Cumartesi 9 Rebiül-Evvel 1440 - 17 Kasım 2018
Türkçe

Vahşet (yalnızlık) namazı, bid'at olan bir namazdır. Kılınması câiz değildir. Bu namazın yasaklanması gerekir.

200177

Yayınlama tarihi : 17-07-2015

Gösterimler : 11453

Soru

Bir kız arkadaşım bana, ninesinin vefat ettiğini söyledi. Ben de onun cenazesinde hazır bulunma niyetindeydim. Fakat imtihanda olduğumuzdan, defnedilen yerin uzak olmasından ve oraya ulaşmak zor olduğundan dolayı gidemedim.
Benim, arkadaşımın ninesinin cenaze namazından geri kalmam câiz midir, yoksa değil midir?
Bu soruyu soruyorum. Çünkü ben, bir yerde (kitapta), müslümanlardan herhangi bir ev halkından bir müslümanın cenazesinde hiç kimse hazır bulunmazsa, o ev halkının hepsinin cezalandırılacağını okumuştum. Ben, insanların bu cenazeye geldiklerini biliyorum, fakat benim ev halkından değiller.Cenazeye gelmememden dolayı ben cezalandırılacaksam, bu cezadan nasıl kurtulabilirim ve bu cezaya ne keffâret olabilir?
Yine, bir arkadaşım bana, (cenazenin defnedildiği gün) yatsı namazından sonra kılınan ve "Vahşet (yalnızlık) Namazı" olarak adlandırılan iki rekâtlık bir namaz olduğunu, birinci rekâtında Fatiha'dan sonra Âyete'l-Kürsü ile birlikte 10 defa Kadir sûresinin, ikinci rekâtta ise, Fatiha'dan sonra ölenin adının zikredildiği, sonra da namazın normal şekilde tamamlanıp selâm verildiği ve bu namazın, ölüyü kabir azabından kurtarması için ölünün defnediği gece kılınmasının müstehap olduğunu söyledi. Ben, bu konuda, sizin bu web siteniz gibi, kaynak olarak dayanmakta olduğum hiçbir sahih delile rastlamadım. Bu namaz hakkındaki bütün deliller, hakkında hiçbir şey bilmediğim şiaya âit web sitelerde mevcuttur.
Bunun içindir ki bu gibi namazı kılmaktan veya kız arkadaşıma bu namazın bid'at olduğunu söylemekten çekiniyorum. Çünkü ben, bu namazın bir aslı var mıdır, yok mudur, hiçbir şey bilmiyorum.
Peki bu namazın dînde bir aslı var mıdır, yok mudur?

Cevap metni

Cevap:

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Birincisi:

Şer ve fitnenin meydana gelmesi, ahlâkî ve dînî fesadın vuku bulması sebebiyle, bir erkeğin, yabancı (namahrem) bir kadınla arkadaşlık ve dostluk ilişkisi kurması câiz değildir.

Bu konuda (1200), (9465) ve (103418) nolu soruların cevaplarına bakabilirsiniz.

İkincisi:

Ölünün cenaze namazını kılmak farzı kifâyedir.Müslümanlardan bir kısmı bunu yerine getirirlerse, bu farziyet diğerlerinden düşer. Aynı şekilde ölüyü yıkamak, kefenlemek ve kabristana götürüp defnetmek de farzı kifâyedir.

Bu konuda (14040) ve (127296) nolu soruların cevaplarına bakabilirsiniz.

Buna göre insanlar cenaze namazında hazır bulunmuşlar ve cenazenin namazını kılıp onu defnetmiş olduklarından, sizin bundan geri kalmanızda dolayı size bir günah yoktur. Özellikle imtihanlar ve oraya ulaşma imkanı zorluğundan dolayı cenaze namazından geri kalmakta siz mazursunuz. Aynı şekilde âile halkınıza da bundan dolayı bir günah yoktur.

Müslümanlardan herhangi bir ev halkından bir müslümanın cenazesinde hiç kimse hazır bulunmazsa, o ev halkının hepsinin cezalandırılacağına dâir okuduğunuz şeyin dînde hiçbir aslı yoktur.Sanırım siz, ilim ehlinin belirttiği, farzı kifâyenin tanımı hakkındaki sözlerini karıştırmışsınız.Çünkü ilim ehlinin sözlerinde farzı kifâyenin tanımı şudur:

"Şâri'in (Allah Teâlâ ve elçisi -sallallahu aleyhi ve sellem-), bütün mükelleflerden yapılmasını kesin olarak istemediği, mükelleflerden bir kısmı yerine getirirse, günahın diğerlerinden sâkıt olduğu, eğer hepsi terk ederse, hepsinin günahkâr olduğu hükümdür."

Fakat burada kastedilen şey şudur: bütün müslümanlar ölünün cenaze namazını kılmayı terk etmeleri, hiç kimsenin bunu yerine getirmemesidir. Cenaze namazının, ölünün yakın akrabaları veya âilesi olsalar bile, belirli bir ev halkı ile bir ilgisi yoktur.

Bu konuda Kuveyt Fıkıh Ansiklopedisi, c:7, s: 35'e bakabilirsiniz.

Üçüncüsü:

"Vahşet (yalnızlık) Namazı" olarak bilinen namaz, dînde sonradan çıkarılan bid'at bir namazdır. Ehl-i sünnet nezdinde böyle bir namaz bilinmemektedir, kitaplarında da böyle bir namaz geçmemektedir. Yalan, iftirâ, dînde bid'at çıkarmak ve Allah Teâlâ'nın izin vermediği şeyi dîn kılmakla yanıp tutuşan ve bununla tutkun olan kimse ancak bu namazı zikreder ve kılmakla emreder.

Bu namaz, bid'at konusunda aşırıya giden İmâmiye Şiâsı tarafından bilinmektedir. Bu namaz hakkında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den yalan bir hadis rivâyet etmektedirler. O hadisin metni de şöyledir:

لَا يَأْتِي عَلَى الْمَيِّتِ أَشَدَّ مِنْ أَوَّلِ لَيْلَةٍ، فَارْحَمُوا مَوْتَاكُمْ بِالصَّدَقَةِ، فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فَلْيُصَلِّ أَحَدُكُمْ رَكْعَتَيْنِ لَهُ.

"Ölü için kabre bırakıldığı ilk geceden daha çetin bir saat yoktur.Öyleyse sadaka vermekle ölülerinize merhamet edin; sadaka verecek bir şey bulamazsanız, iki rekat namaz kılın."

İmâmiye Şiâsı, bu namazın, ilk gecede mü'min ölüden kabrin yalnızlığını, şiddetini ve azabını kaldıracağını ve yeniden diriliş gününe kadar Allah Teâlâ'nın kendisine kabrini genişleteceğini iddiâ etmektedirler.

Bu namazın bâtıl olduğuna delil olarak şu söz yeterlidir:

Ehli sünnet nezdinde ve sahih muttasıl senetlerle rivâyet olunan hadis kitaplarında bu namazın hiçbir aslı yoktur. Bu namaz, ancak bid'at, yalan ve dalâlet ehlinin kitaplarında bulunmaktadır.

Bu konuda (92781) nolu sorunun cevabına bakabilirsiniz. Zirâ orada bid'at ehlinden, onların kitaplarından ve dalâletlerinden sakınılması gerektiği konusunda açıklama vardır.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.

Kaynak: İslam Soru-Cevap Sitesi

görüş bildirimi