Mest ve Çorabın Üzerine Meshetme

Mest ve Çorabın Üzerine Meshetme

Delinmiş (yırtık) çorabın üzerini meshetmenin hükmü. Delinmiş veya şeffaf olan çorapların üzerini meshetmenin hükmü nedir?. Çorapların üzerini meshetmek için, çorapları, tam olarak abdest aldıktan sonra giymek gerekir. Bir kimse, abdest alırken mest veya çoraplı ayaklarının üzerini meshettikten sonra mestini veya çorabını çıkarırsa, abdesti bozulur mu?. Çorapların üzerini meshetmenin süresi bittikten sonra abdestlilik hâlinin devam etmesi. Abdest almadan çoraplarını giyip daha sonra abdest alırken çoraplarının üzerini mesheden ve bu hal üzere namaz kılan kimse. Mestin üzerine meshetmek mi, yoksa ayakları yıkamak mı daha fazîletlidir?. Mukim olduğu halde üç gün boyunca mestinin üzerini meshederek namaz kılan kimsenin, iki günlük namazını tekrar kılması gerekir mi?. (Mest veya çorabın üzerine) meshin şartları. Abdest alırken ayakları yıkamak mı, yoksa üzerini meshetmek mi farzdır?. ÇORAPLARI ÇIKARMAKLA ABDEST BOZULUR MU?.

Delinmiş (yırtık) çorabın üzerini meshetmenin hükmü
Delinmiş (yırtılmış) çorabın üzerini meshetmek câiz midir?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Âlimlerin görüşlerinden sahih olanına göre; delinmiş mest (çarık) veya çorabın üzerini meshetmek câizdir.Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- mestin (çarığın) üzerini meshetmeye izin vermiş, fakat onun delinmiş veya yırtılmış olmaması gerektiğini şart koşmamıştır. Özellikle bazı sahâbenin çarıkları delinmiş veya yırtılmış olmaktan uzak değildi. Şayet mestin (çarığın) delinmiş veya yırtılmış olması, mesh olayına bir etkisi olsaydı,Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu genel bir şekilde açıklardı. Fıkıh usûlü kâidelerine göre, "Bir meselenin açıklamasını, ihtiyaç zamanından sonraya ertelemek, câiz değildir" hükmü sâbit olmuştur.

İmam Süfyân es-Sevrî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

"Ayağına giymiş olduğun her ne ise onun üzerini meshet.Muhâcirlerle Ensâr'ın giydükleri çarıkları delinmiş veya yarılmış veyahut da yamalı değil miydi?" (Abdurrezzak, Musannef'inde rivâyet etmiştir.c: 1, s: 194)

Şeyhul-İslâm İbn-i Teymiyye de -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- mestlerin (çarıkların) üzerini meshetmeleri emrini verince,mestlerin(çarıkların) genel olarak nasıl olduğunu bilmesine rağmen delinmiş veya yırtılmış gibi kusurlardan uzak olmasını şart koşmayınca, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emrini mutlak anlamda yorumlamak gerekir.Herhangi bir şer'î delil olmaksızın  onun sözünü bir şarta bağlamak (sınırlandırmak) câiz değildir. Onun sözü şunu gerektirir: İnsanlar, giydikleri ve üzerinde yürüdükleri her mestin (çarığın), açılmış veya delinmiş bile olsa, belirli bir şartla sınırlandırmaksızın üzerini meshedebilirler. Çünkü bir şartla sınırlandırmak için şer'î bir delilin olması gerekir." (Mecmûu'l-Fetâvâ; c: 21, s: 194).

Bu, İshak, İbn-i Mübârek, İbn-i Uyeyne ve Ebu Sevr'in görüşüdür.

 İmam Şâfiî ve İmam Ahmed'den -Allah ikisine de rahmet etsin- rivâyet olunan meşhur görüşe göre, mestin (çarığın) veya çorabın meshedilmesi farz olan yeri yırtılmış veya yarılmış olduğu sürece onun üzerini meshetmek câiz değildir, hükmüne varmışlardır.

İmam Ebu Hanife ve İmam Mâlik de -Allah ikisine de rahmet etsin- az delinmiş olan ile çok delinmiş olanın birbirinden ayırt edilmesi gerektiği hükmüne varmışlardır.

Doğru olan birinci görüştür. Buna göre; ayağa giyilen ve üzerinde yürüme imkânı olan her mestin (çarığın) veya çorabın üzerini meshetmek câizdir.

Aynı şekilde tenin rengini belli eden çorabın üzerini meshetmek de câizdir. Çünkü çorabın üzerini meshetme izni, mutlaktır. Onu herhangi bir şey sınırlandırmamıştır. Bu ise, şunu gerektirir: İnsanlar, giydikleri her çorabın üzerini meshedebilirler.Bu,  üzerinde yürüme imkânı olan delinmiş mestin (çarığın) üzerini meshetmek câizdir, diyenlerin görüşünün bir gereğidir.

İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- şunu zikretmiştir:

"Bir kimse camdan bir mest (çarık) giyer ve üzerinde yürüyebilirse, camın atından teni gözükse bile, üzerini meshetmesi câizdir..." (el-Mecmû'; c: 1, s: 5029.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.

