Çarşamba 4 Cemaziyel-Evvel 1443 - 8 Aralık 2021
Türkçe

“Dine lanet” demenin hükmü, amelin iptal olması ile amelin sevabı iptal olmasının arasındaki fark.

Soru

Kızgınlık anında “Dine lanet” diyen kişinin hükmü nedir? Amelin iptal olması ile amelin sevabı iptal olmasının arasındaki fark nedir? Öğrendiğim kadarıyla mürted, tövbe ettiğinde ameli kalır ancak amelin sevabı iptal olur. Bu doğru mu?

Cevap metni

Allah’a hamd olsun.

Birincisi: Dini sövmek İslam’dan çıkarır ve yüce Allah’ı inkârdır. Daha detaylı bilgi için (42505 ) ve (148427 ) nolu soruların cevaplarına bakınız.

Her kim tamamlamadan sadece “dine lanet” derse dini sövmek hükmünde değildir. Ancak bundan dolayı tövbe ve istiğfar eder, bir tehlikeye düşmeden kızgınlığına hakim olur.

İkincisi: Amelin iptal olması ile amelin sevabı iptal olmasının arasındaki fark.

Amelin iptal olması, amelin sevabının da iptal olası demektir. Ancak sevabın iptal olması yaptığı amelden sevap elde etmemektir. Fakat bu amelin geçersiz olması anlamına gelmez. Zira amel doğru olduğu halde işlediği bir günahtan dolayı ceza olarak sevap almayabilir. El Hatip el Şerbini Rahimehullah şöyle dedi: “Amelin sevabı geçersiz olması amelin boşa çıkması demek değildir. Bunun delili gasbedilen arazide namaz kılmanın geçerli olmasıdır. Ancak alimlerin çoğu bu namazın sevabı olmadığını söylerler.” (Muğnilmuhtac 5/427)

Bir kul bir ameli işler; bu amel doğru olmasıyla birlikte sevabı olmayabilir. Ancak ameli işleyerek zimmeti beri olur ve tekrar yerine getirmesi istenmez.

Daimi Fetva Kurulu alimleri şöyle dedi: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’den rivayet edildiğine göre:  “Kim bir arrafa (kahine) gelir, birşeyler sorar ve söylediklerine de (inanıp) onu tasdik ederse, kırk gün namazı kabul edilmez.” İlim ehline göre namazların geçersizliği değil sevap almamasıdır. Bu nedenle içki içen, efendilerinden kaçan ve kahinlere gelip soru soran kişilere namazın tekrarı istenmez. (Daimi  Fetva Kurulu 5/144)

Bunun üzerine her kim bir kahine gelir ve bir soru sorarsa yaptığı ameller boşa çıkmaz fakat kırk gün boyunca yaptığı amellerin sevabını almaz.

Ebu Hureyre Radiyallahu anhu’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle dediğini işitmiştir: "Güzel koku süründükten sonra kokusunu hissettirmek için mescide giden kadının cünüplükten yıkandığı gibi yıkanmadıkça namazı kabul olunmaz." (İbn Mace 4002,Elbani sahih demiştir)

El Menavi Rahimehullah şöyle dedi: “Çünkü o koku süründükçe namazın sevabını almaz, fakat namazı geçerli olup kaza etmesine gerek yoktur ve farzı yerini getirmiş sayılır. Burada kabul edilmemesi olarak ifade edilmesi sevaptan mahrum olduğunu korkutmak ve sakındırmak için yapılan bir tabirdir.” (feydulkadir 3/155)

“Bir amelin kabul edilmesi geçerli olmasından daha özel bir durumdur. Kabul edilmemesi geçersiz olduğu anlamına gelmez. Ancak geçerlilik mükellefiyet için gerekli olup kabul ise sevap için gereklidir.” (Muratulmefatih 4/56)

El Sefiri Rahimehullah şöyle dedi: “Kabul, şer’i olarak mutlak olarak ifade edilir ve sevap amaçlanır, ancak kabulun olmaması bir amelin doğru olmadığını gerektirmez. Bilakis amel doğru olmakla birlikte sevabı olmayabilir. Efendisinden kaçan kölenin namazı geçerli sayılmaktadır. Aynı şekilde içki içen bir insanın sarhoşluk anı dışında kıldığı namaz geçerlidir. Şafii mezhebine göre gasbedilen arazide kılınan namaz geçerlidir. Ancak tüm bunların kıldıkları namazın sevabını alamazlar. Kabul ile amelin sahih olduğu olarak da ifade edilir. Bu durumda kabul olunmadığı takdirde amelin tamamen geçersiz sayılacaktır.” (şerhulbuhari 2/254)

Üçüncüsü:

Mürted tövbe ettiğinde Müslüman olduğu dönemde yaptığı ameller boşa gitmez. Daimi Fetva Kurulu alimleri şöyle dedi: “Her kim islam’dan çıkar daha sonra tekrar İslam’a dönerse Müslüman olduğu zamanda yaptığı salih ameller boşa gitmez. Zira yüce Allah şöyle buyurdu: “.. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.” Bakara/217

Yüce Allah amellerin boşa çıkmasının şartını kişinin küfür üzerine ölmesi olarak bildirmiştir.” (Daimi Fetva Kurulu 2/201)

Böylece “amelin kalması ve sevabın gitmesi” ifadesi doğru bir ifade değildir.

En iyisini Allah bilir.

Kaynak: İslam Soru-Cevap Sitesi