Salı 22 Rebiül-Evvel 1441 - 19 Kasım 2019
Türkçe

Camilerde Sandalye üzerinde namaz kılanların durumu

Soru

Bazı kişiler, namazlarını imamın arkasında sandalyede kılarlar bunların namazlarının hükmü nedir?

Cevap metni

Allah’a hamd olsun,

Şüphesiz namazda kıyam (ayakta durmak), bir rükündür. Her kim mazeret olmadan namazın başından sonuna kadar gerektiği yerlerde ayakta durmazsa namazı geçersizdir. Yüce Allah şöyle buyurdu: “Namazları ve orta namazı aksatmadan kılın, huşû içinde Allah’ın huzurunda durun.” Bakara/238

Farz namazlarda kıyam bir rükündür. Fakat nafile namazlarında ayakta durmak vacip olmadığı gibi oturarak kılınabilir. Ancak bu durumda sevabın yarısı elde edilir.

Bu konuda delil şudur. “ Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Ayakta namaz kıl” (Buhari/1066)

Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem nafile namazlarını bineğin üzerinde kılardı. Farz namazını kılmak istediğinde bineğinden inerdi. (Buhari 955, Muslim 700)  namazlarında ayakta durabildiği halde oturarak namaz kılarsa sevabın yarısını alır. Zira Abdullah bin Amr, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’e şöyle sordu: Ey Allah’ın Resulu! Oturarak namaz kılmak ayakta kılmanın yarı sevabına denk gelir dediniz. Faka siz de oturarak kılıyorsunuz. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle cevap verdi: evet, ama ben sizden biriniz gibi değilim”  (Muslim 735)

Nevevi Rahimehullah bu hadis üzerine şöyle bir yorum yazmıştır:

Bu Hadis, ayakta durulabildiği halde nafileyi oturarak namaz kılmakla ilgilidir. Zira bu durumda sevabın yarısını alır. Fakat bir mazeretten dolayı oturarak namaz kılarsa sevabı eksilmez ve ayakta duran gibi sevap alır. Böylece farz namazlarda ayakta durabildiği halde oturarak kılanın namazı geçersiz olur ve günah kazanır. (Şerh Muslim 6/258)

Böylece sandalyelere oturan kimselere şöyle deriz: Farz namazlarınızı ayakta kılabildiğiniz takdirde oturmanız caiz değildir. Mazeret bundan müstesnadır. Fakat basit bir zorluk mazeret sayılmaz.

En iyisini Allah bilir.

Kaynak: Şeyh Muhammed Salih El Muneccid

görüş bildirimi