Süleyman b. Nâsır el-Alvân


Delinmiş veya şeffaf olan çorapların üzerini meshetmenin hükmü nedir?
Delinmiş veya şeffaf olan çorapların üzerini meshetmenin hükmü nedir?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Bir kimsenin, örfî olarak deliği geniş sayılmadıkça, delinmiş çorapların üzerini veya çok şeffaf olduğu için ayaklar sanki çıplakmış gibi olmadıkça veya ayakların ten rengini -kızıllık veya siyahlık gibi- belli edecek bir durumda olmadıkça, abdestli olarak giydikten sonra (yeniden abdest alırken) şeffaf olan çorapların üzerini meshetmesi, câizdir.

İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c: 5, s: 246


Çorapların üzerini meshetmek için, çorapları, tam olarak abdest aldıktan sonra giymek gerekir
Bir kimse, (abdest alırken) sağ ayağını yıkadıktan sonra, sol ayağını yıkamadan önce çorabını giyerse bunun hükmü nedir?
Bu kimsenin, (daha sonra abdest alırken) çorapların üzerini meshetmesi câiz midir?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Bu kimse, abdestini tam olarak allamadan önce sağ ayağına çorabını giydiği için (daha sonra abdest alırken) çoraplarının üzerini meshedemez.

İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c: 5, s: 247


Bir kimse, abdest alırken mest veya çoraplı ayaklarının üzerini meshettikten sonra mestini veya çorabını çıkarırsa, abdesti bozulur mu?
Abdestli bir kimse, mestinin veya çorabının üzerini meshettikten sonra mestini veya çorabını çıkarırsa, bu hareketiyle abdesti bozulur mu?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Âlimler, abdest alırken mestinin üzerini mesheden kimsenin, daha sonra mestini çıkardığı zaman abdestinin hükmü (bozulup-bozulmayacağı) konusunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir:

Bazı âlimler: "Ayaklarını yıkaması yeterlidir.Böylelikle abdesti tamam olur" demişlerdir.

Bu görüş, zayıftır. Çünkü abdest alırken abdest azalarını birbiri ardınca yıkamak gerekir. Yani abdest azalarını yıkarken birbiri arasında uzun bir zaman bırakmamalıdır. Aksine birbiri ardınca yıkamalıdır.

Bunun içindir ki İbn-i Kudâme -Allah ona rahmet etsin- şunu zikretmiştir:

"Bu görüş, abdest alırken abdest azalarının birbiri ardınca yıkanmasının farz olmadığı hükmüne binâ edilmiştir ki bu görüş, zayıftır." ("el-Muğnî; c: 1, s: 367).

Başka âlimler şöyle demişlerdir:

"Bu hareketiyle abdesti bozulur ve namaz kılmak istediği zaman yeniden abdest alması gerekir."

Bu âlimler, meshin, yıkamanın yerine geçtiğini, mest çıkarıldığı zaman ayaklardaki abdestin bozulacağını, çünkü ayakların mestten çıkarılmasıyla ayaklar ne yıkanmış, ne de meshedilmiş bir hâle geldiğini, ayaklardaki abdestin bozulduğu zaman ise, abdestin tamamının bozulacağını ve abdest azalarının birbirinden ayrılamayacağını huccet olarak göstermişlerdir.

Değerli âlim Abdulaziz b. Baz -Allah ona rahmet etsin-, "Mecmû' Fetâvâ İbn-i Baz"; c: 10, s: 113'de bu görüşü tercih etmiştir.

Diğer başka âlimler ise  şöyle demişlerdir:

"Bir kimse, (önden veya arkadan çıkan ve abdesti bozan şeylerle) abdestini bozmadıkça, bu hareketiyle abdesti bozulmaz."

Seleften Katâde, Hasan Basrî ve İbn-i Ebî Leylâ bu görüştedirler.

İbn-i Hazm da "el-Muhallâ"; c: 1, s: 105'de bu görüşü desteklemiştir. Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye ve İbn-i Münzir de -Allah ikisine de rahmet etsin- bu görüşü tercih etmişlerdir.

İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

"Bu, tercih edilen en kuvvetli görüştür." ("el-Mecmû'"; c: 1, s: 557).

Bu görüşte olan âlimler şunları huccet/gerekçe göstermişlerdir:

1.       Abdest, hades olmadan bozulmaz. Mesti çıkarmak ise, hades değildir.

2.       Mestinin üzerini mesheden kimsenin abdesti, şer'î bir delille sâbit olmuştur.Şer'î bir delil olmadan abdestin bozulduğuna hükmetmek mümkün değildir. Ayaklardaki mesti çıkarmakla abdestin bozulduğunu gösteren hiçbir delil yoktur.

3.       Abdest aldıktan sonra saçını traş eden kimsenin durumu buna kıyas edilir. Bir kimse, abdest alırken başını mesheder, abdestten sonra da traş olursa, bu hareketiyle onun abdesti bozulmaz. Aynı şekilde abdest alırken mestinin üzerini meshettikten sonra mestini çıkaran kimsenin de abdesti bozulmaz.

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

"Abdest alırken mestinin veya çorabının üzerini meshettikten sonra mestini veya çorabını çıkarırsa, bu hareketiyle abdesti bozulmaz.Bu sebeple doğru olan görüşe göre bir kimse, abdesti bozuluncaya kadar farz veya nâfile olsun dilediği namazı kılabilir." ("Mecmû' Fetâvâ İbn-i Useymîn"; c: 11, s: 193).

Bu konuda bknz: "el-Muğnî"; c: 1, s:366-386. "el-Muhallâ"; c: 1, s:105. "el-İhtiyârât"; s: 15. "eş-Şerhu'l-Mumti'"; c: 1, s: 180.

