Kişinin geleceğe dair ihtiyaçlarını planlamasında, gerçekleştirmek istediği şeyleri önceden düşünmesinde ve “yarın bunu yapacağım, bir hafta sonra yahut seneye şunu gerçekleştireceğim” demesinde hiçbir sakınca yoktur. Ancak bununla birlikte mutlaka “inşallah” demesi gerekir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“İnşallah /Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! .” (Kehf, 18/23-24)
İnsanın gelecekte yapmayı niyet ettiği yahut olmasını umduğu her şey, aslında bir ümide dayanır. İşte bu ümit, insanları çalışmaya sevk eden şeydir. Mümin, dünyada hem dinine hem de dünyasına fayda sağlayacak şeyleri elde etmeye gayret eder; sebeplere başvurur, Allah’a tevekkül eder ve O’ndan yardım ister. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Sana faydalı olan şeye gayret et, Allah’tan yardım dile.” (Müslim, Kader, 2664)
Yüce Allah da şöyle buyurur:
“O’na kulluk et ve O’na tevekkül et.” (Hud, 11/123)
Kâfir veya gaflet içindeki kimse ise yalnızca sebeplere güvenir, Rabbini unutur. Halbuki mülk Allah’ın elindedir ve O dilemedikçe hiçbir şey gerçekleşmez. Eğer insan, ölümü veya başka engelleri sürekli düşünüp bunların gölgesinde yaşasaydı, hiçbir iş yapamaz, maslahatlarını yerine getiremezdi. Bu sebeple hayatın devamı için bir miktar ümide ihtiyaç vardır.
Bununla beraber, müminin uzun emel sahibi olmaması gerekir. Yani dünyaya bağlanmamalı, onun zevk ve menfaatlerini asıl hedef edinmemelidir. Aksine, daima ahireti göz önünde bulundurmalı, kendisini Rabbine yaklaştıracak salih amellere yönelmeli, Allah’ın nimetlerini O’na itaat yolunda kullanmalıdır. Böylece hem dünya hem de ahiret saadetine kavuşur.
En doğrusunu Allah bilir.