Çarşamba 4 Rebiüs-Sani 1440 - 12 Aralık 2018
Türkçe

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e niçin salât getiriyoruz?

180852

Yayınlama tarihi : 17-02-2015

Gösterimler : 2028

Soru

Yeryüzünde 1400 yıldan beri milyarlarca insan yaşadı. İnsanlar, bütün namazlarında, özel duâlarında ve O'nun adının anıldığı her vakitte Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salavât getirmektedirler. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her türlü günahlardan korunmuş (masum) ve kâmil bir insan olduğuna göre, onu cennete girdirmesi için bizden niçin bütün bu selâmlara ve bereket duâlarına ihtiyaç duymaktadır? Oysa kâmil olmayan biziz ve bizi cennete girdirmesi için bu selâmlara ve bereket duâlarına şiddetle muhtaç olan biziz. Yoksa Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getirmemizin ve O'na selâm vermemizin farklı başka bir sebebi mi vardır?

Cevap metni

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Birincisi:

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getirmek; en fazîletli ibâdetlerden ve kulu, Allah'a yaklaştıran en kıymetli amellerdendir.

Nitekim Allah Teâlâ, mü'min kullarına bunu emrederek şöyle buyurmuştur:

إِنَّ اللهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً [سورة الأحزاب الآية: 56 ]

"Şüphesiz Allah ve melekleri, Nebi'yesalât[1] getirirler. Ey îmân edenler! Siz de O'na salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin."[2]

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de kendisine salât getirmeye teşvik etmiş, ecrinin kat kat fazla olduğunu, kulun günahlarının bağışlanması ve ihtiyaçlarının giderilmesi için salâtın bir vesile olduğunu beyan etmiştir.

Nitekim Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

مَنْ صَلَّى عَلَيَّ صَلَاةً وَاحِدَةً صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ عَشْرَ صَلَوَاتٍ، وَحُطَّتْ عَنْهُ عَشْرُ خَطِيئَاتٍ، وَرُفِعَتْ لَهُ عَشْرُ دَرَجَاتٍ. [ رواه النسائي وصححه الألباني في صحيح سنن النسائي ]

"Kim bana bir defa salât getirirse, Allah da ona on salât eder, ondan on günahını siler ve (cennetteki)derecesini on kat artırır."[3]

Ubeyy b. Ka'b'dan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللهِ! إِنِّي أُكْثِرُ الصَّلَاةَ عَلَيْكَ، فَكَمْ أَجْعَلُ لَكَ مِنْ صَلَاتِي؟ فَقَالَ: مَا شِئْتَ، قَالَ: قُلْتُ: الرُّبُعَ؟ قَالَ: مَا شِئْتَ، فَإِنْ زِدْتَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكَ، قُلْتُ: النِّصْفَ؟ قَالَ: مَا شِئْتَ، فَإِنْ زِدْتَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكَ، قَالَ: قُلْتُ: فَالثُّلُثَيْنِ؟ قَالَ: مَا شِئْتَ، فَإِنْ زِدْتَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكَ، قُلْتُ: أَجْعَلُ لَكَ صَلَاتِي كُلَّهَا ؟ قَالَ: إِذًا تُكْفَى هَمُّكَ، وَيُغْفَرُ لَكَ ذَنْبُكَ. [ وروه الترمذي وحسنه الألباني في سنن الترمذي]

"Ey Allah'ın elçisi! Ben sana çok salât getiriyorum. Duâmın ne kadarını sana tahsis edeyim? dedim.

Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

-Dilediğin kadarını(tahsis edebilirsin).

Ben de:

-Dörtte birini (tahsis edeyim mi)? dedim.

O:

-Dilediğin kadarını(tahsis edebilirsin). Fakat artırırsan senin için daha hayırlı olur, buyurdu.

Ben:

-Yarısını (tahsis edeyim mi)? dedim.

O:

-Dilediğin kadarını(tahsis edebilirsin).Fakat artırırsan senin için daha hayırlı olur, buyurdu.

Ben:

-Üçte ikisini (tahsis edeyim mi)? dedim.

O:

-Dilediğin kadarını(tahsis edebilirsin). Fakat artırırsan senin için daha hayırlı olur, buyurdu.

Ben:

-Duâmın hepsini (tahsis edeyim mi)? dedim.

Bunun üzerine şöyle buyurdu:

-O zaman (salât vesilesiyle) sıkıntıların giderilir ve günahların da bağışlanır."[4]

İkincisi:

Yukarıda: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her türlü günahlardan korunmuş (masum) ve kâmil bir insan olduğuna göre, onu cennete girdirmesi için bizden niçin bütün bu selâmlara ve bereket duâlarına ihtiyaç duymaktadır? Oysa kâmil olmayan biziz ve bizi cennete girdirmesi için bu selâmlara ve bereket duâlarına şiddetle muhtaç olan biziz" diye soran bayan kardeşim!

Bu itirazınızın, şu sebeplerden dolayı yeri yoktur:

1. Biz, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getirmek ve selâm vermekle emrolunduk.

Nitekim Allah Teâlâ, bu konuda şöyle buyurmuştur:

إِنَّ اللهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً [سورة الأحزاب الآية: 56 ]

"Şüphesiz Allah ve melekleri, Nebi'yesalât[5] getirirler. Ey îmân edenler! Siz de O'na salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin."[6]

Salât, bir ibâdettir. Müslümanın; Allah Teâlâ'nın emrine uyması ve O'nun emrine itiraz etmemesi gerekir.

2. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getirmenin fazîleti, sadece Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e dönmez. Aksine O'na salât getiren kimseye de döner.Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getirmek hakkında gelen hadislerdeki fazîlet, yalnızca Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getiren kimse içindir.