Islam Q&A


Çorapların üzerini meshetmenin süresi bittikten sonra abdestlilik hâlinin devam etmesi
Mestin (çarığın) veya çorapların üzerini meshetmenin süresinin, mukim için bir gün ve bir gece, yolcu için ise, üç gün ve üç gece olduğunu okudum.Meshin süresi biterse, abdest bozulur mu?
Yoksa abdestlilik hâli devam eder mi?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

"Doğru olan görüşe göre meshin süresi bittikten sonra abdest bozulmaz. Yani örneğin meshin süresi öğle saat onikide bitiyorsa, geceye kadar abdestli olarak kalmışsanız (abdestiniz bozulmamışsa), abdestli sayılırsınız. Çünkü meshin süresinin bitmesiyle abdestin de bozulacağına dâir herhangi bir şer'î delil yoktur. Zirâ Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- meshin süresini tayin etmiş, fakat abdestin süresini tayin etmemiştir.

İlim talebesinin şu kâdeye dikkat etmesi gerekir:

Şer'î bir delille sâbit olan bir hüküm, başka bir şer'î delil sâbit olmadan o hüküm ortadan kalkmaz.Çünkü aslolan; abdestlilik hâlinin devam etmesidir."

("Likâu'l-Bâbi'l-Meftuh" (Açık Kapı Görüşmesi) adlı kitabın 24. görüşmesi).


Abdest almadan çoraplarını giyip daha sonra abdest alırken çoraplarının üzerini mesheden ve bu hal üzere namaz kılan kimse
Ben, hükmünü bilmeyerek abdest almadan çoraplarımı giydikten sonra (abdest alırken) çoraplarımın üzerini meshedip uzun bir süre bu hal üzere namaz kıldım. Bu süre içerisinde kılmış olduğum namazın hükmü nedir?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Abdest almadan giydiğin çorapların üzerini meshederek kılmış olduğun geçmiş namazları kaza etmen gerekir.

İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c: 5, s: 246


Mestin üzerine meshetmek mi, yoksa ayakları yıkamak mı daha fazîletlidir?
Mestin (çarığın) üzerine meshetmek mi, yoksa ayakları yıkamak mı daha fazîletlidir?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

İmam Ebu Hanife, İmam Mâlik ve İmam Şâfiî gibi, İslâm âlimlerinin çoğunluğu, ayakları yıkamanın daha fazîletli olduğu görüşüne varmışlar ve şöyle demişlerdir:

"Çünkü aslolan, ayakların yıkanmasıdır.Bundan dolayı ayakların yıkanması, daha fazîletlidir." (el-Mecmû'; c: 1, s: 502)

 İmam Ahmed ise, mestin (çarığın) üzerini meshetmenin daha fazîletli olduğu görüşüne varmış ve şunları delil göstermiştir:

1. Mestin (çarığın) üzerini meshetmek, ayakları yıkamaktan daha kolaydır.

Nitekim Âişe'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

 (( مَا خُيِّرَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَيْنَ أَمْرَيْنِ إِلاَّ أَخَذَ أَيْسَرَهُمَا مَا لَمْ يَكُنْ إِثْمًا، فَإِنْ كَانَ إِثْمًا كَانَ أَبْعَدَ النَّاسِ مِنْهُ، وَمَا انْتَقَمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِنَفْسِهِ إِلاَّ أَنْ تُنْتَهَكَ حُرْمَةُ اللَّهِ فَيَنْتَقِمَ لِلَّهِ بِهَا.)) [ متفق عليه ]

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- iki şeyden birisini tercih etmek arasında serbest bırakıldığında, günah olmadıkça o ikisinden en kolay olanını seçerdi. Eğer (iki şeyden en kolayı) günah ise, insanlar içerisinde ondan en çok uzak duran Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- idi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisi için hiç kimseden intikam almamıştır. Fakat Allah'ın haram sınırları çiğnendiği zaman, Allah için (haramı çiğneyen kimseden) derhal intikam alırdı." (Buhârî; hadis no: 3560. Müslim; hadis no: 2327).

2. Mestin (çarığın) üzerini meshetmek, bir ruhsattır.

Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur

(( إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ أَنْ تُؤْتَى رُخَصُهُ، كَمَا يَكْرَهُ أَنْ تُؤْتَى مَعْصِيَتُهُ.)) [ رواه أحمد وصححه الألباني في إرواء الغليل ]

"Şüphesiz ki Allah, kendisinin emirlerine karşı gelinmesinden (günah işlenmesinden) hoşlanmadığı gibi, (kullarına bahşettiği) ruhsatlarının kullanılmasını da sever." (İmam Ahmed Müsnedi; hadis no: 5832. Elbânî; "İrvâu'l-Ğalîl"; hadis no: 564'de "hadis, sahihtir" demiştir.)

3. Mestin (çarığın) üzerini meshetme işinde,-Hâricîler ve Râfizîler gibi-, mestin üzerini meshetmeyi inkâr eden bid'at ehline aykırı hareket etmek vardır.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den, hem ayakları yıkama, hem de mestin (çarığın) üzerini meshetme konusunda birçok hadis gelmiştir.

Nitekim bu durum için bazı âlimler: "Mestin üzerini meshetmekle ayakları yıkamak aynıdır" demişlerdir. İbn-i Münzir de -Allah ona rahmet etsin- bu görüşü tercih etmiştir.

Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye ve öğrencisi İbn-i Kayyim -Allah ikisine de rahmet etsin- de; mest (çarık) giyen kimse hakkında onun durumuna en uygun olan şeyin, meshetmenin daha fazîletli olduğu, ayakları çıplak olan kimse için onun durumuna en uygun olanın ise, ayakları yıkamanın daha fazîletli olduğu görüşünü tercih etmişlerdir. Bir kimse, mest (çarık) üzerini meshetmek için giyilmemelidir.

Buna delâlet eden, Muğîre b. Şu'be'nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği şu hadistir:

 (( كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ، فَأَهْوَيْتُ لِأَنْزِعَ خُفَّيْهِ، فَقَالَ: دَعْهُمَا فَإِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا طَاهِرَتَيْنِ، فَمَسَحَ عَلَيْهِمَا.)) [ متفق عليه ]

"Ben, bir yolculuk sırasında Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte idim. (Abdest için) ayakkabısını çıkarmak üzere ellerimi uzattığımda bana:

- Onları bırak! Çünkü ben, ayaklarımı, ayakkabımın içine abdestli olarak koydum, buyurdu ve ayaklarının üzerini meshetti." (Buhârî; hadis no: 206. Müslim; hadis no: 274.)

Bu hadis, mest (çarık) giyen kimse hakkında meshetmenin daha fazîletli olduğuna delâlet etmektedir.

Yine, buna delâlet eden, Safvân b. Assâl'ın -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği şu hadistir. Safvân b. Assâl şöyle demiştir:

(( كَانَ يَأْمُرُنَا إِذَا كُنَّا سَفَرًا أَوْ مُسَافِرِينَ أَنْ لا نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلاثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ إِلا مِنْ جَنَابَةٍ وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ.)) [ رواه الترمذي والنسائي وابن ماجه وحسنه الألباني]

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, yolculukta veya yolcu olduğumuz zaman -cünüplük hâli bunun dışındadır-, (abdestli olarak giydiğimiz takdirde), büyük ve küçük abdest bozmak ile uyku uyumak gibi hallerde üç gün ve üç gece (yetmiş iki saat) mestlerimizi (çarıklarımızı) çıkarmamamızı emrederdi." (Tirmizî; hadis no: 96. Nesâî; hadis no: 127. İbn-i Mâce; hadis no: 478. Elbânî; 'hadis hasendir' demiştir.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in meshetmeyi emretmesi, meshin daha fazîletli olduğuna delâlet eder. Fakat bu, mest (çarık) giyen kimse içindir.

Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

"Kesin hüküm şudur: Herkes için ayağının durumuna en uygun olanı en fazîletlisidir. Buna göre ayakları çıplak olan kimse için en fazîletli olan, onları yıkaması ve mest (çarık) giyip de üzerini meshetmeye çalışmamasıdır.Nitekim Rasûlullah -en fazîletli salât ve selâm onun üzerine olsun- ayakları çıplak olduğu zaman onları yıkar, mest (çarık) giydiği zaman ise, onun üzerini meshederdi." (el-İnsâf; c: 1, s: 378).

İbn-i Kayyim -Allah ona rahmet etsin- de şöyle demiştir:

"Bir kimse, ayakları hangi durumda ise onun aksine hareket ederek kendisine meşakkat çıkarmamalıdır. Aksine eğer mest (çarık) giymiş ise, üzerini meshetmeli ve onu çıkarmamalıdır. Yok eğer ayakları çıplak ise, ayaklarını yıkamalıdır. Üzerini meshetmek için mestini (çarığını) giymeye çalışmamalıdır.Bu, meshetme ve yıkama konusundaki görüşlerin en âdil olanıdır. Şeyhimiz de (hocamız, Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye) böyle söylemiştir." (Zâdu'l-Meâd; c: 1, s: 199).

Islam Q&A


Mukim olduğu halde üç gün boyunca mestinin üzerini meshederek namaz kılan kimsenin, iki günlük namazını tekrar kılması gerekir mi?
Mukim için meshin süresi bir gün ve bir gece (yani 24 saat) olmasına rağmen, ben, abdest aldıktan sonra üç gün boyunca, çoraplarımı hiç çıkarmadan aralıksız olarak aynı çoraplarımın üzerini meshettim.Kılmış olduğum ikinci ve üçüncü günlerdeki namazlarım geçerli midir? Yoksa meshin belirtilen süresine aykırı hareket ettiğimden dolayı namazlarımı tekrar kılmam mı gerekiyor?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Birincisi:

Sahih sünnet (hadisler), mestin (çarığın) üzerini meshetme süresinin, mukim için bir gün ve bir gece (yani 24 saat), yolcu için ise, üç gün ve üç gece (yani 72 saat) olduğuna delâlet etmiştir. Çorapların üzerini meshetmek, mestin (çarığın) üzerini meshetmek gibidir.

Nitekim Şureyh b. Hânî'den -Allah ona rahmet etsin- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

أَتَيْتُ عَائِشَةَ أَسْأَلُهَا عَنِ الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ فَقَالَتْ: عَلَيْكَ بِابْنِ أَبِي طَالِبٍ، فَسَلْهُ؛ فَإِنَّهُ كَانَ يُسَافِرُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَسَأَلْنَاهُ فَقَالَ: ((جَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيَهُنَّ لِلْمُسَافِرِ، وَيَوْمًا وَلَيْلَةً لِلْمُقِيمِ.)) [رواه مسلم]

"Mestin (çarığın) üzerini meshetme konusunda Âişe'ye -Allah ondan râzı olsun- soru sormak için geldim.

