Çarşamba 6 Rebiül-Evvel 1440 - 14 Kasım 2018
Türkçe

YEDİNCİ ASIRDA KUR’AN’IN VAR OLDUĞUNA DÂİR DELİLİN OLMADIĞI İDDİÂSI HAKKINDA

Soru

Yedinci asırda Kur’an’ın yazılı olarak var olduğuna dâir delilin olmadığı doğru mudur?

Cevap metni

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Bu söz asılsızdır, gerçeklik payı yoktur. Bu sözü, insanları İslam’dan uzaklaştırmak için İslâm düşmanları ortaya atmaktadırlar.

Bilinmelidir ki Allah -azze ve celle-, Kur’an-ı Kerim’in korumasını bizzat kendisi üstlenmiştir.

Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

)) إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ (( [ سورة الحجر الآية: 9]

"Şüphesiz O Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik, Onun koruyucusu da elbette biziz." (Hicr Sûresi: 9)

Sonra, Kur’an’ın naklindeki, ezbere ve yazıya dayalı -nesilden nesile aktarılan- tevatür. Beyninde, şer’i ilimlere dair en küçük kırıntı bulunan -özellilikle de kıraat ve kurra ilmi- herkesçe bu durum bilinmektedir.

Bu gün bile, insanlardan birçoğu, Kur’an-ı Kerim’i, şifahen, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’den gelen senedle öğrenmektedirler.

Allah Teâlâ’nın, Kur’an-ı Kerim’i muhafazasının mucizelerinden birisi de; Kur’an’ı tahrif etmek isteyen her kim olursa, foyasının ortaya çıkmasıdır.

Özetle; Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’e inen her âyet, O’nun -sallallahu aleyhi ve sellem- huzurunda zaman kaybetmeksizin yazılıyordu. Ayrıca, bazı sahabilerin de (kendilerine has) mushafları vardı.

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’in vefatından sonra ise, birinci Halife Ebu Bekir Sıddîk -Allah ondan râzı olsun- Kur’an’ı sayfalarda topladı ve onu korumaya aldı. Sonra üçüncü Halife Osman b. Affân -Allah ondan râzı olsun-, Ebu Bekir’in topladığı sayfalara ve sahabenin ezberine ve itimat ederek Mushafları çoğalttı.

Eğer sahabenin, Kur’an-ı Kerim’i topladığını ve yazdığını ve de Osman b. Affan'ın -Allah ondan râzı olsun- hilâfeti zamanında bu mushafları, bundan böyle bu mushafa itimat etmeleri ve ihtilafa düşmemeleri için İslâm başkentlerine gönderdiğini anladıktan sonra; nasıl olurda “yedinci asırda, Kur’an’ın yazılı olarak izi bulunmadığı” söylenebilir! Buna ilaveten, birçok kütüphane ve ilim müzelerinde, Kur’an-ı Kerim’in, açıkça belli, eski el yazma nüshaları bulunmaktadır. Kur’an’ın, muhafaza edilmiş eski nüshaları vardır ki bunlar, Allah’ın kitabının herhangi bir değişikliğe veya eksikliğe maruz kalmadığına delâlet etmektedir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

)( لا يَأْتِيهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلا مِنْ خَلْفِهِ تَنزِيلٌ مِنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ )( [ سورة فصلت الآية:42]

"Ona ne önden, ne de ardından bâtıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir." (Fussilet Sûresi: 42).

Allah en doğrusunu bilendir.

Kaynak: Şeyh Muhammed Salih El Muneccid

görüş bildirimi