Pazar 10 Rebiül-Evvel 1440 - 18 Kasım 2018
Türkçe

Harry Poter ve Ölüm Ajandası büyük ve küçüklerin fitnesi ilhad ve küfürdür.

118258

Yayınlama tarihi : 08-05-2010

Gösterimler : 6750

Soru

Bu vakitlerde “Harry Poter” adıyla bir durum yaygınlaştı. 7 ve 8 bölümden oluşan bir romandır. Bazı filme alınmıştır. Sihir hakkında bahsediyor ve şahsen de seyretmiş değilim. Ancak onun hakkında işittim ve çok yaygın olduğunu duydum. Aynı şekilde bir de burada “ölüm ajandası” diye bir film var. Ondan bir bölümünü izlemiştim. “ölüm tanrısı” denilen insanlığa “ölüm ajandasını” atıyor. Bunu bir kişi aldı ve bu ajandanın kapağında eğer birini öldürmek isterse onun adını ve ölüm şeklini yazıyor. 30 saniye içinde veya daha az bir zamanda ölüyor. Tamamen hatırlamıyorum- bu kişinin bu ajanda ile nasıl muamele edip olayları geliştiriyor. Bu tür filmler hakkında görüşünüz nedir?
Gençler arasında dolaştırılmasının sakıncası nedir? Bazıları onu satın almadıklarını iddia ediyor ki destek vermesinler. Ancak arkadaşından alıyor ve okuyor, seyrediyor ve geri ona iade ediyor. Bu davranış doğru mu? Bu tür filmlerin tehlikeli olduğuna nasıl ikna edilir?

Cevap metni

Bütün övgüler Allah’adır.

Birincisi:

Modern çizgi filmler küçüklerin ve büyüklerin akıllarını çelmektedir. Milyonlarca insanın bu fitne nedeniyle çokları gerçek filmlere dönüştü. Kalpleri olaylarına ve kahramanlarına bağlandı. Onun çoğu da İslam dinine karşı gelen inançları içermektedir. Müslümanlar şüpheye -özellikle de onların küçükleri- kesin inançalarla ve denklemlerle düştüler. Çıplak kadınlardan aşk ve flört hikâyelerinden bozuk davranışları yayması da eklenebilir.

Müslümanların bu filmleri çektirip evlerinde bulundurmaları üzücüdür. Çocuklarını bu filmleri seyrettirerek vakitlerini geçirmelerini sağlıyorlar. Bu seyretmelerden oğlanlarının ve kızlarının etkilenmelerinden en ufak bir önemseme yoktur.

İkincisi:

Zamanımızda meşhur Harry Poter hikâyesinin rüzgârı ile dünya fitneye düşmüştür. O, yedi kitaptan oluşan bir silsiledir. Bunu İngiliz kadın yazar J.C: Roleng yazmıştır. Hikâye “Harry Poter” denilen gencin etrafında yoğunlaşmaktadır. Sihirbaz anne-babanın çocuğu olarak doğmuştur. O ikisini kötü sihirbaz öldürmüştür. Ancak bu katil onların oğlu olan “Harry”i öldürmekte başarısız olmuştur. Bu çocuk on bir yaşına bastığında kendisinin sihirbaz olduğunu keşfeder! Sonra sihir, hayal ve büyü üzerine kurulu olaylar zinciri başlar. Dünyanın her yerinde yüzlerce milyon satış yaptı. Yaklaşık altmış dile çevrildi. Onların arasında Arapça da var! Sempozyumlar yapıldı. İnternet ağlarında binlerce sayfa yazıldı. Hikâye yorumlandı ve beklenen olayları ve tartışmaları yapıldı. Bilakis onun kahramanı adıyla Arab web sitesi –diğer siteler gibi- kullanıcı adı “web sitesine girmesi için “Sihirbaz adıyla” yazmasını istiyor.” Allah yardımcımızdır.