Bana:

- Ebu Tâlib'in oğluna (Ali'ye) git. Çünkü o, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-

ile birlikte yolculuğa çıkardı, dedi.

Bunun üzerine ona (Ali'ye) gelip sorduk.

Ali -Allah ondan râzı olsun- bize şöyle dedi:

- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (mestin üzerini meshin süresini) yolcu için üç gün ve üç gece, mukim için ise, bir gün ve bir gece olarak tayin etti." (Müslim; hadis no: 276).

عَنْ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ سُئِلَ عَنِ الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ فَقَالَ: لِلْمُسَافِرِ ثَلَاثَةٌ، وَلِلْمُقِيمِ يَوْمٌ.))

[رواه الترمذي وأبو داود وابن ماجه وصححه الألباني في صحيح الترمذي]

Huzeyme b. Sâbit'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e mestin (çarığın) üzerini meshin süresi hakkında sorulduğunda o şöyle buyurmuştur:

"Yolcu için üç gün, mukim için bir gündür." (Tirmizî; hadi no: 95. Ebu Davud; hadis no: 157. İbn-i Mâce; hadis no: 553. Elbânî; "Sahihu't-Tirmizî"de 'hadis sahihtir', demiştir.

Safvân b. Assâl'ın -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

(( كَانَ يَأْمُرُنَا إِذَا كُنَّا سَفَرًا أَوْ مُسَافِرِينَ أَنْ لا نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلاثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ إِلا مِنْ جَنَابَةٍ وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ.)) [ رواه الترمذي والنسائي وابن ماجه وحسنه الألباني]

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, yolculukta veya yolcu olduğumuz zaman -cünüplük hâli bunun dışındadır-, (abdestli olarak giydiğimiz takdirde), büyük ve küçük abdest bozmak ile uyku uyumak gibi hallerde üç gün ve üç gece (yetmiş iki saat) mestlerimizi (çarıklarımızı) çıkarmamamızı emrederdi." (Tirmizî; hadis no: 96. Nesâî; hadis no: 127. İbn-i Mâce; hadis no: 478. Elbânî de, 'hadis hasendir' demiştir.

İkincisi:

Âlimlerin görüşlerinden en tercihli olanına göre, meshin süresi, abdest bozulduktan sonra alınan ilk abdestte ayakların üzerini meshetmekle başlar. Mestin (çarığın) giyildiği andan itibaren meshin süresi başlamaz. Aynı şekilde mesti giydikten sonra abdestin bozulduğu andan itibaren de meshin süresi başlamaz. Örneğin bir kimse, sabah namazı için abdest aldıktan sonra mestini (çarığını) giyer, sabah saat dokuzda abdestini bozduktan sonra abdest almaz da saat onikide abdest alırsa, meshin süresi, saat onikiden itibaren başlar, bir sonraki güne kadar yani saat onikiye kadar devam eder.

İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

"Evzâî ve Ebu Sevr şöyle demişlerdir: Mestin üzerini meshin süresi, abdest bozulduktan sonra yeniden abdest aldığı andan itibaren başlar.

Bu, aynı zamanda İmam Ahmed ve Davud'dan rivâyet olunan görüştür. Bu, delil yönünden en tercihli görüştür. İbn-i Münzir de bu görüşü tecih etmiş ve buna yakın bir rivâyeti Ömer b. Hattab'tan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet etmiştir." ("el-Mecmû'"; c: 1, s: 512).

İbn-i Useymîn de -Allah ona rahmet etsin- bu görüşü tercih etmiş ve şöyle demiştir:

"Çünkü hadisler: (Mukim mesheder), (yolcu mesheder). Bir kimsenin, meshetme fiili olmadan (mestinin/çarığının üzerini meshetmeden) meshettiğini söylemek, mümkün değildir. Doğru olan da bu görüştür." ("eş-Şerhu'l-Mumti'"; c: 1, s: 186).

Üçüncüsü:

Bir grup âlim, - İbn-i Hazm ve Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye de -Allah ikisine de rahmet etsin- bunlardandır-: "Bu konuda herhangi bir delil olmadığından dolayı, meshin süresinin bitmesi ile abdest bozulmaz. Abdest, -önden ve arkadan çıkan şeyler gibi- abdesti bozan şeylerle bozulur, görüşünü tercih etmişlerdir." ("el-Muhallâ; c: 2, s: 151. "el-İhtiyârâtu'l-Fıkhiyye"; s: 15."eş-Şerhu'l-Mumti'"; c: 1, s: 216).

Buna göre, bir kimse abdestli iken, öğle namazından önce mesh süresi biterse (dolarsa), bu abdestle -abdesti bozuluncaya kadar- öğle namazı ile diğer namazlarını, kılabilir.

Yukarida geçen bütün açıklamalara göre, eğer sen abdestli değilken meshin süresi bitmiş ise, meshin süresi bittikten sonra ayaklarını yıkamayıp üzerini meshederek aldığın abdestten sonra kıldığın bütün namazları tekrar kılman gerekir.

Eğer sen, abdestli iken meshin süresi bitmiş ise, meshin süresinin bitmesiyle abdestinin bozulduğu andan itibaren namazlarını tekrar kılman gerekir.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.

Islam Q&A


(Mest veya çorabın üzerine) meshin şartları
Mestin üzerine meshin şartları ve bunun delilleri nelerdir?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Mestin üzerini mesh etmenin dört şartı vardır.

Birinci şart:

Mesti, abdestli olarak giymek gerekir.