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in:

مَنْ صَلَّى عَلَيَّ صَلَاةً وَاحِدَةً صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ عَشْرَةً.

"Kim bana bir defa salât getirirse, Allah da ona on salât eder."

Hadisini şerh ederken şöyle demiştir:

"Yani sen: 'Allahım! Muhammed'e salât et, dediğin zaman, Allah da bu salât vesilesiyle sana on defa salât eder. Böylelikle Allah Teâlâ, kendisine yakın meleklerinin yanında sana on defa senâda bulunmuş olur."[7]

3. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hakkı, Allah Teâlâ'nın hakkından sonra hakların en büyüğüdür. Allah Teâlâ, O'nun vesilesiyle cinleri ve insanları kurtarmış ve küfür karanlıklarından îmân nuruna çıkarmıştır.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

هُوَ الَّذِي يُنَزِّلُ عَلَى عَبْدِهِ آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَإِنَّ اللهَ بِكُمْ لَرَؤُوفٌ رَّحِيمٌ [ سورة الحديد الآية: 9 ]

"O, size karanlıklardan aydınlığa (küfür karanlıklarından îmâm nuruna)çıkarmak için kulu Muhammed'e apaçık âyetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir."[8]

Başka bir âyette şöyle buyurmuştur:

الر كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ [ سورة إبراهيم الآية: 1 ]

"Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, her şeye galip ve övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır."[9]

Allah Teâlâ'nın, nihâyetinde bir beden sağlığı olmasına rağmen iyileşmesini elinde vesile kıldığı bir doktoru, insan onun adını sıkça anıyorsa, Allah Teâlâ'nın, insanın hem ruhunu, hem de bedenini, onun elleriylesıhhata kavuşturduğu kimsenin durumu nice olur?

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmeti üzerindeki haklarından birisi de, yaptığı iyiliğe ve O'nun üzerimizdeki bazı haklarına karşılık olarak O'na sıkça salât getirmektir.

İbn-i Kayyim -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

"Şüphesiz Allah Teâlâ, kendisinin ve meleklerinin O'na salât getirdiklerini haber verdikten hemen sonra mü'minlere O'na salât getirmelerini emretmiştir. Bunun anlamı; Allah Teâlâ ve O'nun melekleri, elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getiriyorlarsa, siz de ona salât getirin.O'nun risâleti sayesinde nâil olduğunuz bereket sebebiyle O'na salât ve selâm getirmeye siz daha hak sahibisiniz."[10]

Değerli âlim Abdurrahman es-Sa'dî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

" ... يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً

"…Ey îmân edenler! Allah'ı ve meleklerini örnek alarak, sizin üzerinizdeki bazı haklarına karşılık olması, îmânınızın kemâle ermesi, O'na saygı göstermeniz, O'nu sevmeniz, O'na bir ikram olması, sevaplarınızın artması ve günahlarınızın bağışlanması için siz de O'na salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin."[11]

Allah'ın salât ve selâmı, gece ve gündüz, birbiri ardınca döndüğü sürece kıyâmete kadar O'nun üzerine olsun.

Allah'ın salât ve selâmı, O'nu anan salih kimselerin sayısınca O'nun üzerine olsun.

Ey bacım!

Sen de nefsini bu fazîletten mahrum etme!

Allah Teâlâ, itaatleri fırsat bilerek onları değerlendirmede bize yardım etsin ve nefislerimizin kötülüklerinden bizi korusun. Şüphesiz O, karşılıksız verendir, çok cömerttir.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.


[1] Şüphesiz Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât ve selâm getirmek, en fazîletli ve mü'mini Allah'a yaklaştıran en büyük amellerdendir. Müslüman, O'na salât ve selâm getirmekle, Rabbinden salât ve selâma, cennette derecesinin yükselmesine, sevaplarının artmasına, günahlarının bağışlanmasına, dünya ve âhirette mutluluğa nâil olur.

"Salât"ın ne anlama geldiği konusunda âlimler şöyle demişlerdir:

Allah'ın kuluna salât etmesi; onu meleklerinin yanında methetmesidir.

Meleklerin salât etmesi; onun için Allah Teâlâ'dan istiğfarda bulunmasıdır.

İnsanların salât etmesi ise; ona duâ etmesidir.

[2] Ahzâb Sûresi: 56

[3] Nesâî, hadis no: 1297. Elbânî, "Sahih-i Sünen-i Nesâî"de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.

[4] Tirmizî, hadis no: 2457. Elbânî de "Sahih-i Sünen-i Tirmizî"'de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.

[5] Şüphesiz Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât ve selâm getirmek, en fazîletli ve mü'mini Allah'a yaklaştıran en büyük amellerdendir. Müslüman, O'na salât ve selâm getirmekle, Rabbinden salât ve selâma, cennette derecesinin yükselmesine, sevaplarının artmasına, günahlarının bağışlanmasına, dünya ve âhirette mutluluğa nâil olur.

"Salât"ın ne anlama geldiği konusunda âlimler şöyle demişlerdir:

Allah'ın kuluna salât etmesi; onu meleklerinin yanında methetmesidir.

Meleklerin salât etmesi; onun için Allah Teâlâ'dan istiğfarda bulunmasıdır.

İnsanların salât etmesi ise; ona duâ etmesidir.

[6] Ahzâb Sûresi: 56

[7] İbn-i Useymîn, "Riyâzu's-Sâlihîn Şerhi"

[8] Hadid Sûresi: 9

[9] İbrahim Sûresi:19

[10] "Celâu'l-Efhâm"

[11] "es-Sa'dî Tefsiri", c: 1, s: 671 (Ahzâb Sûresi: 56. âyetin tefsiri)

Kaynak: İslam Soru-Cevap Sitesi

görüş bildirimi