Terbiyesi