Bunun delili; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, Muğîre b. Şu'be'nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği şu hadistir.

Muğîre b. Şu'be -Allah ondan râzı olsun- şöyle demiştir:

(( كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ، فَأَهْوَيْتُ لِأَنْزِعَ خُفَّيْهِ، فَقَالَ: دَعْهُمَا فَإِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا طَاهِرَتَيْنِ، فَمَسَحَ عَلَيْهِمَا.)) [ متفق عليه ]

"Ben, bir yolculuk sırasında Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte idim. (Abdest için) ayakkabısını çıkarmak üzere ellerimi uzattığımda bana:

- Onları bırak! Çünkü ben, ayaklarımı, çarığımın içine abdestli olarak koydum, buyurdu ve ayaklarının üzerini mesh etti." (Buhârî ve Müslim).

İkinci şart:

Mest veya çorapların temiz olması gerekir.

Eğer mest veya çoraplar necis (pis) ise, üzerlerini meshetmek câiz değildir.

Bunun delili; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, birgün ayakkabısıyla ashâbına namaz kıldırırken namaz sırasında ayakkabısını çıkarmış ve bunun sebebinin de, Cebrail -aleyhisselâm-'ın gelip ayakkabısına bir necâset veya pislik bulaştığını kendisine haber verdiğini ashâbına bildirmişti. (Hadisi, İmam Ahmed, Müsned'inde, Ebu Saîd el-Hudrî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet etmiştir.)

Bu hadis, necâset bulaşan mest veya çoraplarla namaz kılmanın câiz olmadığına delâlet etmektedir. Çünkü necâsetin bulunduğu yerin üzeri mesh edildiği zaman, mesh eden kimsenin eline necâset bulaşır ve eli pislenir. Dolayısıyla necâsetin bulunduğu yer temizlenmiş olmaz.

Üçüncü şart:

Mest veya çorapların üzerini mesh etme işi, abdestsizlik durumunda olmalı, cünüplük veya boy abdesti gerektiren bir durumda olmamalıdır.

Bunun delili; Safvân b. Assâl'ın -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği şu hadiste o şöyle demiştir:

(( كَانَ يَأْمُرُنَا إِذَا كُنَّا سَفَرًا أَوْ مُسَافِرِينَ أَنْ لا نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلاثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ إِلا مِنْ جَنَابَةٍ وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ.)) [ رواه الترمذي ]

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, yolculukta veya yolcu olduğumuz zaman -cünüplük hâli bunun dışındadır-, (abdestli olarak giydiğimiz takdirde), büyük ve küçük abdest bozmak ile uyku uyumak gibi hallerde üç gün ve üç gece (yetmiş iki saat) çarıklarımızı çıkarmamamızı bize emrederdi." (Tirmizî; hadis no: 96).

Bu zikrettiğimiz hadis gereği, mest veya çorapların üzerini mesh etme işi, abdestin bozulması durumunda olmalıdır, cünüplük durumunda olmamalıdır.

Dördüncü şart:

Mest veya çorapların üzerini meshetme işi, dînen tayin edilen zaman dilimi içerisinde olmalıdır.

Bu süre; mukim için, bir gün ve bir gece (yani yirmi dört saat), yolcu için ise; üç gün ve üç gecedir (yani yetmiş iki saattir).

Nitekim Ali b. Ebî Tâlib'in -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste o şöyle demiştir:

((قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لِلْمُقِيمِ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ، وَلِلْمُسَافِرِ ثَلاثَةُ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ.)) [ رواه مسلم ]

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

- (Mestin üzerini meshetmenin süresi) mukim için bir gün ve bir gece, yolcu için ise, üç gün ve üç gecedir." (Müslim).

Bu süre, abdesti bozulduktan sonra yeniden abdest aldığı zaman mestin üzerini meshettiği andan itibaren başlar, mukim için yirmi dört saat, yolcu için ise, yetmiş iki saate kadar devam eder.

Örneğin bir kimsenin Salı günü sabah namazı için abdest aldığını ve bu abdest ile o günün yatsı namazını bu abdestle kıldıktan sonra uyuduğunu, Çarşamba günü sabah namazı için uyandığını ve saat beşte abdest alırken mestinin üzerini mesh ettiğini kabul edelim. Buna göre meshin süresi, Çarşamba günü sabah saat beşten itibaren  başlar, Perşembe günü sabah saat beşe kadar devam eder.

Yine, bu kimse Perşembe günü sabah saat beşten önce abdest alır ve mestinin üzerini mesh ederse, bu mesh ile -abdesti bozulmadığı sürece- hem sabah namazını, hem de dilediği kadar vakit namazını kılabilir. Çünkü ilim ehlinin görüşlerinden tercihli görüşüne göre, mestin süresi tamamlandığı zaman abdest bozulmaz. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest için belirli bir süre tayin etmemiş, sadece mesh için belirli bir süre tayin etmiştir. Dolayısıyla süre tamamlandığı zaman mesh olmaz, ancak abdesti bozulmamış ise, abdestli sayılır. Çünkü bu abdestlilik hâli, şer'î bir delille sâbit olmuştur. Bu hâl ise, ancak şer'î bir delille ortadan kalkabilir. Mesh süresinin sona ermesiyle abdestin bozulacağına dâir herhangi bir şer'î delil ise yoktur. Çünkü aslolan, abdestin, ortadan kalktığı belli oluncaya kadar abdestlilik hâlinin devam etmesidir.

