Gayrimüslimlere —özellikle fakir, akraba veya komşu iseler— kurban etinden vermekte hiçbir sakınca yoktur.
Bunun delili Yüce Allah’ın şu buyruğudur:
“Allah, sizinle din uğrunda savaşmamış ve sizi yurtlarınızdan çıkarmamış kimselere iyilik yapmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever.”(el-Mümtehine, 8)
Gayrimüslim komşuya kurban etinden vermek, bu ayette izin verilen bir iyilik (birr) kapsamına girer.
Mücâhid’den nakledildiğine göre:
Abdullah b. Amr (r.a.)’a ailesi tarafından bir koyun kesilmişti. Eve geldiğinde “Yahudi komşumuza bir pay gönderdiniz mi? Yahudi komşumuza bir pay gönderdiniz mi?” diye sordu.
Sonra şöyle dedi: “Rasûlullah s.a.v’i şöyle buyururken işittim:
‘Cebrâil bana komşuya iyilik etmeyi o kadar tavsiye etti ki, neredeyse onu mirasçı kılacağını sandım.’”
(Tirmizî, 1943; el-Elbânî, Sahîh’te sahih görmüştür.)
İbn Kudâme (rahimehullah) şöyle der:
“Kurban etinden kâfire yedirmek caizdir; çünkü bu, nafile bir sadakadır. Dolayısıyla zimmet ehline ve esire verilmesi caiz olur; tıpkı diğer nafile sadakalar gibi.”(el-Muğnî, 9/450)
Daimî Fetva Komisyonu’nda (11/424) şöyle geçer:
“Kurban etinden, zimmet ehli veya esir olan gayrimüslime yedirmek caizdir. Fakirliği, akrabalığı, komşuluğu veya kalbini İslâm’a ısındırmak maksadıyla da verilebilir.
Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
‘Allah, sizinle din uğrunda savaşmamış ve sizi yurtlarınızdan çıkarmamış kimselere iyilik yapmanızı yasaklamaz...’
Ayrıca Nebî s.a.v, Asmâ bint Ebî Bekr’e annesine (müşrik olduğu hâlde) mal ile iyilik etmesini emretmiştir.”
Şeyh İbn Bâz (rahimehullah) da şöyle demiştir:
“Bizimle savaş hâlinde olmayan kâfir —ister eman verilen, ister antlaşmalı olsun— kurban etinden ve sadakadan pay alabilir.”
(Mecmû‘ Fetâvâ İbn Bâz, 18/48),
Allah en doğrusunu bilendir.