Dış görünüme aşırı ve ölçüsüz şekilde önem vermek, yerilmiş bir aşırılıktır. Zira İslâm, ifrat ile tefrit, aşırılık ile ihmalkârlık arasında bir denge dinidir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde ziynetinizi (güzel elbisenizi) alın; yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A‘râf, 31)
Allah Teâlâ bu ayette, namaz ve mescit için güzel giyinmeyi emretmiş, yeme ve içmeyi helâl kılmış; ardından israf ve aşırılıktan sakındırmış ve israf edenleri sevmediğini bildirmiştir.
Yine Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Malını saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı nankördür.” (İsrâ, 26–27)
Malını savurganca harcayan kimse, şeytanın ahlâkına benzediği için onunla aynı safta anılmıştır; çünkü malı faydasız yerlere harcar. Âlimlerin ifadesiyle bunun ölçüsü şudur: Harcanan şeyde ne dinî ne de dünyevî bir faydanın bulunmaması.
Müminin vasfı ise Allah Teâlâ’nın şu ayette bildirdiği gibidir:
“Onlar harcadıklarında ne israf ederler ne de cimrilik yaparlar; ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar.” (Furkan, 67)
Yani mümin, harcamalarında israf, savurganlık ve cimrilik arasında mutedil bir yol izler. İbn Abbas (radıyallahu anhümâ) şöyle demiştir:
“Ye, iç ve giyin; yeter ki iki şeyden uzak dur: İsraf ve kibir.”
Ne var ki insanların birçoğu dış görünüşünü en güzel, en temiz ve en hoş hâle getirmeye büyük özen gösterirken; Allah’ın sakındırdığı kalp hastalıklarından—nifak, yalan, haset, kibir, riya, övünme, kendini beğenme, zulüm, cehalet, müminlere karşı kin, haram şehvetler ve benzeri kötülüklerden—kalbini arındırmayı ihmal etmektedir.
Oysa Allah Teâlâ, takva elbisesinin, zahirî elbiseden daha hayırlı olduğunu açıkça bildirmiştir:
“Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek bir elbise ve bir de süs verdik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır. İşte bunlar Allah’ın ayetlerindendir; umulur ki düşünürler.”
(A‘râf, 26)
Bu hakikati bir şair şöyle dile getirmiştir:
Kişi takva elbisesini kuşanmazsa
Giyinik olsa bile çıplak dolaşır
Kulun en hayırlı elbisesi Rabbine itaattir
İsyankâr olanda hayır yoktur
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de kulun kurtuluşunun ölçüsünü şu veciz hadisle açıklamıştır:
“Şüphesiz Allah, sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve amellerinize bakar.”
(Müslim, Ebû Hureyre’den rivayet etmiştir)
Kalpler, takvanın mahalli; ameller ise Allah katındaki terazidir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur:
“Allah katında en hayırlınız, O’na karşı en çok takva sahibi olanınızdır.”
(Hucurât, 13)
Bu sebeple, insanların baktığı dış görünüşünü temizleyip süsleyen; fakat Allah’ın baktığı kalbini arındırıp güzelleştirmeye önem vermeyen kimseye hayret edilir.
Allah’tan; kalplerimizi ıslah etmesini, dillerimizi temizlemesini ve azalarımızı kendisine itaatte kullanmamızı niyaz ederiz.
Kaynak:
Mesâil ve Resâil – Muhammed el-Mahmûd en-Necdî, s. 15