Bu sayılan şartlar, mestin üzerini meshetmek için olması gereken şartlardır. İlim ehli, bu şartların dışında birtakım şartları daha zikretmişlerdir fakat bu şartların düşünülmesi ve gözden geçirilmesi gerekir."

(Muhammed b. Salih el-Useymîn; "Yolcuları ve Pilotları İlgilendiren Birtakım Âdâb ve Hükümleri Onlara Bildirmek"; s: 14).


Abdest alırken ayakları yıkamak mı, yoksa üzerini meshetmek mi farzdır?
Allah Teâlâ, şu âyet-i kerimede abdest sırasında ayakları meshetmeyi zikretmiştir:
(( يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ...)) [ سورة المائدة من الآية: 6]
"Ey îmân edenler! Namaz kılmak istediğiniz zaman (abdestsiz iseniz), yüzlerinizi, dirseklerle beraber ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedip aşık kemikleriyle beraber ayaklarınızı yıkayın..." (Mâide Sûresi: 6).
Bizim öğrenmiş olduğumuz şey, abdest alırken ayaklarımızı yıkamamızdır. O halde âyette geçen (وَامْسَحُواْ) "meshedin" kelimesi niçin gelmiştir. Çünkü kız arkadaşım bana bu soruyu sordu ve şöyle dedi: Ben, abdest alırken ayaklarımı yıkamıyorum, üzerini meshediyorum.Ona nasıl cevap vereceğimi de bilemedim. Acaba bu âyette icâz var mıdır?
Âyet-i kerimede "yıkamak" yerine, "meshetmek" kelimesinin zikredilmesinin hikmeti nedir?

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Abdestte farz olan, ayakları yıkamaktır. Ayakları sadece meshetmek yeterli değildir. Kız arkadaşınızın, âyet (abdest alırken) ayakların meshedilmesi gerektiğine delâlet etmiştir, şeklinde anlaması doğru değildir.

Abdest alırken, ayakların yıkanmasının farz olduğuna şu hadis delildir:

عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو رضي الله عنهما قَالَ: تَخَلَّفَ عَنَّا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفْرَةٍ سَافَرْنَاهَا فَأَدْرَكَنَا وَقَدْ أَرْهَقَتْنَا الصَّلاَةُ ( أي العصر) وَنَحْنُ نَتَوَضَّأُ، فَجَعَلْنَا نَمْسَحُ عَلَى أَرْجُلِنَا، فَنَادَى بِأَعْلَى صَوْتِهِ: (( وَيْلٌ لِلْأَعْقَابِ مِنْ النَّارِ - مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا- )) [ رواه البخاري ومسلم ]

Abdullah b. Amr'dan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte çıktığımız bir yolculuk sırasında Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bizden geri kalmıştı.İkindi namazı vakti geldiği için abdest alırken bize yetişti. Biz, abdest alırken ayaklarımızın üzerini meshediyorduk. Bunun üzerine en yüksek sesiyle iki veya üç defa şöyle seslendi:

- Cehennemdeki veyl vâdisi, (abdest alırken ayak topuklarını yıkamayı ihmal eden veya ayak topuklarına su ulaşmayan) topuk sahiplerinin yeri olsun!" (Buhârî; hadis no: 163. Müslim; hadis no: 241).

Yine şu hadis de ayakların yıkanmasının farz olduğuna delildir:

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَأَى رَجُلاً لَمْ يَغْسِلْ عَقِبَيْهِ، فَقَالَ: ((وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنْ النَّارِ.)) [ رواه مسلم ]

Ebu Hureyre'den -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- , abdest alırken topuklarını yıkamayan birisini görünce şöyle buyurdu:

- Cehennemdeki veyl vâdisi, (abdest alırken ayak topuklarını yıkamayı ihmal eden veya ayak topuklarına su ulaşmayan) topuk sahiplerinin yeri olsun!" (Müslim; hadis no: 242).

İbn-i Huzeyme -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

"Abdest alırken ayaklarını mesheden kimse farzı yerine getirmiş olsaydı, cehennem azabıyla tehdit edilmezdi."

Hâfız İbn-i Hacer -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in abdest alırken ayaklarını yıkadığına dâir Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den tevâtür yoluyla pek çok hadis gelmiştir.Onun bu sünneti, Allah Teâlâ'nın emrini açıklamamtadır. Sahâbeden Ali, İbn-i Abbas ve Enes -Allah onlardan râzı olsun- dışında hiç kimseden bu konuda aykırı bir şey sâbit olmamıştır. Hatta Ali, İbn-i Abbas ve Enes'in -Allah onlardan râzı olsun- bu görüşlerinden döndükleri de sâbittir.

Nitekim Abdurrahman b. Ebî Leylâ şöyle demiştir:

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashâbı, (abdest alırken) ayakların yıkanması gerektiği konusunda ittifak etmişlerdir. Bunu Saîd b. Mansur rivâyet etmiştir." (Fethu'l-Bârî; c: 1, s: 320).

 Âyete gelince ki bu, Allah Teâlâ'nın şu sözüdür:

   (( يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ...)) [ سورة المائدة من الآية: 6]

"Ey îmân edenler! Namaz kılmak istediğiniz zaman (abdestsiz iseniz), yüzlerinizi, dirseklerle beraber ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedip aşık kemikleriyle beraber ayaklarınızı yıkayın..." (Mâide Sûresi: 6).