Üçüncüsü:

Prof. Halid er-Revşe bu hikâyelerin içeriklerine ilmi güzel bir eleştiri yaptı.Akaidi ve terbevi yıkımlardan bahsetti. Şunu belirtti: “burada kısaca okuyucuyu ile birlikte bu hikâyenin götürdüğü ve takip ettiği bazı terbevi yıkımlar üzerinde durmak istiyorum:

1-Hikâye çocuklarımıza örnek alınacak birini takdim ediyor ve o da meşhur sihirbaz “Harry Poter” ve işte burada İslam örnekliğinin İslam evlatları arasında ve sihri ve sihirbaz arasında ki bina ettiği bu duvarı yıkıyor. Batı masal kahramanları yaratarak çocukları eğlendirmek istemeye başladıysa bu onların içlerindeki derin boşluktan kaynaklanmaktadır. Onlar için “Süpermen” ve “Batman” ve “Herkül ve benzeri kahramanları çocuklara takdim ediyorlar. Dünyayı değiştirecek ve dağları yıkacak bir karaktere sahipler! Aslında bu onların gerçek, ciddi örneği takdim edip çocukların ilgisini çekmekten ve ona yöneltmekten aciz olduklarını ortaya koyduğundan şüphe yoktur.

2-Hikâye, sihri çözümü olmayan engellerden, kontrol edilemeyen krizlerden bir anda kurtulmak olarak takdim ediyor. Sihirbaz bir kelimeyle krizi çözebilir ve engeli aşabilir. O bu tarzıyla çocuklarda büyük bir akidevi yıkımı gerçekleştiriyor. Çünkü o, onları krizler ve engeller anında kime sığınması gerektiğini unutmaya davet ediyor. Bizler gece-gündüz çocuklarımıza şunu öğretiyoruz: “Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır verirse, (bunu senden alacak yoktur). Kuşkusuz her şeye kadir O’dur. Kullarının üstünde her türlü tasarrufa sahip O’dur. Hüküm ve hikmet sahibi, her şeyden haberdar O’dur.” (el-Enâ’m, 17-18) bu bütün doğru dinlerde üzerinde durulan durumdur.Bütün peygamberlerin diliyle sihirbazlar ve sihirle uğraşanlar lanetlenmiştir. Ancak hikâye çocuklarımızı sihri özlemeye ve onu sevmeye teşvik ediyor. Onlardan her biri onun gibi bir sihirbaz olmayı diliyor!!

Batı yaşam biçimi bir hayatın merkezinde insan var hedefinde ise menfaatleri ve kazançları bulunmaktadır. İslam ise bizlere düşünce merkezimizin Allah’ın rızasını kazanmamızı öğretiyor. Allah’a itaat hayatımızın merkezidir. O’nun rızası çabalarımızın merkezidir. İşte çocuklara öğretmemiz gereken de budur: “Belirt: Cidden benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi (görünen ve görünmeyen) âlemlerin Rabb’i Allah içindir.” (el-Enâ’m, 162) bu düşük hikâyede fertlerin maslahatı arkasında koşan, sihir güçlerine güvenerek bütün mucizeleri yapan kahramanını takdim ediyorlar. Kimse kötülük savaşçısı takdim ettiklerini görmüyor. Hayır, şerrin herhangi bir yoluyla gelmez. Haram kılınanbir şeyde ilaç bulunmaz!.

“Poter” hikâyesi bizim hanif dinimizde Allah’ın haram kıldığı bir durum üzerinekuruludur. Bunu yapan lanetlenmiştir. İşte bu çirkin eylem sihirdir. Bizde ki Kur’an prensibi diyor ki: “Büyücü ise, ne yapsa (ne etse asla) iflah olmaz." (TaHa, 69)

4- Hikâye, korkutma ve dehşet üzerine kuruludur. Ancak bu şeytanların ve cinlerin dünyasında, suyollarında ki evlerinde, tuvaletlerde, pislik yerlerde olabilecek şeytani hayallerden ibarettir. İşte hikâye bundan oluşmaktadır. Sağlam bir karakter bunu reddeder. Çocukları böylesi korku ortamlarından uzaklaştırır. Çocukların ruhlarını ele geçiren ve bazı durumlarda cüretkâr yapan ve öyle ki bu dünyada şeytan dünyasında ki yaşama özendiren bir ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Bu durumda satanistler kötülüğe çağırmada bir zorluk bulamayacaklardır.

