Pazar 10 Rebiül-Evvel 1440 - 18 Kasım 2018
Türkçe

Bir Yahudi veya Hıristiyan Allah'ı birliyor, fakat Kur'an ile hükmetmiyorsa, hükmü nedir?

Soru

Yahudi veya Hıristiyan birisi, Allah'a îmân ediyor, O'nun hiçbir ortağının olmadığına ve elçilerin (peygamberlerin), Allah tarafından gönderildiklerine inanıyor, fakat Kur'an'ın Allah katından indiğine inanmakla birlikte onunla hükmetmiyor ve asıl Tevrat ile hükmetmenin câiz olduğuna inanıyorsa, bu kimse müslüman sayılır mı?

Cevap metni

Cevap:

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Bu soruyu hocamız Abdurrahman el-Berrâk'a gönderdik. Bunun üzerine kendisi şöyle cevap verdi:

"Allah Teâlâ katından indirilen bütün kitaplara ve bütün elçilere (peygamberlere) îmân etmek, îmân esaslarındandır. Kitapların en şereflisi Kur'an-ı Kerim ve elçilerin en fazîletlisi ve sonuncusu, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e îmân etmek de bu iki esasa girer. Allah Teâlâ'nın, onu insanların hepsine birden elçi olarak göndermesinden kıyâmet kopuncaya kadar Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ın elçisidir.

Bu sebeple bütün ümmetlerden her insanın ona îmân etmesi, ona tâbi olması ve onun şeriatı ile hükmetmesi gerekir.Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve Kur'an'a îmân ettiğini iddiâ eden,fakat onunla hükmetmeyen, onun getirdiği her şeye tâbi olmayan ve haber verdiği her şeyi tasdik etmeyen kimse, ne müslümandır, ne de mü'mindir. Eğer bu hâl üzere ölürse, -yalnızca Allah'a îmân ettiğini, O'nun hiçbir ortağının bulunmadığına ve bütün elçilere inandığını iddiâ etse bile- bu kimse cehennem halkındandır. Zirâ elçilere ve Kur'an'a îmân etmek, emrine boyun eğmeden, ona tâbi olmadan ve onunla hükmetmeden sadece tasdik etmekten ibâret değildir.Çünkü müşriklerin pek çoğu Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i kalpleriyle tasdik ediyorlardı.Hatta müşriklerden onu,kalbi ve diliyle tasdik eden kimse bile vardı. Tıpkı amcası Ebu Talib gibi. Fakat Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e tâbi olmamakta ısrar ettiklerinde bu tasdik onlara hiçbir fayda vermemiştir. Yine Yahudi ve Hıristiyanlar babalarını tanıdıkları gibi onu tanıyorlardı. Onlardan kimisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i açıkça tasdik ediyordu. Ama ona tâbi olmaktan yüz çevirdiklerinde bu tanımaları ve tasdikleri onlara hiçbir fayda vermemiştir. Böylelikle onlar, canları ve malları kendisine helal kılınan kâfirler olarak görülmüşlerdir. Bundan dolayı Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- onlarla savaşmıştır. Nitekim Allah Teâlâ, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i onlara üstün kılmış, dînini de bütün dînlere üstün kılmıştır.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ [سورة الصف9 الآية: 9]

"O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dînini, bütün dinlere üstün kılmak için, elçisini hidâyet ve hak din ile gönderendir."[1]

Bu sebeple her Yahudi ve Hıristiyanın, Allah Teâlâ'nın, elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirmiş olduğu İslâm dînine girmesi gerekir. Çünkü Muhammedî risâlet, son ve geçmiş dînleri nesheden, hükümlerini kaldıran bir risâlettir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ دِيناً فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ [ سورة آل عمران الآية :85 ]

"Kim İslâm'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan asla kabul edilmeyecek ve o, âhirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır."[2]

Sahih hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ، لاَ يَسْمَعُ بِي أَحَدٌ مِنْ هَذِهِ الْأُمَّةِ يَهُودِيٌّ وَلاَ نَصْرَانِيٌّ، ثُمَّ يَمُوتُ وَلَمْ يُؤْمِنْ بِالَّذِي أُرْسِلْتُ بِهِ إِلاَّ كَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ. [ رواه مسلم ]

"Muhammed'in nefsi elinde olan Allah'a yemîn olsun ki, bu ümmetten Yahûdi olsun, Hıristiyan olsun, kim beni(m elçiliğimi) işitir de sonra gönderildiğim dîne îmân etmeden ölürse, o cehennem halkındandır."[3]

Buna göre İslâm şeriatına îmân etmeden ve Kur'an-ı Kerim'in hükmüne sıkı sıkıya bağlanmayan Yahudi veya Hıristiyanın dîni geçerli değildir.Çünkü Kur'an, geçmiş kitapların hepsine hâkim ve üstündür.Tevrat ve İncil ise neshedilmiş, tahrif ve tebdile uğramıştır.

Allah Teâlâ en iyi bilendir."[4]


[1] Saf Sûresi: 9

[2] Âl-i İmrân Sûresi: 85

[3] Müslim, hadis no: 218

[4] Şeyh Abdurrahman el-Berrâk

görüş bildirimi