Bu âyet, ayakların üzerini meshetmenin câiz olduğuna delâlet etmez. Bunun açıklaması ise şöyledir:

Bu âyetin iki okuyuş şekli (kıraatı) vardır:

Birinci kıraat:

(وَأَرْجُلَكُمْ) "Ve erculekum" lâm harfi mansubtur."Erculekum" (ayaklar) kelimesi, vech (yüz) kelimesine ma'tuftur/atfedilmiştir.Bunun için yüzün yıkanması gerektiği gibi, ayakların da yıkanması gerekir.

Âyetin lafzının aslı sanki şöyledir:

   (( اغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ...))

"...yüzlerinizi, dirseklerle beraber ellerinizi, aşık kemikleriyle beraber ayaklarınızı yıkayın, başlarınızı da meshedin..."

Fakat (âyette) ayakların yıkanması, başın meshedilmesinden sonraya bırakılmıştır. Bu ise, abdest azalarını şu sıraya göre yıkanmasına delâlet ettiği içindir:

Önce yüz, sonra eller yıkanır, sonra baş meshedilir, sonra da ayaklar yıkanır." (el-Mecmû'; c: 1, s: 471).

İkinci kıraat:

(وَأَرْجُلِكُمْ) "Ve erculikum" lâm harfi meksurdur/kesrelidir."Erculikum" (ayaklar) kelimesi, ra's (baş) kelimesine ma'tuftur/atfedilmiştir.Ra's (baş) kelimesi meshedildiği için ayaklar da meshedilir.Fakat Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünneti, meshin, sünnette bilinen belirli şartlarla mestin (çarığın) veya çorabın üzerine olacağını açıklamıştır. (Bkz: "el-Mecmû'"; c: 1, s: 450. "el-İhtiyârât; s: 13).

Mestin (çarığın) üzerini meshin şartlarını bilmek için (9640) nolu sorunun cevabına bakabilirsiniz.

Böylelikle Mâide Sûresi'nin 6. âyetinin iki şekildeki okunuşu (kıraatı) ayakların meshedilmesi gerektiğine delâlet etmediği açıkça belli olmuştur.Bu âyet, ayakları yıkamak gerektiğine veya mest (çarık) giymiş olan kimsenin mestin üzerini meshetmesi gerektiğine delâlet etmektedir.

Bazı âlimler,ayakların yıkanmasına rağmen -(وَأَرْجُلِكُمْ) "Ve erculikum" kesreli kıraata göre- meshin zikredilmesinin hikmeti, ayakları yıkarken suyun iktisatlı kullanılması gerektiğine işâret etmesidir, demişlerdir. Çünkü ayakları yıkarken genel olarak çok su israf edilir.Bu sebeple âyet, meshi, yani ayakları yıkarken, su israf edilmemesini emretmiştir.

İbn-i Kudâme -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

"Meshetmekle, hafif yıkamayı istediği ihtimaldir.

Ebu Ali el-Fârisî şöyle demiştir: Araplar, hafif yıkama işine mesh adını vermekte ve şöyle demektedirler: Namaz için meshettim yani abdest aldım." (el-Muğnî; c: 1, s: 186).

Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

"Ayakların üzerini meshin zikredilmesinde, ayakları yıkarken suyun az kullanılması gerektiğine dikkat çekilmektedir.Çünkü çoğu zaman ayakları yıkarken suyun israf edilmesi, alışkanlık hâline getirilmektedir." (Minhâcu's-Sunne; c: 4, s: 174).

Allah Teâlâ en iyi bilendir.   

Islam Q&A


ÇORAPLARI ÇIKARMAKLA ABDEST BOZULUR MU?
Bir kimse, abdest alıp mestinin üzerini mesheder ve mesh süresi içerisinde namazdan önce mestini çıkarırsa, o halde namaz kılabilir mi? Kılarsa o namazı geçerli olur mu? Yoksa mestini çıkarmakla birlikte abdesti bozulur mu?

Hamd, yalnızca Allah'adır. Salât ve selâm, Allah'ın elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in üzerine olsun.

Bir kimse, abdest aldıktan ve mest veya çoraplarının üzerini meshettikten sonra bunları çıkarırsa, ilim ehlinin görüşlerinden doğru olanına göre, abdesti bozulmaz.Çünkü bir kimse, mestinin üzerine meshederse, şer'î delil gereği o abdesti tamam olur. Eğer mestini çıkarırsa, şer'î delil gereği abdest hala sâbit demektir. Abdest, şer'î bir delil olmadan bozulmaz. Mesti veya çorapları çıkarmakla abdestin bozulduğuna dâir herhangi bir şer'î delil de yoktur.Buna göre,bu kimsenin abdesti hâlâ geçerlidir. Bu görüş, Şeyhul-İslâm İbn-i Teymiyye ve bir grup ilim ehlinin tercihidir.

Fakat bu kimse mestini çıkardıktan sonra tekrar giyer, giydikten sonra da abdesti bozulur ve ileride abdest alırken mestinin üzerini meshetmek isterse, bunu yapamaz. Çünkü -ilim ehlinin görüşlerinden bildiğim kadarıyla-, ayaklarını yıkamış olarak mestini giymesi gerekir.

Yine de en iyisini Allah Teâlâ bilir.

( 21 / 179 ، 215 ) Bknz:Şeyh Muhammed b. Salih el-Useymîn'in "Mecmûu'l-Fetâvâ ve'r-Resâil", cilt: 11, sayfa:179 ile Şeyhul-İslâm İbn-i Teymiyye Mecmu' Fetava
Mest ve Çorabın Üzerine Meshetme