5-Hikâye en büyük sihirbazı öldüren ve dirilten bir imkâna sahip tarzda takdim etmektedir. O kuşu ve hayvanı da öldürüyor, daha sonra en güzel bir şekilde diriltiyor. Aynı şekilde hastaları iyileştiren biri olarak da takdim ediyor. Yaraları bir anda sihirli bir sözle tedavi ediyor. İşte bu çocuklarımızın düşünce ve psikolojik oluşumlarında olan bir bozulmadır. Öyle ise onlara daima Allah’ın şu sözünü öğretmeliyiz: “(Çünkü ibadet edeceğim) beni yaratan ve bana hidayet yolu gösteren O.Beni yediren, içiren O. Hastalandığımda bana şifa veren O. Benim canımı alacak, sonra beni diriltecek O. Ve hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O. (Yâ) Rabb’im! Bana hikmet (peygamberlik) ver ve beni (gönderdiğin) iyiler (peygamberler) arasına kat.” (eş-Şuâra, 78-83)

6- Batı için çocuğun Allah’a karşı kalbi sevgi ile dolu, O’na ibadet etmeye istekli bir tarzda yetişmesi önemli değildir. O, sadece eğlenceye ve göz kamaştıran durumları takdim etmeye önem verir. Bu nedenle çocuklarını katı maddecilik ve aşırı çıkar üzerine yetiştiklerini görüyoruz. Ruhun durumunu azalttıklarını ve maddeyi ona üstün kıldıklarını, kalp işlerinden, kâinat hakikatlerinden büyük bir uzaklaşma bulunmaktadır. Onlardan çok azı imanı aramak gibi bir çabası vardır. Ancak o, bazı durumlarda psikolojik olarak rahatlamak için imana yönelir ve onunla eğitilmeyi ise fazlalık olarak görür. Bu da İslam’ın bize çocuklarımızı eğitmede emrettikleriyle tamamen zıttır. Çünkü bize kalpte ki imanı korumakla ve onu rabbi ile bağlantılı kılmakla tavsiye ederek çocuklarımızı da bunun üzerine eğitmemizi emretmektedir. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem’in küçük çocuk Abdullah bin Abbas (r.a.) şunu emrediyor: Allah’ı koru ki O da seni korusun, Allah’ı koru sana yöneldiğini görürsün. Eğer yalvarırsan O’na yalvar, eğer yardım istersen Allah’tan yardım iste…”zenginler gezegenin neresinde, karanlıklar aydınlığın neresinde?!! Bitti.

Makaleyi tam okumak için burayı tıklayın:

http://www.islamselect.com/mat/42292

Dördüncüsü:

İslam sihir kitaplarının okunmasını yasaklamıştır. Bu filmi seyredenle okuyanın hükmü değişmez. Bilakis seyretme daha çok günahtır. Haram olan sihir uygulamalarını nazari olmaktan çıkarıp pratiğe dökmektedir. Bunun da seyreden üzerinde ve hayatında çok etkin bir durumu vardır.

Şeyh Abdulaziz bin Baz –Allah ona rahmet etsin- soruldu:

Sihir ve yıldız name kitaplarını okumanın ve yapmanın haram olduğunu faziletinizden açıklamanızı rica ediyorum. Çünkü bu durum çok yaygın bir şekilde vardır. Bazı arkadaşlarım bunları satın almak istiyorlar ve diyorlar ki: eğer bunlar zarar vermek için kullanılmazsa bunda haram olmaz. Açıklamanızı bekliyoruz. Allah sizi muvaffak etsin.

