Cuma 17 Zilkade 1440 - 19 Temmuz 2019
Türkçe

İstikametle imanın bir arada kullanılmasının sonuçları nelerdir.

Soru

İstikametle imanın bir arada kullanılmasının sonuçları nelerdir?

Cevap metni

Allah’a hamd olsun,

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.”[1]

Hafız İbn kesir rahimehullah şöyle dedi: “Erkek olsun kadın olsun her kim Allah’ın kitabı ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine uygun salih amel işlerse yüce Allah ona vadettiği müjdeyi gerçekleştirecektir. Nitekim yüce Allah ona dünyada hoş bir hayat yaşatacak ve ahirette en güzel bir şekilde mükâfatlandıracaktır. Hoş hayat her hangi bir yönden rahatlık içeren bir hayatı kapsar. İbn Abbas radiyallahu anhu ve bir takım kişiler bunu helal ve temiz rızık anlamında tefsir etmişlerdir. Ali radiyallahu anhu, kanaata yorumlamıştır. Aynı şekilde İbn Abbas, İkrime ve Vehb bin Münebbih ve Ali radiyallahu anhu: Mutluluk olduğunu söylemişlerdir. Dahhak: Helal rızık ve dünyada ibadet olarak tefsir etmiştir. Ayrıca gönüllerin ibadetlere açılması ve salih amellerin yapması anlamını vermiştir. Sonuç olarak hoş hayat tüm bunları içerir[2]

Yüce şöyle buyurdu: Kim kötülük (şer, derecat düşürücü ameller) işlerse mislinden daha fazla cezalandırılmaz. Kadınlardan veya erkeklerden kim salih amel (nefsi ıslâh edici ameller, nefs tezkiyesi) işlerse işte onlar, (îmânı artan) mü’minlerdir. Onlar, cennete konulacak ve hesapsız rızıklandırılacaktır.[3]

Başka bir ayette: “Kim de Mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.”[4]

 “Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan.”[5]

 Bu ayeti kerimeler kulun Allah’a iman edip amelinde ise rabbine ihlaslı olur ve ibadetinden hiçbir şeyi ortak edinmezse, Allah’ın şeriatı üzerine istikamet eder ve bu yoldan çıkmazsa: hem dünya hem de ahiret mutluluğuna erer, her ikisinde kurtuluşa erer. Dünya da ulaşacağı en büyük nimet: kalbinde huzur ve gönül ferahlığı ile rızıklanmasıdır. Ayrıca iman ve yakin ile ibadetlere yönelme, salih amel işlemesi, açık ve gizli fitnelerden uzaklaşmasıdır. İnsan bu durum üzerine ölürse kabir fitnesinden kurtulur, hesapta kolaylık görür, mükafatını kat kat alır, günahları sevaplara çevrilir, Allah’ın rahmetiyle cennete girer sonsuz bir mutluluk ve ölümsüz ebedi bir hayat yaşar. Cennette hiçbir insanın gözü görmediği, kulağı duymadığı ve kimsenin aklına gelmeyen nimetler görür.

Yüce Allah şöyle dedi:  Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!” (31-32) “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var.”[6]

En iyisini Allah bilir.

 

____________________________________________

[1] Nahl, 97

[2] İbn Kesir, 4/516

[3] Ğafir, 40

[4] İsra, 19

[5] Taha, 112

[6] Fussilet, 30-32

Kaynak: İslam Soru-Cevap Sitesi

görüş bildirimi