Cevap:

Bu soruyu soran gerçeği belirtmiştir. Müslümanlara düşen yıldız name ve sihir kitaplarından sakınmalıdırlar. Kim onları bulursa itlaf etsin. Çünkü o müslümana zarar vermekte ve onu şirke düşürmektedir. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem şunu buyurdu: “ Kim yıldız nameden bir şube iktibas ederse o, sihirden bir şube iktibas etmiştir. Sonra bu fazlalaştıkça fazlalaşır.”Allah büyük Kitab’ında iki melekten bahsederek: “Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Hârut ile Mârut adında iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Hâlbuki o iki melek, öğrenmek isteyenlere: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış öğrenip kâfir olmayasınız, demeden hiç kimseye (o indirilen ilmi) öğretmezlerdi.” (el-Baqarah, 102) buradan da sihri öğrenmek ve onu yapmanın küfür olduğuna delil olmuştur. İslam ehlinin sihri ve yıldız nameyi öğreten kitaplara savaş açmaları gerekir. Nerede bulurlarsa itlaf etmelidirler.

İşte bu bir görevdir. Ne ilim talebesi ve ne de başkası için o kitapları okuması ve onun içindekilerini öğrenmesi caiz değildir. Aynı şekilde ilim talebesi olmayan için de caiz değildir. Onları okumamalı ve içindekilerini öğrenmemelidir. Çünkü sonuçta Allah’a inkâr noktasına kişiyi getirmektedir. Nerede olursa olsun bunu itlafı gerekir. Aynı şekilde bütün sihir ve yıldız name kitapları da piyasadan kaldırılmalıdır.

“Fetava Nurun ala’d-Derb” (148/1) Darul-Vatan baskısı

Özetle:

“Harry Poter” denilen bu romanı almak müslümana helal değildir. Çünkü içeriğinde sihre ve sihirbazlara tazim vardır. İçeriğinde İslam inancına karşı gelen inançlar vardır. Film gibi çekilen bu romanı izlemenin caiz olmaması daha evladır. Seyredenlerin davranışları ve inançları üzerinde büyük etkisi vardır. İstenmeyen sahneler ve yasak müzik içermektedir.

Beşinci: “Ölüm ajandası” adlı son karton film- gerçek bir filme dönüştü- küfür inançlarını içermektedir. Film romanın kısa hikâyesi “Riko” adlı “Ölüm tanrısı”! “Ölüm Ajandası” adlı bir düşünceyi insanlık dünyasında ortaya atıyor. Film kahramanı “Yacama” bu düşünceyi kapıyor ve istediği kimseyi öldürebileceğini bilmek istiyor! Bu da ölmesini istediği kişinin adını yazma esnasında gerçekleşiyor. Ancak suretini bilme şartı burada vardır. Aynı şekilde ölüm biçimini kontrol edebilme yeteneğine de sahiptir. Eğer ölüm biçimini yazmışsa 40 saniye adın yazılmasından sonra yazdığı ölüm biçimi ile yazdığı ölüm gerçekleşmektedir. Bazı defalar ise ölüm biçimini yazmamışsa kalp krizinden ölüyor. Bundan sonra kötülerden kurtulmaya başlıyor. Onların adlarını ajandasına yazdığı zaman onları öldürüyor. Dedektif ise bu ölen kişilerin ölüm sebeplerini araştırmaya başlıyor. Hurafenin, şirkin, küfrün, ateizmin doldurduğu bir hikâyedir. Her defasında yeryüzünü kötülüklerden kurtaran bir küfrü takdim ediyor. Bu durumu sihirbaz “Harry Poter” de az önce görmüştük. Aynı şekilde Japon çizgi filmlerinden “Mike Maous” mazlumları kurtaran fare tanrısı kötülükleri ortadan kaldırıyor. İşte onlar burada “Ölüm tanrısı” –“Şinoğamu” adlı bir kişiyi getiriyorlar ki insanlığın vekili kılsınlar. İstediğini ölümle ortadan kaldırsın.

İslam’ı bilen bir muvahhid bu tür romanları, çizgi filmleri, filmleri yaymanın, seyretmenin ve okumanın şüphesiz helal olmadığını biliyor. Burada Tevhid akidesine açıktan muhalefet eden inançlar vardır. Okuyan ve seyreden üzerinde kötü bir etki bırakmaktadır.

Daha fazla bilgi için (110352), (71170), (97444) ve (111600) nolu soruların cevaplarına bakınız.

Allah en iyi bilendir.

Kaynak: İslam Soru-Cevap Sitesi

görüş bildirimi